L’Oréal Türkiye’nin yeni ülke genel müdürü Vanya Panayotova'ya göre Türkiye’nin artık yalnızca büyüyen bir pazar değil; dijitalleşme, tüketici davranışındaki dönüşüm ve demografik çeşitlilik nedeniyle EMEA bölgesi için stratejik bir merkez.
Güzellik sektörü çoğu zaman “kozmetik” kelimesinin çağrıştırdığı yüzeysellikle anlatılır. Oysa rakamlar bunun tam tersini söylüyor.
2024 itibarıyla küresel güzellik pazarı 290 milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Başka bir ifadeyle yaklaşık 10,3 trilyon TL’lik bir ekonomi ve 4,2 milyar potansiyel tüketici demek bu.
Bu dev pazarın yeni odak noktalarından biri ise Türkiye.
L’Oréal Türkiye’nin yeni ülke genel müdürü Vanya Panayotova; şirketin Türkiye’deki 40. yılı vesilesiyle düzenlenen bir basın toplantısında bir araya geldiğimizde, Türkiye’nin artık yalnızca büyüyen bir pazar değil; dijitalleşme, tüketici davranışındaki dönüşüm ve demografik çeşitlilik nedeniyle EMEA bölgesi için stratejik bir merkez olarak görüldüğünü söyledi.
2025 itibarıyla Türkiye’de güzellik pazarı 217 milyar TL büyüklüğe ulaşmış durumda. Aynı yıl pazar yüzde 41 büyüdü, adet bazında ise yüzde 5 arttı.
İlginç olan şu ki küresel güzellik pazarının büyümesi yaklaşık yüzde 1 seviyesinde.
Türkiye pazarı yalnızca büyüklüğüyle değil, tüketici davranışındaki farklılıklarla da dikkat çekiyor.
Araştırmalara göre, Türkiye’de kadınlar güzellik alanında 7 farklı segmente ayrılıyor ve kadınların yüzde 54’ü toplam güzellik harcamalarının yüzde 83’ünü gerçekleştiriyor.
Ancak sektörün geleceğini yalnızca kadın tüketimi belirlemiyor.

Önümüzdeki üç yıl içinde büyümenin yüzde 45’inin Gen Z nüfustan, yüzde 30’unun erkek tüketicilerden ve yüzde 20’sinin ileri yaş segmentinden gelmesi bekleniyor.
Kategori bazında ise tablo oldukça net. Saç bakımı yüzde 33 payla pazarın en büyük kategorisi. Onu cilt bakımı ve makyaj takip ediyor.
Kadınların yüzde 60’ı güzelliğin temelinde sağlıklı bir cildin yattığına inanıyor. Bu nedenle yaşlanma karşıtı ürün kullanımı son üç yılda iki katına çıkmış durumda.
Genel Müdür; L’Oréal Türkiye’nin bugün faaliyet gösterdiği kategorilerde yaklaşık yüzde 25 pazar payı ile lider konumda olduğunu söylüyor.
Şirket Türkiye’de 22 markası ve yaklaşık 1.000 çalışanı ile faaliyet gösteriyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon tüketiciye 700 yeni inovasyon çözümü sunuluyor.
2025 itibarıyla Türkiye’deki satışların yüzde 35’i e-ticaret kanalından geliyor. Bu oran yüzde 28,2 olan global ortalamanın üzerinde.
Türkiye’de yaklaşık 1.000 kişiye doğrudan istihdam sağlanıyor. Ekonomik çarpan etkisiyle bu istihdamın ekonomide 12 katlık bir etki yarattığı belirtiliyor.
40 yıllık faaliyet süresi boyunca Türkiye ekonomisinde yaratılan toplam etkinin 40 milyar TL olduğu hesaplanıyor.
Şirket kendisini artık yalnızca bir kozmetik üreticisi olarak değil, “tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi” olarak tanımlıyor.
Türkiye’de bugün 15’i aktif olmak üzere toplam 20 dijital servis bulunuyor. 2024 yılında bu servisler 1 milyondan fazla kez deneyimlendi. Dijital platformlarda 6 milyondan fazla renk tonu denendi ve kullanıcı başına ortalama 16 farklı görünüm keşfedildi.

İrem Karaoda Tanrıkulu
L’Oreal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu’dan da toplantıda kadınlar için bir yıl önce başladıkları bir programı dinledik.
Önce bir kaç veriyi paylaşmak istiyorum.
-OECD verilerine göre Türkiye’de 55–64 yaş grubunun istihdam oranı yaklaşık yüzde 36 seviyesinde.
-OECD genelinde kadın ve erkek arasındaki istihdam farkı ortalama 13 puan. Türkiye’de ise bu fark 32 puana kadar çıkıyor.
-Araştırmalar gösteriyor ki 50 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 62’si aktif olarak kariyer gelişim fırsatları arıyor, yüzde 56’sı kariyerinde ilerlemek istediği yön konusunda net ve yüzde 61’i mentorluk süreçlerine açık.
-Üretken yapay zekâ kullanım oranı 45–55 yaş grubunda yüzde 16 ile 35–44 yaş grubunun yüzde 11’lik oranının üzerinde.
Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre küresel ölçekte yapay zekâ alanında çalışanların yalnızca yüzde 22’si kadın.
İşte L’Oreal’in bu tabloya karşı geliştirdiği programlardan biri 50+ Tekno Kadın Guru Programı.
SistersLab iş birliğiyle yürütülen programın amacı 50 yaş üzeri kadınların dijital ekonomiye daha güçlü katılımını sağlamak.
Programın ilk yılında hedef 1.200 kadına ulaşmaktı ancak program 3.000 kadına ulaştı.
Yeni fazda eğitim modülleri 12 başlıktan 25 başlığa çıkarıldı. İçerikler arasında üretken yapay zekâ, dijital içerik üretimi, e-ticaret, Canva kullanımı, finansal okuryazarlık ve LinkedIn yönetimi yer alıyor.
Programın yeni hedefi 4.000 kadına ulaşmak.
Ayrıca öğreniyoruz ki şirket tersine mentörlük modeli de uyguluyor. Bu modelde 18–35 yaş arası genç kadınlar ile 50 yaş üzeri kadınlar eşleştiriliyor ve kuşaklar arası bilgi akışı sağlanıyor.
6 Mart 2026 - 290 Milyar Euroluk Güzellik Ekonomisinin Yeni Laboratuvarı: Türkiye
9 Şubat 2026 - Algoritmaların Cinsiyeti Var mı? Varsa, Kim Yazıyor Geleceği?
19 Ocak 2026 - Esin Güral Argat: 2025 türbülansı yüksek bir yıl oldu, biz de yüzde 10 daraldık
23 Aralık 2025 - Dünya devi Unilever, kendine Türkiye’yi ve Konya’yı merkez seçti
12 Aralık 2025 - Çok güzel yemek yapıp onu mükemmel sunarak yılda 2 milyar Euro kazanan şirket