Savaş Öncesinde de Ekonomi Yorgundu

1 Nisan 2026

Önümüzdeki günlerde sık duyacağımız cümlelerden biri şu olacak: “Savaş olmasaydı her şey yolundaydı.”

Oysa öyle değildi.

Savaşın etkileri henüz verilere tam yansımamışken, elimizde net bir fotoğraf var: Türkiye ekonomisi zaten ivme kaybediyordu. Savaş, bu zayıflığın sebebi değil; hızlandırıcısı oluyor.

Bu yüzden bugünü anlamak için önce o “son fotoğrafa” bakmak gerekiyor.

Büyüme: Potansiyelin Altında

2025’in son çeyreğinde büyüme yüzde 3,4. Türkiye’nin potansiyeli ise yaklaşık yüzde 5. Aradaki fark az değil.

Enflasyonu düşürmek için büyümeden fedakârlık anlaşılabilir. Ancak sorun sadece bu değil. İmalat sanayi zayıflıyor, kapasite kullanım oranı son üç yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Daha önemlisi, bugüne kadar ekonomiyi taşıyan hizmet sektörü de artık yavaşlıyor. Bu tabloya savaşın maliyeti de eklenecek artık.

2026’da yüzde 2,5–3 bandında bir büyüme bile iyimser görünüyor.

Enflasyon: Beklenen Düşüş Gelmedi

Yılbaşında beklenti netti: Enflasyon, geçen yılın yüksek bazının etkisiyle hızla gerileyecekti. Öyle olmadı. 2025 sonunda yüzde 30,89 olan enflasyon, şubatta yeniden yükselerek yüzde 31,53’e çıktı. Üstelik bu artış, petrol fiyatları henüz 60 dolar seviyesindeyken gerçekleşti.

Bugün petrol 100 doların üzerinde. Petrol fiyatlarındaki bu artışın yılsonuna kadar devam etmesi halinde enflasyona en az 4 – 5 puan ek yük getirmesi bekleniyor. Yılsonunda yüzde 30’un altı artık hedef değil, iyimser bir senaryo gibi duruyor.

İşsizlik: Rakamlar Değil, Gerçeklik Önemli

Resmi işsizlik verileri tuhaf dalgalanmalar gösteriyor: Bir ayda sert düşüp, sonraki ay yeniden yükseliyor. Bu bir iyileşmeye işaret etmiyor.

Asıl tabloyu geniş tanımlı işsizlik gösteriyor: Yüzde 30’un hemen altında ve neredeyse sabit. Bu, ekonomide kalıcı bir sıkışmanın işareti olarak kabul edilmeli.

Savaşın getireceği yavaşlama işsizlikte sıkıntıları artıracak.

Bütçe: Görünen ile Gerçek Arasında

İlk bakışta bütçe dengesi fena görünmüyor: İlk iki ayda 190 milyar TL açık. Ama bu bir iyileşme değil. Kurumlar vergisinde peşin tahsilatın geri getirilmesiyle gelirler öne çekildi. Harcamalar da kısıldı. Eski sistem devam etseydi, açık çok daha yüksek görünecekti.

Bu tablo bir başarı hikâyesi değil, bir zaman kazanma çabasının sonucu.

Cari Açık: Petrol Kıskacı

Ocak ayında 12 aylık cari açık 32,9 milyar dolar olarak açıklandı. Hesaplar 65 dolarlık petrol fiyatına göre yapılmıştı. Gerçeklik ise 100 doların üzerinde. Basit bir hesap var: Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış, cari açığa yaklaşık 4 milyar dolar ek yük getiriyor.

Bu tabloyla yılsonunda 50 milyar dolarlık açık sürpriz olmaz.

Sonuç: Sorun Savaştan Önce de Vardı

Bu beş gösterge tek bir şey söylüyor: Ekonomi, savaş başlamadan önce de hedefinden sapmıştı. Savaş, bozulmayı artıracak.

Son üç yıldan çıkarılması gereken ders şudur: Enflasyonla mücadeleyi yıllara yaymak doğru bir strateji değil; riski büyütmektir. Süre uzadıkça ekonomi mutlaka bir engele çarpar: kriz, seçim ya da başka bir şok. Ve bütün hesaplar bozulur.

***

Mahfi Eğilmez’in bu yazısı ilk olarak yazarın kişisel blogu ‘Kendime Yazılar‘da yayımlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.