3 Ocak Cumartesi akşam üzeri ABD Maduro’yu New York’a götürürken Suriye’de ne oldu?

7 Ocak 2026

3 Ocak 2026 Dünya tarihine Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanını yatak odasından alıp götürdüğü gün olarak geçecek.

O gün bütün dünya Maduro’ya odaklanmışken, bizim sınırımızdaki Suriye’de çok garip bir şey yaşandı.

O günü hatırlayalım…

Bir ABD uçağı, Maduro ve eşini Iwo Jima uçak gemisinden alıp Guantanamo’da onu bekleyen New York uçağına götürdüğü saatlerde, İngiliz ve Fransız Hava Kuvvetlerine bağlı jetler Suriye’de bir noktayı vurmaya başladı.

İlk bakışta sıradan bir olay gibiydi.

Nitekim dünya medyası da pek önemsemedi.

Oysa o  gürültü içinde bazı insanlar şu soruyu soruyordu: 

İngiltere ve Fransa durup dururken niye birden Suriye içindeki güçler tablosuna girmişti?

Dünya bunu İngiliz Savunma Bakanı’ndan duydu

Dün bu olayın peşine düştüm.

Dünya bu olayı İngiltere Savunma Bakanının açıklamasıyla öğrendi.

Operasyona İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait “Typhoon FGR4” tipi uçaklar katılmış.

Aynı anda Fransa Hava Kuvvetlerine ait uçaklar da bu ortak operasyona dahil olmuş.

Fransızların çok amaçlı Dassault Rafale tipi uçaklar kullandığı tahmin ediliyor.

Operasyona katılan tanker uçağından çıkan soru

Operasyon sırasında “Voyager” tipi tanker uçakları da kullanılmış.

Tabii tanker uçaklarının kullanılması, “Acaba bu uçaklar nereden kalktı” sorusunu da beraberinde getirdi.

Bu saldırı ile ilgili bulabildiğim haberlerin hepsini okudum. 

ChatGPT’de bir araştırma yaptım.

Hiçbir resmi kaynakta uçakların nereden kalktığı konusunda bilgi verilmemişti.

İngiliz uçakları nereden geldi, Fransızlar nereden?

Ama savunma çevreleri İngiliz uçaklarının büyük bir ihtimalle Güney Kıbrıs’taki “RAF Akrotiri” üssünden havalandığını belirtiyor.

Fransız uçaklarının kalktığı yer ise daha ilginç.

Bu uçakların ya Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Abu Dhabi yakınlarındaki  “Base 104” üssünden veya Ürdün’deki “H-5” Hava üssünden kalktığı tahmin ediliyor.

Türkiye sınırına kuş uçuşu 580 km’deki hedef

İngiliz ve Fransız uçaklarının hedefine gelince…

Suriye’de Palmira yakınındaki “İŞİD” yeraltı cephaneliklerin bombalandığı söyleniyor.

Orta Suriye’de Türkiye’nin Gaziantep-Kilis sınırına kuş uçuşu 580 km mesafede bir yer.

Bir anlamda Suriye’nin “Efes Harabeleri” diyebilirsiniz.

İngiliz Savunma Bakanı bombalanan hedeflerin  “Sivil yerleşim” bölgelerinde bulunmadığını özellikle vurguladı.

Sonuç ne oldu?

Bu konuda ayrıntılı bir bilgi yok.

Sadece “Hedeflerin başarılı biçimde vurulduğu” belirtiliyor.

İngiliz Bakan niye ISIS değil de DAESH dedi?

İngiliz Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında dikkatimi çeken bir ayrıntıyı aktarayım.

Bakan, daha önce kullanılan “ISIL” veya “ISIS” kelimesi yerine, Arapça “DAESH” kelimesini kullanmış.

Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da tercih ettiği kavramı tercih etmiş. 

Bu kelimede “İ” harfi olmadığı için herhalde örgütün adındaki “İslami” atıfın algılanmayacağı düşünülüyor.

Gerçi Arapça ifadede de “İslami” kelimesi geçiyor.

Sadece ‘İ’ harfi yok.  

Ama haberi yayınlayan gazetelerin çoğu bunun yanına “ISIL” kelimesini de eklemişler.

Esad’ın devrilmesinden sonra ilk İngiliz-Fransız operasyonu

Suriye ve İngiltere, 2014 yılından itibaren Suriye’deki İŞİD hedeflerini vuruyordu.

Ancak 2019 yılından sonra bu operasyonlar azalmıştı. Esad devrilip, Şara devlet başkanı olduktan sonra bu iki ülke ilk defa Suriye toprağında bir hedefi vuruyordu..

Ancak nedendir bilinmez bu operasyon iki ülkenin kendi medyasında bile fazla önemsenmedi.

Küçük birer haber olarak geçti.

Hiçbir gazete olayın ayrıntılarına girmedi.

Bu operasyondan iki gün sonra yayılan bir suikast dedikodusu

Şimdi o günden 2 gün sonrasına  gidelim.

Yani 5 Ocak 2026 gününe…

Herkes Maduro’ya odaklanmışken sosyal medyada birden şu dedikodu yayıldı.

30 Aralık 2025 günü Suriye Devlet Başkanı El Şara’ya suikast girişimi yapılmıştı.

Suriye resmi kanalları bunu yalanladı.

Ama dedikodu dün bu yazıyı yazarken hala yayılıyordu.

Şöyle de bir ayrıntı vardı:

Korumasını yapan iki HTŞ grubu arasında çatışma çıkmış Şara da hafif sıyrıklar almıştı

Bana göre İngiliz-Fransız harekatının amacı şu

Bütün bunlar 48 saat içinde oldu.

