İyi dileklerde olsunlar

21 Mayıs 2026

Dilek ağaçları vardır bilirsiniz. Dilek tutup ağacın dalına çaput asılır. Ya da Hıdırellez’de Hızır’a mektup yazıp, dileklerinizi sıralarsınız. Sonra onu gül ağacında bir gece bekletip ertesi gün denize atarsınız.

Ya tutarsa? Nasreddin Hoca’nın mayası misali. Her kültürde, toplumda, bu tür inanışlar var.

İnsana şans  getirdiğine inanılan bir Çin mantrasında şöyle yazar:

“Bir ev satın alabilirsin. Ama yuvayı alamazsın. 

Bir yatak alabilirsin. Ama uykuyu alamazsın. 

Bir saat alabilirsin. Ama zamanı alamazsın. 

Bir kitap alabilirsin. Ama bilgiyi alamazsın. 

Bir mevkiye kavuşabilirsin. Ama saygıya değil. 

Doktora para ödeyebilirsin. Ama sağlığa değil.

Ruhunu satın alabilirsin. Ama hayatını değil. 

Seksi satın alabilirsin. Ama aşkı değil.”

Bu tür yazılar eskiden postayla gelirdi. Şu kadar kişiye yollarsanız şansınız açılacak, yoksa başınıza iş gelecek  diye.

Şimdi whatsapp gruplarında dolaşıyor. Bazen bu dolaşım o kadar sürüyor ki, kendi yolladığınız bir mesaj, iki yıl sonra size yeniden geliyor.  Mesajın yollanmasının şans  getirip getirmediği ayrı bir konu.  

Neye inanıyorsanız, onu elde edersiniz hayatta.

Mesajın içeriğine gelince; satın alınabilecek şeylerin sınırlı olduğu, gerisinin size kaldığı anlatılıyor. 

Bu gözle bakıp, baştaki ‘mantra’yı siz de geliştirebilirsiniz. Mutlu olmak için onu hak etmek,  emek vermek de gerekiyor. 

Dikkat ederseniz hayatta hedefi olan insanlar başarıyı yakalıyor. Ne iş olsa yaparım diyenler, oradan oraya  yaprak gibi  savrulanlar, kime gönül  vereceğini bilemeyenler, acı çekiyor.  Kimileri  şimdi  diyecek ki, ‘Başarı da neymiş?  Başarısızlık insanı olgunlaştırır.’ Doğru, ama bir yere kadar. Olgunluk deneyimle bütünleşmezse ders alınmaz.

Başarısızlık sürekli hale gelirse ayağa kalkılamaz. Depresyona girilir. Mutlaka büyük zaferler gerekmez. 

Küçük savaşları kazanmak da merhem olur ruhunuza. Ama kısa ve uzun vadeli hedefleriniz olmadan, her şeyi rastlantılara bırakarak yaşıyorsanız, hayatınız gelişmez, değişmez.

Yaşam enerjiniz azalır.  O zaman size ‘mantra’lar da deva olamaz. 

Dileklerinizin gerçekleşmesi için sizin de çaba göstermeniz lazım.  

Onun da ötesinde, dileklerinizde samimi olmalısınız.  Siz önce kendiniz için bir şeyler yapın ki, bir başkası da 

sizin  için bir şeyler  yapmaya heves  duysun. Heves ve merak duygunuz yoksa geçmiş olsun.

Şair ve yazar Ziya Osman Saba (1910- 29.01. 1957), ‘Dilek’ adlı şiirinde bu hevesi kendiliğinden duyup,  dizelere döküvermiş. Ne de olsa şairler, gönül  adamıdırlar.

“Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi. 

Bir bahar gününde dertliyi, ümitsizi. 

Terfi etmiş memur, sınıf geçmiş öğrenci. 

Kadını, erkeği, yaşlısı, genci. 

Bir bayram sevinciyle kol kola sokaklarda. 

Su başlarında, ağaç altlarında, parklarda. 

Sevgililer  başbaşa, muratlarına ermiş.

Çocuklar el ele, bir halka oluvermiş.

Görmek isterdim canlardan, odalarda oturmuş, radyoyu açmış, sofrayı kurmuş.

Yol, meydan, dere tepe, dağ, bayır, r. 

Vapurlar, limanlarda yola çıkmaya hazır. 

Gazinolar, plajlar, sinemalar açık.

Her dilden bir şarkı, her dudakta bir ıslık.

Ne yoksul ahı, ne dul hıçkırığı, ne hasta iniltisi. 

Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi

***

Şimdi siz de “Mutlu olmuş görmeyi ister miydim?” diye sorun kendinize. Hem kendimi hem başkalarını.

Cevap  evetse,  şans  sizden yana  olacak  demektir.

Dileklerinizi de Hızır duyacaktır!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.