
Ülkenin üzerindeki insan yapımı kara bulutlar
Yelkenci, denizci arkadaşlarım iki gündür cep telefonlarındaki meteoroloji haritalarını gönderiyor. Ben pek anlamam bu işlerden ama çarşamba günü İstanbul’da tanık olduğumuz yağmurun bulutları ülkenin bütün Kuzey Batısını kaplamış durumda.
Bunlar gerçek kara bulutlar, beraberinde doğal afet getiriyor.
Ama bir de algıladığımız kara bulutlar var ki, onların getirdiği afet korkarım daha kalıcı sonuçlar yaratıyor. Üstelik doğal değil, tamamen insan yapımı bir afet.
Bakın, ardı ardına o kadar çok şey yaşanıyor ki İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı, neredeyse herkesin eğer aday olabilseydi 2023’te seçilmiş olacağına garanti gözüyle baktığı, bir sonraki seçimi kazanacağına neredeyse herkesin kanaat getirdiği Ekrem İmamoğlu’nun 2500 yılı aşan bir hapis istemiyle yargılandığı davada ilk kez kendini savunacak olması bile gündemde en üst sıraya çıkamadı.
Ülkemiz 19 Mart 2025 sabahından başlayarak aradan geçen 19 ayda herhalde yüzlerce kez güne bir ucu siyasete, CHP’nin belediyelerine değen operasyon haberleriyle başladı. O kadar çok operasyon oldu ve oluyor ki, küçük ilçe belediyelere yapılan operasyonları artık haberden bile saymıyoruz.
Ülkemizin bir şafak vakti operasyonları ülkesine dönüşmesi neredeyse kanıksandı, normal, hatta sıradan bir şeymiş gibi algılanmaya başladı.
Bu devasa polis devleti kara bulutu yetmiyormuş gibi çarşamba sabahı güne HalkTV adlı kanala el konması ve kanalın susturulmasıyla başladık. Daha önce Tele1 adlı kanala aynen böyle çökülmüştü. Daha geçen hafta T24 susturuldu.
Alın size bir kara bulut daha.
Bunlar gelip geçici gündem mühendisliği operasyonları da değil. İktidarın en çok 18 ay sonra yapılacak seçimlere rakipsiz, dikensiz bir gül bahçesinde girmek isteğinin ve seçimi kazanmak konusunda yapmayacağı, göze almayacağı şey kalmadığının doğrudan işaretleri.
Geçmişte bir sefer, medyanın daraltılmasından ve medyaya zorla el konmasından hareketle “Yarın öbür gün sıradan bir trafik kazasının haberini bile okuyamayabilirsiniz” demiştim okurlarıma. Oraya geldik işte.
Fon soygunu ve boyutları hakkında haber alabildiğiniz kaç yayın organı kaldı?
Bir sonraki büyük veya küçük rezaletten hiç haberiniz olmayacak.
Bakın, Türkiye’nin Merkez Bankası bu hafta başından beri dolar kurunu biraz gevşetmiş durumda. Peki bu durumla ilgili soru nerede sorulabildi? Tayland’da! Haberi kimden aldık? Amerikan Bloomberg Haber Ajansından. Aynen fon soygununu haber aldığımız gibi, onu da en önce Bloomberg yazmıştı.
Arkadaşlarımın gönderdiği meteoroloji haritaları ve uydu görüntüleri kara bulutların giderek yoğunlaştığını gösteriyor.
Ama bu doğa. Yarın o bulutlar dağılır, yeniden güneş açar.
Peki ülkemizde insan eliyle yaratılan diğer kara bulutlar? Onlardan kurtulma ihtimalimiz var mı?
Evet, elbette var. Ama korkarım o bulutlar önümüzdeki 18 ay boyunca daha da yoğunlaşacak.
Tayyip Erdoğan ve onunla birlikte iktidara tutunmuş olan bir kaç on bin kişi hayat memat mücadelesi veriyor kendileri için. Bu mücadelede aşmayacakları sınır, geçmeyecekleri kırmızı çizgi yok gibi duruyor.
Şimdilik hedefleri seçimi kazanmak ama yarın öbür gün seçimi de kazanamayacaklarını görürlerse ne olacağını, neye cüret edeceklerini hiçbirimiz bilmiyoruz.
Bildiğimiz tek şey, özellikle son 20 aydır yaşadıklarımızın hiçbirinin normal olmadığı. Dolayısıyla en azından 18 ay daha normal olmayan şartların daha da anormalleşmesini beklemekten daha doğalı yok.
Ama normal ötesinde yaşadığımızı bilmek aynı zamanda günün birinde yeniden “normal”in geri geleceğine dair en büyük güvencemiz aynı zamanda.
O gün gelene kadar daha çok afet yaşayacağız maalesef.

