Merhaba Houston, bir sorunumuz yok, Ay’a geldik, dönüyoruz  işte!

8 Nisan 2026

Rapçimiz Ezhel, der ki, bir şarkısının nakaratında,

“Götür beni Ay’a, Ay’a, Ay’a, Ay’a, 

Dedim, “Gidek uzaya, -Ay’a, Ay’a” Ay’a..” 

 Köpüşümün adı da Aya, kuyruk salladı, başlayınca şarkıya. Şartlar oluştu sonunda.

Ben de başlıyorum yazıma…

Ne diyordu yine beyaz çikolata tenli Frank Sinatra, eskice bir şarkıda: Fly me to the moon, yani Ay’a uçur beni. Ve yıldızların arasında oynamama izin ver.

4 astronot bilim adamından oluşan Artemis II mürettabatı  ayın dünyaya en uzak noktasına, karanlık yüzüne geçerken Barış Özcan’ın YouTube kanalındaki 9 saatlik yayınında bu şarkı dilime düştü. 

Onlar, Apollo 13’ün rotasında ama ondan daha da uzağa giderek rekor kırarken, dünyadan 400 bin 171 kilometre uzaktalarken, içlerinden Kanadalı olan şunu dedi: 

Bu rekorun uzun sürmemesi, bu kuşağı ve gelecek kuşakları zorlamak için bu anı seçtik.”

Böylece yarım yüzyıl aradan sonra ayın arka yüzüne geçen ilk insanlar oldular. 

Orda bir güneş tutulması izlediler.

Aya 6.500 km kadar yaklaştılar. Yani İstanbul İzmir arasının 11-12 katı kadar mesafe.

Ayın karanlık yüzünde, dünyayla iletişimleri 40 dakika kadar kesildi ama sonra pencerelerinden dünya bir hilal gibi göründü gözlerine. 

Dünyadan haber almak yeniden, güzel dediler. Ve biz bu evrende, hepimiz, evimizi, dünyayı seçtik, dediler. 

Manzara çok güzeldi. 

Ayın en genç havzası olan, Ayın güney doğusunda yer alan, 

600 mil genişliğindeki Oriantale’yi gördüler. 

3,5 milyar yaşında bir delikanlı gibiydi. 

Kaç insan ömrünü doldursanız tamamlayamazsınız bunu. 

5 küçük meteor daha aya düşerken kızıl gezegen Mars, turuncu gezegen Satürn, ta güneşin arkasında ufacıklardı. Oralara insanlı bir uzay aracıyla gidilir miydi bir gün acaba. Bunu da düşündüm bir an.

Musk da düşünüyordu, ama onun imkanları daha fazla. Benimkinin düşünceden harekete geçmesi zor.

Ben de o nedenle küçüklüğümden beri Star Trek, Superman, Interstaller, A Space Odiyssey, The Martian, Allien, Battlestar Galactica vb. uzay bilim kurgusu adına çekilmişse, ne varsa onları izliyorum.

Eskisi, yenisi fark etmiyor. Komedili olanlar da dahil, Man of the Moon gibi. 

Gitmiş kadar biliyorum uzayı. 

Bu arada tabii, yarım yüzyıldır süren aya inildi/inilmedi, her şey bir çekimdi, ay aslında uydu değil eski bir uzay gemisi, yerleştirilmiş bir süper gemi tartışmalarına girecek değilim.

An itibariyle hepsinin sonu geldi diyebilirim ama. 

2 yıl sonra, zaten yine bu rota kullanılarak, aya inilecek. 

Oralarda bir üs kurulur mu, oradan diğer gezegenlere gitme durağı oluşturulur mu, maden çıkarma faaliyeti başlar mı, bunu da gelecek kuşaklar görecek elbette.

Tabii daha önce, dünya yaşanmaz bir hale getirilip fişi çekilmezse.

Oysa uzaydan bakınca ne kadar masum dünya.

Ne tepsi gibi düz, ne coğrafya haritalarındaki gibi sınırlar var.

Tek bir ev. İnsanlığın kıymet bilinmeyen evi. Adı Dünya.

Peki buradan aya bakışımız değişecek mi artık.

Ay yüzlüm veya Ay gız adın yamandır türküsünü söyleyecek miyiz yine?

Frank gibi biri daha şarkı söyleyecek mi, beni Aya uçur diye…

“…Seni ayın altında unuttular, günlerin
Eksik bıraktığını Ay tamamlıyor şimdi…”
diyen, şair Haydar Ergülen, yeni bir şiir daha patlatacak mı bize?

Hızlı okununca adımı ortaya çıkaran,  O uzak ay adlı şiir kitabımı hatırlayıp, yeni bir ay kitap yazacak mıyım? 

Çünkü artık o kadar da uzak değil. Anlaşıldı.

Sevgililer dolunayda öpüşecekler mi yine aynı duyarlılıkla yoksa ayın kaç milyar yıllık kraterlerini hatırlayıp yüzleri mi buruşacak?

Bir elli yıl sonra ne olacağını kestiremiyorum. 

Belki avatarlarımız, klonlarımız, yapay zekalı robotlarımız uzak gezegenlere, yıldızlara, ömür yetmez kaygısı olmadan, radyasyondan etkilenmeden gidebilecekler. 

Tüm yapılan filmler, diziler, AI veya 3 D animasyonlar aşılacak…

Asimov’un Vakıf adlı kitap/roman serisini okuduğum günden beri buna inanıyorum.

Evrende dünyanın bir benzerini bulacağız. Adını biz de Vakıf koyacağız.

Milyarlarca başka hayatın mümkün olduğunu da anlayacağız.

Ufkumuz, şiirimiz, kültürümüz, şarkılarımız, aşklarımız ayla sınırlı kalmayacak.

Madem O uzak ay dedim, yine iyisi mi kendi şiirimden bir çift dizeyle bitireyim:

Yüzüm aydaydı hâlâ

Bir ay lekesi gibiydi ayda…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.