Açıklayacağım, ama yavaş yavaş. Etrafını doldurarak. Japonların uzun ve mutlu bir ömür geçirmeyi hedefleyen felsefesi İkigai’yi okumasanız da duymuşsunuzdur.
Yaşamınızı anlamlı kılan veya ona değer katan nedir? Önce onu belirlemeniz gerekiyor, İkigai’yi uygulamak için. Böylece önce stresle başa çıkabiliyorsunuz, sonra da yaşam hedefleriniz yolunda yürüyebiliyorsunuz.
Sözgelimi kiminin İkigai’si iş hayatı olabilir. Yani iş hayatları kendi hayatlarına anlam katıyordur. İşleri, sabah kalktıklarında onlara güne devam etme gücünü veriyordur. İşte sizin de önce böyle kendi İkiga’inizi bulmanız gerekiyor.
Değerlerinizi nasıl tanımlarsınız? Yapmayı sevdikleriniz neler? İyi yaptığınız şeyler hangileri? Bu üç sorunun kesiştiği yanıt, sizin İkigai’nizi ortaya çıkaracak. Ee, sonra ne olacak? Dostlarınızla iyi vakit geçineceksiniz. Deneyimlerinizi aktaracağınız gençler hayatınızda olacak. Hobiniz yoksa Amazon’dan hobi alacaksınız. Şaka tabii. Buradan bedava yollayabilirim size.
Mesela bir enstrüman çalmayı öğrenebilirsiniz veya birileriyle dans öğrenmeyi ve dans etmeyi. Çeşitli kurslara katılmayı… Yoga. Tai Chai vb. öğrenmeyi. Veya resim yapmayı.
Bunlar zor mu? Kitap okuma gruplarına katılabilirsiniz. Amaç, birileriyle ortaklaşa bir şey ya da tek başına bir üretim yapmak. Bunlar size motivasyon sağlayacaktır. Birine başladığınızda, onu başarıyla tamamlamanız zaten kaçınılmaz. Emekli olmak ya da sporcuysanız kariyerinizin bitmesi İkigai’nizi yenilemenizi gerektiriyor. Sözgelimi, sporla ilgili dernek ve kuruluşlarda görev alarak yeni bir döneme geçebilirsiniz.
Emekli olmak, dinlenmek anlamına gelmesin. Çünkü bu temelli dinlenmeye de götürebilir insanı ya da hastalıklara kapı açmaya… Her ay yeni projeler yapmanız, onları gerçekleştirecek kişileri, yolları bulmanız şart.
Günümüzde İkigai’yi bilsin ya da bilmesin, içsel olarak bunu bulanlar var. Haldun Dormen bu kişilerden biriydi. Keza Betül Mardin de öyle. Rahmi Koç da…
Oscar ödüllü, 99 yaşındaki besteci Alan Bergman öyleydi. Gloria Stuart, 87 yaşında Titanic filmiyle Oscar’a aday olmuştu. 100 yaşına kadar da yaşadı.
Scarlett Johansson’un yeni vizyona giren yönetmenlik filmi Eleanor The Great’teki (Bir Yas Anatomisi) June Squibb, 95 yaşında ve filmdeki müthiş performansıyla oyunculuk ödüllerine aday.
Liste çok uzatılabilir. Mesele sadece uzun yaşamak da değil. Sağlıklı ve dolu dolu yaşamak. Büyük şairimiz Nazım’ın şu dizelerini muhtemelen çoğu kişi duymuştur.
“… YANİ, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YAŞAMAYI,
YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,
HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,
ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN…
Uzun yaşamanın sırrı yavaş yavaş netleşmiştir. Ama bence o sır, tek kelimede.
Çalışmak…
Uzun yaşamanın sırrı çalışmaktır, evet. Her ne yapıyorsan, onu iyi yapmaya çalışmak… Hobilerini çalışmak… Dostlarla, yakınlarınla daha çok birlikte olmaya çalışmak… Kendi İkigai’nize göre çalışmak kelimesini en sona ekleyin.
Ben çok duymuşumdur, emekli olunca efendim, işte bir köye yerleşeceğim.
Kafamı dinleyeceğim, şu bu diyenleri. Onların çoğu fazla dayanamıyor o köylerde.
İlk birkaç aydan sonra hafakanlar basıyor. Zaten yeterli sağlık hizmetlerine de ulaşamıyorlar. Kalanlar, gitgide hayattan kopuyor. İzole oluyor. Ne arkadaşlar, ne akrabalar, ne şu ne bu. Sosyal medyada paylaşım yaparak, yalnızlık giderilmiyor. daha da büyütülüyor. Yüz yüze gelmeden, göz göze değmeden, birileriyle konuşmadan, uzun yaşamak mümkün de değil. Anlamlı da…İşleyen demir, ışıldar, sözünü da akılda tutalım.
Şimdi kendi hayat yolunuzu, amacınızı, değerlerinizi bugünden saptayın.
Uzun yaşayın. Çok yaşayın.
Biz de görelim!