DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

İki öykü okuyana biri bedava dermişim!

21 Haziran 2026

Bugün babalar günü. Tüm babalara çok baba bir gün diliyorum. 

Hepimizi hayal kırıklığına uğratan milli takıma ise sıcağı sıcağına hiç değinmek istemiyorum.

Pazar günü öykülerimize geçiyorum. İlk öykü benden, yanıtlayan öykü Gültekin Emre’den.

ÇOK BABA GELECEK

Parkta oturuyorum. Yanımda köpüşüm. Yanımda sevgilim. 

Sonbahar yokluyor şehri. İnsanlarda yazlıklarla mı kışlıklarla mı dolaşacağız kaosu.

Parka bir adam giriyor. Elinde bir poşet. İçerisinde ne var belli değil. 

Ceketinin kolları süet kaplı. Altında kahverengi, kumaş bir pantolon. 

Saçları arkaya doğru uzamış ve kırlaşmış. Bir bakış ilerimdeki bir banka oturuyor. 

Güneş gözlükleri gözlerini gizliyor. İnce dudakları, duygularını. Yaşlıca bir adam. 

Biraz dikkatlice bakıyorum. Tanıdık geliyor. Hatta çok. Hatta rahatsız edici derecede.

Birkaç yıl önce ölen babama o kadar benziyor ki adam. 

Gelip geçenleri, karşısında oturanları hafif bir gülümsemeyle ve merakla izliyor.

Adam, her haliyle babam. 

Yani bu bir mesaj mı acaba bana?

Beni fark ediyor. Bakıyor. Kafamı başka yöne çeviriyorum. 

İçimden bağırıyorum. Baba, babaaa! Sen misin? Şaka mı bu? Kim bu adam? Adı ne? Neden bu kadar çok babama benziyor? Neden böyle aynı giysilerle ve benzerlikle burada? Bir mesaj mı var bana? Sorular çoğalıyor…

…O bir parkta banka oturmuş. Ben giriyorum parka.

Şapkalı, gözlüklü bu adam acaba benim oğlum mu diyor?

Bu da onun öyküsü olabilir…

Kalkıp yanına gitsem, sorsam, konuşsam, delirmiş gibi.

İnsan insana benzer. Bu gerçek. 

Adam kalkıyor. Babama benzeyen adımlarla yürüyor.

Etrafına bakıyor. 

Eve gidince bir şiir yaz baba. Bu bana mesajın olur.

Sonbahar parka yerleşiyor. Park, bu devinime alışkın.

Bir biz miyiz acaba? Böyle gören…

***

GÜNLÜK

Gültekin Emre

Her zaman gittiğim parka yöneliyorum. Çantamda yeni dergiler var. Sakin, sessiz, gölgeli bir yer arıyorum. Boş bir banka çöküyorum. 

Etrafa bir göz atıyorum dergilerimi çıkarmadan önce. Gözüm, oldukça kuytu, dalların gizlediği, bir bankta birbirlerine sımsıkı sarılmış öpüşen bir çifte takılıyor. 

Onları izler gibi olmamak için bakışlarımı hemen başka tarafa çeviriyorum. Sonra kucağında küçücük köpeğiyle bir kız gözüme çarpıyor. 

Köpek sağa sola merakla bakıyor, kız da telefonda heyecanlı heyecanlı bir konuşma yapıyor uzun saçlarını savura savura. 

Başka bir bankta, kum havuzunda oynayan çocuklarını izleyen orta yaşlı bir kadın gözüme ilişiyor. Çocuklarına odaklanmış, çevreyle ilişkisini kesmiş. 

Bu kadının biraz ilerisinde karşı karşıya oturmuş, birbirlerine nefretle mi, özlemle mi, soru sorar gibi mi, anlayamadım, bir gençle yaşlıca adam bakışıp duruyorlar. Dikkat çekmeyecek gibi değil halleri, bakışları, duruşları.

Bana ne etrafımdan diyerek dergilerimi çıkarıyorum. Varlık’ın yeni sayısındaki Şiir Günlüğü’nü okumaya başlıyorum. 

Gün gün yazılan günlükte yeni şiir kitapları hem tanıtılıyor, değerlendiriliyor hem de ufaktan ufaktan eleştiriliyor.

Bir süre sonra okuduğum yazıdan kafamı kaldırıp çevremi kontrol ediyorum. Köpekli kız gitmiş. Öpüşen çift de yok olmuş. 

Kum havuzunda çocukları oynayan kadında bir değişiklik yok. Sonra bakışıp duran adamla genç aklıma geliyor. Gözlerim onları arıyor. 

Önümde okulu kırmış bir grup kızlı oğlanlı öğrenci sigara içiyor, şamata en üst perdede. Sigaraya henüz alışamamışlar öksürüp duruyor. Görmek istediğim manzarayı kapatmışlar. İtişip kakışıyorlar.

Ayağa kalkıyorum. Evet, oradalar, yerli yerindeler. Pozisyonları değişmemiş. Birbirleriyle konuşmaya çekiniyorlar gibi. 

Arada bir bakışlarını başka yere çeviriyorlar, sonra yine birbirlerini dikizlemeye devam! Dikkat çekmeyecek gibi değiller. 

Neden konuşmuyorlar da bakışıyorlar acaba? Acaba küs baba oğul mu bunlar? Barışmaya mı çekiniyorlar? 

Yaşadıkları neyse onu hâlâ atamadıkları için mi güç, cesaret toplamaya çalışıyorlar? Bunu anlama, bilme olanağım yok. 

Dergimin sayfalarını çevirmeye başlıyorum yeniden. Şiirlerden ilgimi çekenleri bir kez daha okuyorum. 

Öykülerden güzel olanların kimi cümlelerin altını çiziyorum şiirdeki beğendiğim imgelerin altını çizdiğim gibi. 

Defterimi çıkarıyorum. Günlüğümü yazmaya başlıyorum.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.