Orhan Gencebay, bir şarkısında şöyle seslenir.
“Bana kaderimin bir oyunu mu bu
Aldı sevdiğimi verdi zulumu
Dünyaya doymadan geçip gideceğim
Yoksa yaşamanın kanunu mu bu”.
İnsanoğlunun hep sorduğu sorular bunlar. Kaderle savaşılır mı peki?
Kader savaşı nedir ya da? Şu dünya haliyle İran’dan Ukrayna’ya dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusların kendi kaderlerini tayin hakkının elinden alınmasına karşı yapılan mıdır? Toplumlar için öyle. Para, kaderi de yönetiyor günümüzde. Ne kadar paralasanız da kendinizi.
Bireysel olarak ise bazen kaderiniz elinizdedir. Kendi gücünüzde, direnişinizdedir. Bu, ters enformasyona karşı da yapılır. Yani verilerin somutlaştığı ama güdümlü kullanıldığı noktaya yönelmezsen, yalanlar hakikat gibi algılanır.
Bir de insanın kendi kader savaşı vardır. Bu kimine göre insanın elindedir. Kimine göre de alın yazısıdır. Değiştirilemez. Peki kader bilinebilir mi?
Bugünlerde Disney Plus platformundaki sıra dışı bir yarışma, Battle of Fates, sizi bununla yüz yüze getiriyor. Yarışmada şamanlardan tarotçulara, el ve ayak falı bakanlara kadar, Güney Kore’de bu konularda nam salan, öngörüleriyle ve sezgileriyle haklı çıkan 49 kahin yarışıyor. Kahinler, çeşitli konularda sınanıyor. Ve yargıçlar yani jüri, önceden ellerinde olan verilerle kahinlerin söylediklerini, sezgilerini, ki enerjilerini karşılaştırıp kimin tur atlayacağına karar veriyor.
Örneğin bir adamın sadece fotoğrafına ve ölüm tarihine bakılarak, ölüm biçiminin tahmini de yapılıyor.
Kimin milyarder olduğunun ya da hangi çiftlerin çok çocuklu olduğunun bilinmesi de isteniyor.
Ve izlenince görüyoruz ki tahminler çok gerçekçi ve isabetli. Çin astrolojisi (saju) bilen de var, yüz okuyan da, dişi veya eril ruhlarından yardım aldığını söyleyen şamanlar da. Tabii gelecekle ilgili genel tahminler, biraz psikolojik seansa da benziyor. İnsanlara istediklerini, beklediklerini söylerseniz, inanıyorlar. Öyle olmasını diliyorlar ve umuyorlar, çabalıyorlar. Şamanlar dedim. Sibirya’da, Orta Asya’da ve eski Türk inanışlarında var olan bir inanç sistemi Şamanizm. Güney Kore’de bunun popüler hale gelmesi ilginç. Neredeyse bir iş kolu olmuş anlaşılan. İsteyen tapınağını kurup, şamanlık yapıyor yani.
Aslında kaderciliği benimseyen doğu toplumlarının ortak özelliklerinden biri kaderi bilmeye çalışmak. Yarışma da bundan yararlanıyor. Geçmişte neler olmuş, kişiyi gelecekte neler bekliyor, öğrenilmek istenen bu.
Şimdilerde bizde pek hoşgörüyle bakılmıyor, falcılara malum. Ama el altından şu hatun kişinin ya da hocanın veya bir fal aplikasyonunun revaçta olduğunu biliyoruz. Bazen de kimilerine sırf şifalanmak için gidiliyor. Peki gerçekten kader bilinebilir mi, sezilebilir mi? Numeroloji bakarak, bunu yapanlar da var. Heksakramla ruhsal ve manevi güçleri çağıranlar da… Acaba bu insanın çaresizliğinin bir yansıması mı diye düşünmeden edemiyor insan. Bazen bire bin katılarak anlatılan fal deneyimleri, kahin efsanelerinin yayılmasına da neden oluyor. Şimdi sizlere bir soru… Gelecekte başınıza neler geleceğini gerçekten bilseydiniz, bunu bilerek yaşayabilir miydiniz? Yanıtları duyamadığım için ben söyleyeyim.
Sanmıyorum. Ya kendinizi kadere bırakırdınız ya da hayatınıza son verir, amacınızı yitirirdiniz. Çünkü kader, isteğe bağlıdır veya iradeyle şekillenir. İsteğe bağlı bölüm irade dışıdır ama isteğinizin şiddeti ve enerjisi sizi kaderinizde belirleyici ve seçici yapar. Kader gayrete aşıktır sözü biraz da budur. Edebiyat da kaderle uğraşır ve dillendirirken kaderden kedere uzanmıştır hep.
Bizim kişisel olarak belirleyemediğimiz her şeyi, oluruna bırakmak en iyisi bu durumda.
Günümüz söyleyişiyle akışa bırakmak deniyor.
Rahatlamak isteyenler için ise fal yolları açık.
Battle of Fates, yani kader savaşı adlı yarışma ilginç ve çok sahici.
İnsanın Güney Kore’ye gidesi geliyor. Şamanlara görünmeye…
Ne diyelim?
Kaderde varsa o da olur.
3 Mart 2026 - Kader oyununu biliyorduk da kader savaşını duydunuz mu?
1 Mart 2026 - Ey mutsuz olmayı seven futbol taraftarı! Toplaşın, bir çift sözüm var!
26 Şubat 2026 - Size bedava bir karakter analizi öneriyorum!
24 Şubat 2026 - Ha bu Masumiyet Müzesi, bizim muskamız olsa da bizi abuk dizilerden korusa…