Irak Seçime Giderken: Maliki Geri Dönerse Ne Olur, Türkiye Ne Yapmalı?

30 Ocak 2026

Irak’ta seçimler yapıldı, sandıklar kapandı; ancak asıl mücadele şimdi başlıyor. Çünkü Irak’ta seçim, iktidarın belirlendiği son adım değil, uzun ve kırılgan bir pazarlık sürecinin başlangıcıdır. Bu sürecin merkezinde ise yeniden tanıdık bir isim var: Nuri el‑Maliki.

Kanaatimi söyleyeyim: Maliki’nin Irak’ta yeniden başbakan olması, ülkeyi ve bölgeyi sakinleştiren değil; fay hatlarını yeniden hareketlendiren bir gelişme olur. Mesele yalnızca bir liderin dönüşü değil, Irak’a geçmişte ağır bedeller ödetmiş bir yönetim anlayışının geri gelme ihtimalidir.

Seçimler Yapıldı, Hükümet Neden Hâlâ Yok?

Irak’ta parlamento seçimleri 11 Kasım 2025’te yapıldı ve 329 sandalyeli Temsilciler Meclisi belirlendi. Bu, Saddam sonrası dönemin sekizinci parlamento seçimi oldu. Ancak Irak’ta sandık sonucu otomatik olarak hükümet anlamına gelmez.

Anayasal süreç gereği önce Meclis Başkanı (Sünni Arap), ardından parlamento içinden Cumhurbaşkanı (Kürt) seçilir. Cumhurbaşkanı, daha sonra parlamentodaki en büyük siyasi bloğun adayını başbakanlığa görevlendirir. Bu nedenle cumhurbaşkanı seçimi, başbakanlık sürecinin kilidini açan eşiktir.

Bu kritik eşik, 27 Ocak 2026 itibarıyla parlamentonun ana gündemi hâline geldi. Süreç, yalnız Bağdat’ta değil; Ankara’dan Washington’a, Tahran’dan Körfez başkentlerine kadar dikkatle izleniyor.

Irak’ta “Yarış” Ne Demek?

Irak’ta başbakan doğrudan halk tarafından seçilmez. Dolayısıyla yarış, bir “liderler düellosu” değil; parlamento aritmetiği, koalisyon pazarlıkları ve etnik-mezhebi denge üzerinden yürür.

2005’ten bu yana süren muhasasa sistemine göre güç paylaşımı şöyledir:

– Başbakan: Şii Arap

– Meclis Başkanı: Sünni Arap

– Cumhurbaşkanı: Kürt

Bu nedenle başbakanlık yarışı esas olarak Şii siyasi bloklar içinde şekillenir; Kürt ve Sünni partiler ise denklemin belirleyici “denge ağırlıklarıdır”.

Kim Kiminle Yarışıyor?

Nuri el-Maliki: 2006–2014 arasında iki dönem başbakanlık yapan Maliki, Dava Partisi’nin en güçlü figürlerinden biri. Bugün Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde çoğunluğun desteğiyle resmî başbakan adayı konumunda.

Ancak Maliki ismi, Irak’ta yalnızca bir siyasi tercih değil; bir hafıza meselesidir. Onun döneminde devletin güvenlik aygıtı mezhepçi bir çizgiye savrulmuş, Sünni Araplar ve Kürtler sistematik biçimde dışlanmış, bu süreç 2014’te Musul’un neredeyse çatışmasız düşmesi ve IŞİD’in yükselişiyle sonuçlanmıştır.

Bu nedenle Iraklı Sünniler için Maliki, “merkezi devlet” fikrinden çok Şii tahakkümünün sembolüdür.

Muhammed Şia el-Sudani: Mevcut başbakan Muhammed Şia el‑Sudani, seçimlerde en çok sandalyeyi çıkaran İmar-Kalkınma Koalisyonunun lideriydi. İran’la ilişkili ama denge arayan, ABD ve Arap dünyasıyla köprüleri açık tutmaya çalışan bir profil çizdi.

Ancak Şii blok içinde Maliki ile uzlaşma sağlanamayınca adaylıktan çekildi. Bu çekilme, Maliki karşıtı çevrelerde kaygıyı artıran önemli bir kırılma oldu.

Kürtler ve Sünniler Neden Tedirgin?

Maliki döneminde Bağdat–Erbil ilişkileri bütçe kesintileri, tartışmalı bölgeler ve Peşmerge’nin meşruiyeti üzerinden en sert safhalarını yaşamıştı. Maliki’nin dönüşü, Kürtlerin merkezi devlete güvenini artırmaz; mesafeyi büyütür.

Sünni Arap bölgelerinde ise (Anbar, Musul, Selahaddin) yeniden sessiz bir kopuş ve güvensizlik duygusu doğurur. Bu kopuş bugün silahlı bir isyana dönüşmeyebilir; ancak gönülsüz itaat ve devletten uzaklaşma, Irak gibi kırılgan bir ülkede en tehlikeli zeminlerden biridir.

Bölgesel Denge: Irak Hangi Yöne Kayar?

Bugünkü Irak, tüm zorluklara rağmen denge arayan bir çizgide ilerlemeye çalışıyor. Maliki ise bu dengeyi değil; daha sert bir Şii eksen siyasetini temsil ediyor.

Bu durum:

– ABD ile ilişkileri soğutur,

– Körfez dünyasıyla yakınlaşmayı zora sokar,

– Irak’ı yeniden vekâlet savaşlarının daha görünür sahnesi hâline getirebilir.

Ayrıca güvenlik anlayışının sertleşmesi, radikalleşmeyi besleyen sosyolojik zemini yeniden güçlendirebilir. Cezaevleri ve kamplar, uzun vadede yeni aşırılıkçı havzalara dönüşebilir.

Türkiye Açısından Fotoğraf

Türkiye için Maliki’nin geri dönüşü olumlu bir senaryo değildir.

– PKK’nın Irak sahasındaki manevra alanı genişleyebilir.

– Bağdat-Ankara güvenlik iş birliği bugünkü kadar rasyonel yürümeyebilir.

– Terörle mücadele, sınır güvenliği ve ekonomik entegrasyon; ideolojik ve jeopolitik çekişmelere daha açık hâle gelir.

Sudani döneminde kurulan pragmatik iş birliği zemini, Maliki çizgisinde daha kırılgan olur.

Önümüzdeki Dönem: Üç Senaryo

1.Maliki’nin doğrudan başbakan olması – En yüksek riskli senaryo.

2.Maliki’siz ama Maliki çizgisine yakın bir hükümet – En muhtemel yol.

3.Uzayan hükümet krizi – Güvenlik açıklarını büyütür.

Mevcut işaretler, ikinci senaryonun daha olası olduğunu gösteriyor. Ancak Maliki’nin güçlü biçimde masaya dönmesi, bu dengeyi hızla bozabilir.

Irak Geleceğe mi Bakacak, Geçmişe mi Dönecek?

Irak bugün bir yol ayrımında. Ya daha kapsayıcı, daha dengeli ve bölgesel sorumluluk üstlenen bir çizgiye tutunacak; ya da 2010’ların kırılgan ve patlayıcı Irak’ına geri dönecek.

Maliki’nin dönüşü, ikinci yolu güçlendiren bir ihtimaldir.

Türkiye açısından doğru strateji; kişilere değil yönetime, mezheplere değil kurumsallığa, kısa vadeli hamlelere değil uzun vadeli istikrara odaklanmaktır.

Irak’ın seçimi, sadece Bağdat’ın değil; Ankara’nın güvenlik ve jeopolitik ufkunun da bir parçasıdır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.