Bana müziğin sırrını söyler misin Oğuzhan?

16 Şubat 2026

Ne tür müzik dinlersiniz? Tür ayırt etmez misiniz ya da? 

Müzik anhedonizmi (haz almama) olanlar için bu soruların anlamı yok. Çünkü nadir görülen bir hastalığa sahipler. Evet, böyle bir hastalık var.  Hatta enstrüman kullananlarda bile görülüyor. 

Notaları çalan ama kendisini duygusal olarak ifade edemeyen müzisyenler olması çok hazin doğrusu. Bu kişilerin genelde hayattan zevk alamamayla ilgili sorunu yok. Sadece müzikle ilgili konu. Şarkılar onlara hiçbir şey ifade etmiyor sadece. Öyle ki hiç müzik duymasa bile benim için büyük bir kayıp olmazdı diye düşünenler var. 

Beynin farklı bölgelerini birbirine bağlayan sinir liflerinde, devreler arasında daha az bağlantıya ve en az beyaz maddeye sahip insanlarda müzik anhedonisi ortaya çıkabiliyor. 

Bu, müzikten neden etkilenilmediğini ortaya koyuyor. Bir yandan da neden etkileyici olduğu da ortaya çıkabiliyor. Yani diyebiliyoruz ki, genelde etkilenmeyecek insan sayısı nadir. Bir de bunu spesifik olarak yaşayanlar var. Yani her zaman değil, duruma göre. 

Bunlar konserlere sadece sosyalleşmek için gidiyorlar. Ama başkalarının etkileyici bulduğu şarkıları dinlerlerken fizyolojik ölçümleri sabit kalıyor. 

Sinirbilimci ve araştırmacı Robert Zatorre müzikseverlerin beyinlerini inceleyip bununla ilgili bir de teori geliştirmiş ve şu bulguya ulaşmış. Müziği işitme anında beyin ağının bir parçası olana striatum (beynin sağ yarım küresi) , derinlemesine olarak aktive oluyormuş. 

Bu bulgu bir de teori geliştirmeye neden olmuş. Duygusal bir müzik deneyimi yaşamak için, ödül sistemiyle işitsel devreler arasında bir etkileşim de olması gerekiyormuş. 

Ödül sistemi önemli yani. Hayvanların yemek yemeye ve üremeye, dolayısıyla hayatta kalmak aynı devreler sayesinde yönlendiğini biliyoruz.  

Zatorre, insanlarda da müziğin bu temel dürtüleri harekete geçirdiğini öne sürdü. Yani zevkin sadece kendisi değil beklentisi de müzik hazzını tetikliyordu. Ritm düşüklüğü içerisinde seyreden bir parçanın ritme kavuşmasını beklemek sözgelimi. 

Kimine göre ise bunun başka açıklaması da var. Nasıl dinleyeceğinizi öngörürseniz müzikten daha çok zevk alabilirsiniz. Beklentinizi karşılayan müzikten ya da altüst edenden söz ediyorum. 

Tabii hayatta müziğe ihtiyaç duymadan ritmi başka yerlerde bulanlar var. Biz müzikle devam edelim. Sözsüz olanlarda bile hüzün ve özlem bulursunuz bazen. Max Bruch’un (Alman besteci, 1838-1920) İskoç Fantezisi öyledir. 

Siz şimdi düşünün, müzik seviyor musunuz? Konserlere sosyalleşmek için mi gidersiniz? 

Müzik değil de başka şeyler mi sizi etkiler? Videolar, filmler, romanlar…

Romantik düşünüyorum sanırım. Artık hiç etkilenmiyorum nedense sürekli etki altında kalmaktan diyenler çoğunlukta da olabilir. Bu, günümüz gündemlerinin insanları yorduğunu, giderek künt hale getirdiğini, içi kapattığını da öne sürebiliriz. 

Ya da hadi canım diyerek, bir Bad Bunny’nin Superbowl’da yarattığı etkiyi, müziği, dansı, hicvi, eleştiriyi, koreografiyi, heyecanı konuşabiliriz. 

Tarkan’ın bizde yarattığı nostaljik birliktelik duyguları gibi.

Dünyanın ortak dili İngilizce haline geldi deniyor. Bence müzik bunu yaptı.

Hangi dilde söylenirse söylensin, müzik, anlamı değil, hissi öne çıkarıyor. Bu nedenle de önemli ve insani. Ve hala umutları tazeleyen sihirli güç. Çav Bella gibi… 

Ünlü Danimarkalı yazar, masallarından bildiğimiz Hans Christian Andersen (1805-1875) demiş ki: Kelimelerin başarısız olduğu yerde, müzik konuşur. 

Müzik anhedonizmi olanlar için de ben diyeyim ki:

Müziğin başarısız olduğu yerde sözcükler konuşur.

O halde efsane oyuncu Robin Williams’ın (1951-2014) sevimli Mork tiplemesinin parmağıyla su içerken dediği gibi, sır şu: Nanu nanu….

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.