29-10-2026
İsmet Berkan

Küllerinden yeniden doğmak ve geleceğe bakmak

Küllerinden yeniden doğmak ve geleceğe bakmak

Bugün, ülkemizin en büyük bayramı, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümü.

Ama bana soracak olursanız, Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’te kurulmadı; 23 Nisan 1920’de kuruldu.

Türkiye’nin yıkılmış, işgal edilmiş, en önemlisi şahsiyetsizleşmiş Osmanlı rejiminin küllerinin üstünde yeniden kurulma günü, doğum günü bence 23 Nisan 1920’dir.

Bunun hiç kuşkusuz öncesi vardır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk, Amasya tamimi ile açılan isyan bayrağı, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile çizilen yol haritası ve “Halk egemenliği” ilkesinin benimsenmesi ve nihayet sultanın tebası olmaya tamamen karşı çıkılıp “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denilerek 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması.

Esas devrim budur.

Bu devrimi yapanlar açısından baktığınızda, 29 Ekim, Anayasada yapılan ve idari sistemi değiştiren basit bir değişikliktir. 

Hatta, Nutuk’u dikkatle okursanız, Atatürk açısından 29 Ekim günü yapılan şey, bir siyasi manevradır, Meclis’teki muhalifleri açığa düşürme hareketidir.

Söylemeye çalıştığım gibi “Anadolu Devrimi” diye esas yapılan şey, halk iradesini padişahın iradesinin üstüne koymaktır.

Nitekim o halk iradesi, daha Cumhuriyet ilan edilmeden, Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştı bile.

Cumhuriyetin anlamı, zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığıdır. O Meclis’tir zaten Cumhuriyet’i ilan eden.

Ama yanlış anlamayın. 29 Ekim’i küçümsüyor değilim; tam tersine bugün bizim en büyük bayramımız.

Cumhuriyet, Osmanlı’nın enkazı altında kalmış, ölüm ve yok olma tehlikesini yaşayan bir halkın, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının önderliğinde o enkazdan kurtulup kendine yeni bir bina yapmasının öyküsü.

Ama tabii sadece enkazın altından çıkmak yetmiyor; inşa edilen o binanın bir daha yıkılmayacak sağlamlıkta olması da gerekiyor.

Cumhuriyet rejimin yaşamanın hepimize verdiği bir büyük sorumluluk var: O binanın sağlamlığından ve hep sağlam kalacak olmasından artık sadece biz sorumluyuz. Binamıza bir şey olursa suçu başkasına atamayız.

103 yıldır güçlene güçlene ayakta duran Cumhuriyetimiz geçmişe değil hep geleceğe bakması gereken bir kurum.

Bugün bayram, tadını çıkaralım.

Ama yarın, yorulmadan çalışmaya devam.

Unutmayın, Cumhuriyet halkın egemenliği demektir. Egemenliğin bir kişinin veya bir zümrenin elinde değil halkın elinde olması demektir.

Bizim Cumhuriyetimizi de, dünyadaki bütün cumhuriyetleri de tehdit eden başlıca şey, bir kişinin veya bir zümrenin yegane egemen haline gelmesidir.

Biz bu tehdidi geçmişte de yaşadık, bugün de yaşıyoruz, yarın da istemesek bile korkarım yaşayacağız.

Bu tehdidi ortadan kaldırmanın yolu, Cumhuriyetin özüne, halk egemenliğine sahip çıkmak, milletin isteğine biz onu beğenmesek bile saygı göstermek.