Bozmak mı? Yapmak mı?

11 Ocak 2026

Bir zamanlar Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış… 

Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. 

Onu ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısalar da 

Ranga Guru derlermiş… İşte onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi’yle ilgili öykümüz. 

Raciçi eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş… 

Ranga Guru,“Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek,” diyerek; “Resmini şehrin en kalabalık meydanına götür ve en görünen yerine yerleştir, yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan, beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırak,” demiş.

Raciçi denileni yapmış… Birkaç gün sonra Raciçi resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılarla bozulmuş ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. 

Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. 

Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. 

Raciçi yeniden yapmış resmi ve yine Ranga Guru’ya götürmüş. Resmi yine şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru.

“Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırak,” demiş.

Raciçi denileni yapmış… Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş, koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. 

Ranga Guru demiş ki: “Sevgili Raciçi, sen ilk seferinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağıyla karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar bile gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci kez onlardan hatalarını düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin… Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma.”

Bu öykünün yazarı belirsiz. Ama kıssadan hisse çıkartabiliriz. Eleştiri, herkese bırakılabilecek bir konu değil. Yapıcı olanını ise ancak objektif, art niyetsiz, bilge, deneyimli insanlar başarabilir.

Şimdi, en iyisi, sen de günlük yaşamınızda eleştiriye kapalı, pozitif katkıya açık olduğunu söyle. Böylece herkesin konuşmadan önce çok düşünmesini, ağzından çıkanı duymasını, yaratıcı çözümler bulmak adına kendilerini zorlamasını sağlarsın. 

Sen de başkalarını eleştirmek yerine bu yöntemi uygula. Göreceksin; daha çok dinlenecek, daha çok sevileceksin.

Ezber bozmak, bazılarının anladığı gibi yıkmak değildir çünkü, yeni bir yapı kurmaktır.

Başkasının ağzıyla ve yorumlarıyla değil, kendi zihninle var olmak, seçmek ve konuşmaktır. 

“Muhtaç olduğun kudret’ damarlarında dolaşan yaratıcı, cesur, yenilikçi, korkuya pabuç bırakmayan ‘kanda mevcuttur!’ 

Bozmak değil yapmaktır bunun adı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.