Taş gibi özgürlüğümüz var!

3 Ekim 2026
CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 90

Sizin yazarınız kim? Ya da yazarlarınız? 

Siyasette, ekonomide teknolojide, felsefede, sosyolojide, ideolojide, tarihte, bilimde sözüne, özüne güvendikleriniz kimler?

İlişkilerin, aşkların, öfkelerin yazarı kim? Kavuşmadan ayrılanların, tanışmadan sevenlerin, severek kavga edenlerin, ünlülerin-ünsüzlerin seceresini, magazinin kralını yazanlar nerede? 

Açılışların, galaların, törenlerin, yemeklerin muhabiri hangisi?

En düzeyli dedikoduları aktaran, en baba spor yorumcusu, en edebi olan, ailecek herkesi okur yapanlar nerede? Kim özgün  favorileriniz? Mizahçılar, izahçılar!

Kimse kim. Hepsi özgür. 

Yazar avına çıkmak değil yazının amacı.

Yazarlığın belki de önemi yoktur. 

Denizcilere ışık tutan bir fener gibi olmayacaksa…

Şimdi diyeceksiniz ki, o zaman da sayıları az olur. Doğru.

Gökyüzü kararınca, bulutlar sarınca etrafı yıldızlar nasıl olsa görünmeyecekler.

Neyi yazarlarsa yazsınlar… 

Bu açıdan şanslıyız. Gökyüzümüz çok açık.

Siz bana bakmayın.

Bugün  biraz  zenci bir günümdeyim. Hip hop adımlarla yola çıktım. Birazdan ‘rap’ bile söyleyebilirim. 

Bu rap’te  dokuz kusurlu  toplumsal, siyasal, ekonomik  hareketi yazabilirim. Ama kimse dinlemez bizde onu. Gerek yok.

Çözdük biz bu işleri.

Dokuz kusurlu aşk hareketini sayarsam olur bak.

Ki, bu penaltıdır. 

Yabancı bir otel odası  gibi  davranabilirim, kalbinize. 

Suratımı akşamdan ödünç almışımdır, terk edilmiş birinden. 

Spotifyda ‘Şimdi  uzaklardasın  gönül  hicranla doldu, hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal  oldu’ şarkısını kimse dinlemediği, melali anlamadığı için başına gelmiştir belki de başka toplumlardaki insanların bunlar. 

Ahmet Kaya’yı ya da… 

Tuzumuz kuru çünkü. Şanslıyız.

‘Özlemin Eski Tadı’ kalmamıştır bisküvide. 

Hiç almadığınız bir e-postayı almış gibi davranabilirsiniz birazdan. 

Aynada bakarken kendinize Sitem marka bir parfüm sıkabilirsiniz.

Elinizi  dudağınıza götürüp, ‘sus’ yapabilirsiniz, sanki milli maçta gol atmış da seviniyormuşçasına.

Yine de bütün bunlar sizi baştaki sorulardan uzaklaştırmaz.

Sevdiğiniz yazarı, yazarları, sansür nedeniyle okuyamıyorsanız özellikle.

Başkalarının yatak odasına, giyimine-kuşamına, fikirlerine, eleştirilerine takmak serbesttir sözgelimi bizde. 

Serbestlik nedir arkadaşlar? Özgürlüktür. 

Daha ne istiyoruz?

Bilgi edinme, okuma özgürlüğünüz elinizden alınsa, haber aldığınız

güvenilir siteler kapatılsa ne yapardınız? Hiç…

Çünkü böyle şeyler yaşamadınız.

Yaşamazsınız.

Tahammülün yoksa kapat, çenesini tutmasını iste, gözlerini bağla, ellerini tut, beyinlerini tutsak et, hatta Sokrates’e yapıldığı gibi baldıran zehri içir ki, okurlara da örnek olsun bu, yazarlara da.

Ancak kapalı toplumlara özgü, hissiz hareketler.

Biz özgürüz. Bize ne?

Bizde olmaz öyle yasaklı işler, o nedenle görüş bildirmeniz zor.

Dediğim gibi, başınıza gelmediği için, bilemezsiniz, yanıtlayamazsınız normal.

Çünkü biz çok okuyanların, çok dinleyenlerin, çok yazanların, çok bilenlerin ülkesiyiz (!) İyi yönetildiğimiz için hep, musem kaldık.

Liyâkat baş tacımızdır.

Ahlâk, vicdan, dürüstlük bizden sorulur.

Ne mutlu bize…

Fan fin fon, konuşulur. Ki, deneyimliyiz.

Hakem, bahis skandalı konuşulur. Bizden sorulur.

Bugün Belçika milli maçının sonucu tartışılır saatlerce.

YouTube bunun içindir.

Yarın başka şeyler ve hızla gelip geçebilecek başka çerez konular. 

Kim istifa edecek falan filan.

Teknik direktör istifa, TFF Başkanı istifa. Suçla gitsin.

Topu yuvarla bir şey olmaz. Çerez şart.

Sütten çıkma ak kaşıklarız.

Futbol yazarlığı güzel bakın.

Herkes olabilir. O nedenle de kimse okumaz, tınmaz.

Tek branş iyidir yazarlar için. 

Ama iyi ki öyle bir ülke değiliz.

Çok çeşitlilik olmalı, dünya bizi örnek almalı.

Mizah da özgür bakın. Bir heykel kadar…

Özgürlük Heykeli bunun için.

Alın size taş gibi özgürlük!

Yemin etsem, karnım ağrımaz.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.