Fikri sorulmayan, kararlara dahil edilmeyen ve yaptığı işe güvenilmeyen insanların çalıştığı organizasyonlarda kültür erozyona uğrar, motivasyon düşer ve verimlilik kaybolur. Bu yüzden ilk iş, güven ve dayanışma ortamı yaratmaktır.
Ne yazık ki, kurumsalda son ata sporumuz birbirimize güvenmemek olmuş. Şirketlerde insanlar artık doğru cevabı vermeye korkuyor, cevabını bildikleri sorulara bile çekinerek yanıt veriyorlar. Üstlerinden gelen işleri sadece onların görmek istediği gibi yaparak konuyu kapatmak en kolay yol haline gelmiş. Hal böyle olunca, daha iyi işler yapmak ve sağlam ilişkiler kurmak da giderek zorlaşıyor. Oysa iyi işler, daha çok sormaktan ve daha iyisini aramaktan doğar.
Yeni fikirlere açık olmak, farklı bakış açılarını dinlemek, herkesin fikrini önemsemek hem işi hem de bizi daha yukarı taşır. Benim en büyük lüksüm, en iyi ekiplerle ve gerçekten güvendiğim insanlarla çalışmak oldu. İşe yeni aldığım yöneticilere daha ilk günden yetkilerini verdim. Sanki yıllardır birlikte çalışıyormuşuz gibi fikirlerini sordum. İlk haftalarında ya da ilk aylarında, onların önerdiği fikirleri hayata geçirdim. Bu güven ortamı hem ilişkileri güçlendirdi hem de işin büyümesine katkı sağladı.
En çok önemsediğim şeylerden biri de benden sonra yerime ekipten birinin gelebilmesi oldu. Ekip içinden yetişen liderlerin adaptasyonu çok daha kolaydı. Geçmişin güçlü mirası korunurken yeni gelen kişinin sürece daha hızlı adapte olması da işlerin sürekliliğini sağladı.
Son on yılımda bir Kosta Rikalı, bir İrlandalı, iki Güney Afrikalı ve bir Türk CEO ile çalıştım. Neredeyse her kıtadan bir yönetici ve iş arkadaşım oldu. Bu çeşitlilik bize bambaşka bakış açıları ve yeni öğretiler kazandırdı. Ancak her seferinde yeni zorluklar ve belirsizlikleri de beraberinde geldi.
En büyük sorunlardan biri, iş yaptığımız coğrafyaları iyi tanımayan, farklı kültürlerde çalışma deneyimi olmayan yöneticilerle adaptasyon sürecinde yaşanan zaman ve yetenek kayıplarımız oldu. En kötü özelliğimiz ise en üst pozisyonda olan kişinin her konuda son kararı verecekmiş gibi düşünmesi. İşte asıl problem de burada!
Bilgelik ne pozisyondadır ne de yaştadır. Bilgelik, yenilik ve değişim her yaşta, her kuşakta var. Yeter ki dinleyelim, duyalım ve görelim. Ne yazık ki, yeni CEO’lar geldikçe, yıllardır bu işleri iyi yapan, şirketi büyüten ekipleri puanlamak ve kariyerlerini anlamak için dışarıdan danışman değerlemelerine sokar. Ve yılların iş sonuçlarına ve başarılarına göre değil de onları hiç tanımayan ve 3-4 soru formundaki cevaplarına göre tamam veya devam kararları verilir. Güvenmeden ve inanmadan yapılan işler hiçbir paydaşı mutlu etmez.
Fikri sorulmayan, kararlara dahil edilmeyen ve yaptığı işe güvenilmeyen insanların çalıştığı organizasyonlarda kültür erozyona uğrar, motivasyon düşer ve verimlilik kaybolur. Bu yüzden ilk iş, güven ve dayanışma ortamı yaratmaktır. Aksi takdirde ne çalıştığımız yer bizim için anlamlı olur ne de birlikte çalıştığımız insanlar o işe keyifle gelir. O zaman yeni ata sporumuzu belirleyelim:
Birbirimize güvenmeyi öğrenmek! Hatta işi bir adım ileri taşıyalım… Çalışanlar arası “Güven Olimpiyatları” düzenleyerek bu sorunu kökten çözdüğümüzü düşünün! Ne dersiniz, katılmak isteyen var mı? 😊
27 Mart 2025 - Küçük kara balığın peşinde!
24 Mart 2025 - Ata sporumuz: Birbirimize güvenmeme
17 Mart 2025 - Umut hiç biter mi?
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.