
Dış kapının mandalının haberi olduysa başka kimlerin daha haberi olmuştur?
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi iç hiyerarşisi açısından bakacak olursanız Fatma Betül Sayan Kaya amiyane tabirle “dış kapının mandalı”ydı.
Ama o bile, piyasaların yangın yeri olduğu, Tera Yatırım’ın telefonlarının susmadığı, büyük yatırımcıların tamamının paralarını almaya çalıştığı gün olan 16 Eylülde bugün batık durumda olan kurumdan 2,2 milyar liralık tahsilatını yapmayı başardı.
Tera o gün kimseye para ödemiyor, deli gibi para arıyordu. Çünkü her gün milyarlarca liralık çıkış yaşanıyordu fonlarında. Ponzi veya Fonzi oyunu sona ermiş, saadet zinciri kopmuştu.
İşte öyle bir günde, Fatma Betül Sayan Kaya Tera’dan para almayı başaran belki de tek kişiydi. Ona öyle ayrıcalıklı bir işlem yapılmıştı ki, o hisse senetlerinin parasını talimatı verdiği gün almıştı.
Hisse senetleri borsada satılmamıştı; çünkü satılacak olsa bu fiyatı bulamazdı, hatta büyük olasılıkla satılamadan kalırdı. Fatma Betül Sayan Kaya’nın ve eşinin sahibi gözüktüğü Özata Denizcilik hisselerini Tera’nın fonu satın almıştı.
Bu alım için parayı Tera büyük ihtimalle son dakikada Takasbank’tan aldığı nakitle ödemişti.
Burada büyük soru şu: Fatma Betül Sayan Kaya, dediğim gibi Ak Parti’de dış kapının mandalı mertebesinde bir insan olduğu halde Tera’yı korkutma ve parayı alma gücünü nereden nasıl bulmuştu? Artık her şeyini kaybettiğinin farkında olan Emre Tezmen, neyden korkmuştu da FBSK’ye türlü çeşitli dalavereler çevirerek parasını ödemişti?
Bir büyük ayrıntı daha var: O sırada FBSK New York’taydı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşlikçilerinden biriydi, Emine Erdoğan’la çevre ve sıfır atık konulu toplantılara katılıyor, belki Cumhurbaşkanı ile gün sonu brifinglerinde bulunuyordu.
15 Eylül günü herhalde tarih boyunca hatırlanacak bir yüzsüzlük yapmış, aynı gün Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yazdığı fon soygunuyla ilgili bir sosyal medya mesajını kendi sosyal medyasında alıntılamış, üstüne de “Milletimizin kursağından kendi menfaatleri adına pahalı lokma geçmesi için her türlü tezgaha kalkışanlara karşı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir kabinemiz, haksızlığa ve hukuksuzluğa geçit vermeyen güçlü bir devletimiz var” diye yazmış, fon soygunu operasyonları için Adalet Bakanını tebrik etmişti.
Bu tweeti yazarken bir yandan da telefon başındaydı; Tera’yı parasını istiyordu. Aslında olmayan, başkalarını dolandırmak için şişirilen bir hissedeki parasını. Nitekim aldı da.
Aynı gün Emre Tezmen de bazılarınca “MGK bildirisi gibi” diye nitelenen meşhur sosyal medya mesajını yazdı. Mesaj Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan açık mektup gibiydi.
“Biz sadece şirketlerimizi yönetmek için değil; milletimizin hakkını korumak, Türkiye sermaye piyasasının geleceğini inşa etmek ve ülkemize hizmet etmek adına yola çıktık. Zor zamanlarda sorumluluk almaktan ve memleket yükünü göğüslemekten hiçbir zaman çekinmedik, bugün de çekinmiyoruz. Bizim mücadelemiz sadece finansal göstergelerden ibaret değildir; bu mücadele Türkiye’nin finansal ve ekonomik bağımsızlık mücadelesidir” diye yazdı Tezmen ve ekledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun ülkemizin bağımsızlığı için gece gündüz çalışan ekibine olan saygım, sevgim ve inancım sonsuzdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği milli vizyon doğrultusunda, sadece finansal alanda değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğu her platformda ve her sorumluluk kademesinde yerli ve milli duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz.”
İnsan merak ediyor, Fatma Betül Sayan Kaya acaba New York’ta Cumhurbaşkanı’na gidip Tera’yı kurtarmakla ilgili kulis yaptı mı?
Ama biliyorsunuz kendisi Emre Tezmen’den parasını aldı. Peki Tezmen bu parayı nereden buldu da ödedi??
Şeytan ayrıntıda gizli. Bu hisse senetlerini o yüksek fiyattan Tera’nın fonu satın aldı. Aynı gün o fon tasfiyeye girdi. Yani Fatma Betül Sayan Kaya’ya o parayı fon mağdurları ödedi nihayetinde.
Ama hepsi bu kadar değil. Tera’nın fonu FBSK’ya ödemek için onca nakdi nereden buldu?
Biliyorsunuz Türkiye Sigorta’nın emaneten Tera’da duran 9 milyar liralık hazine iç borçlanma senedini Tera aldı sanki kendi babasının malıymış gibi ters repo teminatı olarak Takasbank’a verdi, karşılığında para aldı. İşte FBSK’nin eline geçen nakit paranın kaynaklarından biri en azından buydu.
FBSK’nın foyası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte Türkiye’ye döndükten sadece iki gün sonra ortaya çıktı. Onun ismini Tera kaynakları sızdırdı. 26 Eylül günü bu işlemler ortaya çıktığında FBSK Ak Parti’nin genel başkan yardımcılarından biriydi hala. Cumhurbaşkanı’na ulaşmak istedi ama Cumhurbaşkanı onun telefonlarına çıkmadı; istifa etti, istifası “Cumhurbaşkanı tarafından görevinden affedildi” diye duyuruldu.
Milletin sofrasından çalınanlarla kurulmuş bir ziyafet sofrası var ortada. Bu ziyafet sofrasından Betül Hanımın en azından Nisan 2026’dan beri haberi var, sofraya o da bir kenarından oturmuş, milletten çalınanları yemek istemiş.
Merak ettiğim şey şu: İktidar partisinde başka kimler bu sofranın varlığından haberdardı ve sofradan nasipleniyordu?
Öyle ya, sofradan dış kapının mandalının bile haberi olmuş, o bile nasiplenmişse acaba başkaları da aynı sofraya oturdu mu?
Bir kişi duyduk: Eski milletvekili, Ak Parti’nin seçim kampanyalarının başındaki isim Ertan Aydın bugün cezaevinde. FBSK ile iki etti.
Başka kim vardı?

