İnsanın kendisine özgü bir seks türünü oluşturması kapasitesinin beyninin sınırsızlığı kadar olduğunu bilen Freud bu yüzden cinselliği incelemek için başlangıç noktasını tıpta, bilimde değil roman yazarlarında bulmaya çalışıyordu.
Ona göre aslında romanlarında insan beynini yazan bir roman yazarı o beyinin ürettiği hayalleri, fantezileri anlamanın da ustasıydılar
***
İşte bu yüzden Freud çok iyi ve sıkı bir roman okuruydu.Tercihi klasik yazarlardı.
Balzac’ı özellikle severdi. Hatta ölümü seçtiği gece intihar saatini beklerken önce onun kitabından sayfalar okudu.
***
Jacques Lacan da insan beynini anlamak açısından romanları incelemeyi tercih etmişti. Ama o özellikle en çok Ulysses ve Finnegan’s Wake gibi romanların yazarı James Joyce’un hayranı olduğundan olsa gerek o da yazılarını, konuşmalarını James Joyce’un yazı stili gibi yapıyor olmalıydı.
***
O zaman durum böyleyse eğer seksi anlamak açısından eğer romanları incelemek gerekiyorsa Freud’un bu konunun klasiği olabilecek Marki de Sade’ı neden hiç okumamış olduğunu anlamak mümkün değil.
Freud eğer bu ustayı okumuş ve çözümlemiş olsaydı çizgi dışı seksin ne olduğu sorusuna daha rahat cevap bulabilecekti diye düşünüyorum. Bu yüzden bu eksikliğinin Freud’un bir yanlışı olduğunu söylüyorum.
***
Esas konusu bilinçdışı olduğundan Freud’un neden James Joyce’u da okumayı ihmal ettiğini anlamak zor.
Joyce’un özellikle ‘Finnegan’s Wake’ romanı 19 farklı dilin kullanıldığı, insan bilinçaltının romanıydı. Üstelik arkadaşı olan ve devamlı mektuplaştığı Stephen Zweig onu sürekli mutlaka Joyce’u okumalısın diye uyardığı halde Freud yine neden ısrarlı biçimde Joyce’u ihmal etmeyi sürdürdü bu net değil.
Bu davranışa açıklama getirmek zor.
Ben Freud’un bilinçaltını kendinden daha iyi çözümledi diye Joyce’u kıskanmış olduğunu ve sinirinden onu okumayı red ettiğini düşünüyorum.