
Kimin füzesi önce bitecek?
Herkes aynı soruyu soruyor: Savaş ne olacak?
Bana sorulduğunda hep aynı cevabı veriyorum: ‘Bakalım kimin füzesi önce bitecek…’
En çarpıcısına Ukrayna-Rusya savaşında tanık olduk ve olmaya devam ediyoruz ama yazın yapılan 12 günlük İsrail-İran savaşı da öyleydi, şimdi geçen cumartesi ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı da öyle.
Yaşı yetenler belki hatırlar, 1980’lerin başındaki İran-Irak savaşı da bir dönemin ardından füzeler savaşına dönüşmüştü.
Savaşların yeni karakteri belki de bu: Uzaktan fırlatılan füzeler, kamikaze dronlar ve onları önlemeye çalışan hava savunma sistemleri.
Gerçi mesela Rusya ile Ukrayna arasında ciddi bir kara savaşı da var ama bu savaş siper savaşına dönüşmüş ve neredeyse donmuş durumda.
Rusya, Ukrayna’nın direncini kırmak için sürekli füzelerle ve dronlarla ülkenin başta enerji alt yapısı olmak üzere her yerini vuruyor.
Ukrayna, elinde Batıdan gelen sınırlı sayıda hava savunma füzesini idareli kullanmaya, gerçekten değecek füzeleri havada vurmaya çalışıyor. Yani bir anlamda düşmanın saldırıları karşısında çaresiz ve savunmasız. Zelenski’nin son iki yıldır bütün çabası daha fazla hava savunma füzesi alabilmek için.
İran’ın herhangi bir hava savunma sistemi olmadığı ortada. Körfezdeki bütün donanması (hepsi 11 gemiymiş) iki günde batırıldı. Tahran semaları yol geçen hanı gibi, ta İsrail’den kalkan uçaklar dalga dalga şehri vuruyor. Artık işi polis karakolu vurmaya kadar getirdi İsrail.
İran kendini savunamıyor ama saldırıyor. Bugün 10Haber’de haberi var, İran’ın bugün sürdürdüğü misilleme saldırıları ta Ali Hamaney’in hayatta olduğu dönemde planlanmış, hedefler seçilmiş.
Aynı dönemde, Tahran’la veya liderlikle iletişimin olmaması hali için de çare düşünülmüş, yerel komutanlara yetki verilmiş.
İran’ın saldırıları, daha çok İran’ın komşularını hedef alıyor. Financial Times gazetesi hesaplamış, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yolladığı füze ve dron sayısı İsrail’e yolladığından fazlaymış.
Amerika, sonradan devreye giren İngiltere ve Fransa, İran’ın misilleme saldırısı düzenlediği ülkeleri hava savunma sistemleriyle korumaya çalışıyor. Örneğin İngiliz ve Fransız uçakları havada füze ve dron avında, Suudi Arabistan ile Ürdün’ü korumaya çalışıyor.
İki gündür Amerikan basınında haberler var, Amerikan ordusu bu savunma füzeleri konusunda cephane sıkıntısına girebilir. Bu konu başından beri bir endişe zaten. Ama Başkan Trump, ‘Bol bol füzemiz var’ diyor. Kastettiği savunma füzeleri mi yoksa saldırı füzeleri mi belli değil.
Amerika’nın Thaad ve Patriot sistemleri, oldukça pahalı sistemler. İran’ın belki 40-50 bin dolara mal ettiği füzelerini havada avlamak için her seferinde milyon dolarlık füze fırlatılıyor. 5-10 bin dolarlık dronlar için havada uçaklar dolaşıyor. Ama çoğu zaman bu dronlardan bazıları hava savunmalarını geçiyor, çünkü sayıca çoklar.
İran belki kendini savunamıyor ama Amerika’nın müttefiklerini savunması gerek. Çünkü bir noktada o müttefikler ‘Öylese biz de savaşa giriyoruz’ diyebilir, bu savaşın yayılması anlamına gelir ve ABD’nin hoşuna gitmez. Veya tam tersi olabilir, mesela Katar, BAE vs ABD’ye dönüp ‘Sizin yüzünüzden biz dayak yiyoruz, toplayın eşyanızı gidin’ diyebilir. Bu ikincisi tabii çok daha düşük bir ihtimal.
ABD ve İsrail’in ama anlaşılan en çok ABD’nin temel çabası İran’ı füze ve dron atamaz hale getirmek. İsrail ordusu geçen gün ‘250 tane füze rampası imha ettik’ dedi. Bu rakam doğru olamaz ama çok sayıda rampa imha edildiğine kuşku yok, buna rağmen İran füze atıyor işte.
Ama herhalde İran’ın kaynağı sonsuz değil; nasıl ABD ve İsrail’in kaynağı sonsuz değilse.
Korkarım bu savaş İran füze atamaz hale gelene veya ABD gelen füzeleri karşılayamaz duruma düşene kadar da devam edecek.
O yüzden, ‘Bakalım önce kimin füzesi bitecek’ diyorum.