Şimdi dönüp aynı soruyu soralım:

İngiltere ve Fransa durup dururken niye Suriye toprağında aniden bayrak gösterdi?

Evet İŞİD tekrar terör eylemlerine başlamıştı ama Amerikan uçakları zaten o bölgeyi vuruyordu.  

Neden iki ülke de devreye girdi?

Benim yorumum şu:

İngiltere ve Fransa, bu bölgede biz de varız diyorlar.

Ve dün gece bir son dakika gelişmesi:

İngiltere ve Fransa Ukrayna’da bir barış anlaşması halinde asker göndereceklerini birlikte açıkladılar.

Bugün itibarıyla Suriye’de kimler var?

Böylece Suriye bugün itibariyle; Türkiye, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere’nin direk olarak sahnede olduğu bir ülke haline geldi.

Geri planda Mısır, BAE, Katar, Ürdün de Arap nomenklaturası olarak orada.

Bunun bize gösterdiği gerçek şu:

Esad devrildi ama  Suriye’de işler düzene girmedi.

Hatta daha kötüye gittiğine dair işaretler çoğalıyor.

Bu da “Şara iktidarda kalabilecek mi” sorusunun daha yüksek sesle telaffuz edilmesine yol açıyor.

Suriye hava sahası yeniden bir Anti-IŞİD koalisyonun kontroluna giriyor

48 saat içinde yaşanan olaylar bana bir de şunu söylüyor:

Suriye’de inisiyatif tekrar 2019 öncesindeki gibi “Anti İŞİD bir mücadele eksenine” kayıyor.

Yani  Suriye fiilen uluslararası bir ittifakın inisiyatifine geçiyor.

En önemlisi de hava sahası kontrolu tamamen ABD,İsrail, İngiltere, Fransa  etkisinde  bir koalisyona teslim ediliyor.

Türkiye hala Suriye üzerindeki en etkili güç mü?

Türkiye’ye gelelim.

Bütün bunlar, Esad’ın devrilmesi ertesinde Türkiye’ye atfedilen büyük rolün hala büyük olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Şahsi kanaatim şu.

Erdoğan-Fidan-Kalın üçlüsü başından beri “Türkiye’nin çok ön planda görünmesini” pek arzulamayan bir “Hayalet bayrak dalgalandırma” strateji yürütüyor.

Yine şahsi kanımca bu doğru bir strateji.

Çünkü kabul edelim ki, Türkiye bugün ne Ortadoğu’da ne dünyada “Sempatik bir görünüme” sahip.

Ortada fazla görünmek hem öteki bölge ülkelerini, hem de Şara’yı rahatsız edebilir.

İktidara yakın bazı şuursuz konuşan kafalar her gün “Suriye’yi biz yönetiyoruz” havasında konuşuyorsa da bilelim ki bu lehimize olacak bir algı yaratmaz.

Suriye ve SDG konusunda bir paradigma değişimi zamanı

Neticede geldiğimiz şu gün itibariyle Suriye konusunda ilgimiz ve etki alanımız SDG’nin statüsünün belirlenmesine indirgenmiş görünüyor.

Ancak yukarda anlattığım tablo bize şunu anlatıyor:

Artık Suriye stratejisinde bir “Paradigma değişimi” için düşünce egzersizi yapma zamanı  geldi.

Bugün kadar yürüttüğümüz Kürt politikasını daha gerçekçi bir bakışla bir kere daha değerlendirmeliyiz.

“Sınırımızda bir Kürt oluşumu istemiyoruz” takıntısı ve ısrarı giderek anlamını yitiriyor.

Kuzey Irak spiralinden kurtulma zamanı

Kuzey Irak’la ilgili tartışmaları hatırlayalım.

Yine böyle ısrar ettik ettik ve sonunda ne oldu?

Gerçekçi bir değerlendirme ve paradigma değişimi sonucunda orada federatif bir oluşumu kabul ettik.

Bugün o oluşumla çok iyi ilişkilerimiz var.

Suriye’ye gelince…

Aynı paradigma değişimini Suriye’de de yapamaz mıyız.

Öcalan’la masaya oturma gerçekçiliği ve cesaretini  gösteren bir Ankara Suriye Kürtleri ile çok daha rahat bir diyaloğu kurabilir.

Bu Suriye kaosu içinde en istikrarlı grup Kürtler 

Bu politikada ısrar edersek, korkarım ki üç beş yıl sonra Suriye haritasından tamamen silinebiliriz.

Çünkü belli ki Suriye karışacak.

Ve bilelim ki o karışıklık içinde en istikrarlı gurup yine Kürtler olacak.

Ve orada üniter yapıyı koruyabilmek öyle kolay olmayacak.

Suriye tek devlet yapısını ancak Alevisine, Dürzisine, Kürtüne, Hristiyanına kendini güvende hissedebileceği garantilerle sağlayabilir.

Belkemiği El Kaide’den ayrılmış HTŞ ve Lazkiye olaylarında yapısını gördüğümüz ÖSO ile Suriye’yi bir arada tutmak her geçen gün zorlaşıyor.

Oradaki hastalığın bize de sirayet etmesini önlemek istiyorsak, “Kürt paradigmamızı “ değiştirmemiz şart.

İkinci paradigma İsrail ile ilişkiler

İkinci bir paradigma da İsrail ile ilişkiler.

Onda da en azından bir üslup değişimine gitmemiz şart.

Türkiye Suriye ve Gazze politikasını şahsi takıntılar ve kişisel belagat kıskacından kurtaramazsa bu bölgede  “Yapıcı büyük oyuncu” olarak kalmak zorlaşacaktır.

O nedenle siz de düşünün.

İngiltere ve Fransa durup dururken niye Suriye’deki hedefleri vurmaya başladı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.