Bosch’un “Anneler Günü” ilanını gördüğüm gün, önümde şahane bir Instagram paylaşımı duruyordu.
Hem o ilandaki kadının, hem de Instagram paylaşımındaki kadının kucağında birer hayvan vardı ve her iki kadın da kucaklarındaki hayvana tam bir anne sevgisi ile bakıyor ve konuşuyordu.
Birinin kucağında bir köpek, ötekinin ise kedi vardı.
İkisinin de bakışları aynıydı.
Hem kucağına alan kadınların, hem kendilerini kucağına alan kadınlara bakan hayvanların.
Birinin ki “Köpek bakışıydı..”
Ötekininki “Kedi bakışı…”
Kadınlarınki ise aynıydı…
İnsan bakışı…

Açık açık yazayım.
Bosch’un verdiği “Anneler Günü” ilanını çok sevdim.
Hatta içimden şu geçti.
Acaba Almanya’daki şirket te aynı ilanı vermiş midir? Çünkü vermemişse herhalde içlerinden “Tüh biz niye akıl etmedik” diye geçirip hayıflanmışlardır.
Çünkü bu ilan Türk yaratıcılığının ve duygusallığının çok güzel bir örneğiydi.
Aynı gün iki paylaşıma aynı gözlerle baktım…
Meğer benim gibi bakmayanlar varmış…
Bakışları insan bakışı olmayanların bakışı da varmış.
Olabilir. Hiç şaşırmam.
Türkiye bir fanatikler cennetidir.
Bir troller vadisidir.
Sayıları az da olsa vuvuzella efektleri yüksek fanatikler vardır.
Sayıları kaç…
Üç mü beş mi hiç önemli değil…
Fütursuzca bütün Türk halkı adına konuşmayı meslek edinmişlerdir.
Bir anda aynı merkezden aldıkları emirle, bugün bir konseri yasaklatırlar, ertesi gün Mustafa Keser gibi bir sanatçımızı linç ederler…
Sayıları bir avuçtur ama ne yazık ki hep onlar kazanır.
Çünkü mütedeyyin insanları da korkutur, sindirirler…
Hele hele politika ıları tir tir titretirler…
Siyasetin en zavallı, en biçare yanıdır bu…
Bir insan bir köpeğe annelik duygularıyla bakar mıymış..
Bu fanatiklerin 40 yıl önceki yine bir avuç dedeleri “Anneler Gününe” karşıydı.
Şimdi torunları güya “Anneler Gününü” kabullenmiş idasıyla, bir annenin kucağındaki zavallı bir köpeğe annelik bakışını içlerine sindiremiyorlar.
Annelik böyle bir şeye indirgenir miymiş….
O duyguları hiç bilmedikleri için, bilmezler ki annelik tam da böyle bir şeydir…
İçlerindeki canavar ayaklanmış bendini aşmış, bir de bu reklamı düşünen, hayata geçiren reklam şirketinin sahibinin “Yahudi” kimliğine saldırıyor.
40 yıldır tanıyorum o başarılı reklamcıyı…
Bu ülkeyi anavatanı olarak kabul etmiş bir avuç kalmış Yahudi cemaatinin vatansever üyelerinden biridir.
Arkadaşlığıyla gurur duyduğum bir “İnsan’dır…”
Ama bu saldırıyı yapanlara bir şey demeyeceğim.
Günlük rızkını günlük nefretten çıkaran bir avuç embeded kişi…
Ama bu ülkenin, benim ülkemin Aile bakanı da devreye girip, bu reklamı yasaklatmak için düğmeye bastığında içimden bir ses “Durun bir dakika…. orada durun” demek geliyor.
Sayın aile bakanı…
Siz Belçika gibi, İnsan Hakları ve Hayvan haklarının en çok geliştiği bir ülkeden geliyorsunuz.
Acaba size bizim ülkemizi yanlış mı tanıttılar?
Bir kadının kucağındaki köpeğine “Annem” diye seslenemeyecek kadar ilkel bir ülkedir orası mı dediler?
Size bu alkenin gerçek muhafazakarlarının insani yüzünü yanlış mı anlattılar.
Yoksa 21’nci Yüzyılda “ Muhafazakarlığı ” bu kadar insandan uzak bir “Dogma’ya mı” çeviriyorsunuz kendi kendinize…
Yoksa sosyal medyada bir kaç kendini bilmez, kucağındaki köpeğe böylesine çok sıradan bir insani nida ile seslenen kadına karşı bu kadar acımasız paylaşımlar yapıyor diye, bütün Türkiye’yi böyle düşünüyor mu zannediyorsunuz…
Bakın size bir Anadolu kadının itirazı var…
Hem de çok güçlü bir itirazı…
Anadolu dediysem öyle Kayseri’nin merkez ilçesinden değil…
Anadolu’nun bir köyünden…
Kulaksız köyünden…
Kulaksız köyünün bir Instagram hesabı var…
Adı “Kulaksız köyü…”
Siz bu açıklamayı yaptığınız gün, o köyün Instagram hesabından olağanüstü bir paylaşım yapılıyordu.
Bakın size anlatayım o sahneyi…
Yaşlı bir köylü kadını ve kucağında bir kedi…
Soğuktan üşüdüğünü hissettiği için ona yünden bir mintan örmüş.
Kucağında onu okşuyor…
Ve her üç cümlesinden birinde “Anneannen sana mintan mı örmüş” diye sesleniyor…

“Anneannen..”
Demek sadece annesi yokmuş o kedinin.
Üstüne üstlük bir de anneannesi varmış.
Siz hiç mi sokağa çıkmıyorsunuz.
Hiç mi bu ülkenin kedisini, köpeğini, buzağınısını, yeni doğmuş tayını, tavuğunu, kuzusunu, oğlağını nasıl sevdiğini…
Anadolunun bütün kadınları evindeki kediyi, kapısındaki köpeği, ağıldaki buzağısını, kuzusunu, oğlağını, “Annem” diye sever…
“X” denilen o çukurdaki üç beş yeminli trolün her gün maraza çıkarmak isteyen o ilkelliğine bakıp, bu ülkenin kadınlarının bu duygularını nasıl bu kadar küçük görebilir, aşağılayabilirsiniz…
Şehirlerde tek başına başına yaşayan onbinlerce yalnız kadının erkeğin çocuğu gibi baktığı candostu kedilerini, köpeklerini, akvaryumundaki balıklarını, kafesteki kuşlarını “Annem” diye sevmelerini bu kadar hoyratça aşağılayabilirsiniz…
Kulaksız köyüne döneyim yine…
Yani kedisini “Anneannen” diye seven muhteşem kadının köyüne…
Dediğim gibi Instagram’da o köy için açılmış çok güzel, çok insani bir sayfa var.
Anneler Gününde kedisini, “Anneanneciğim” diye seven o yaşlı kadının paylaşımı kaç kişi tarafından görülmüş ve beğenilmiş biliyor musunuz…
209 bin kişi tarafından.
Allahaşkına , sizi o talihsiz açıklamayı yapmaya tahrik eden linççi trollerin paylaşım sayısı kaçtır..
Kaçı Anadolu’nun köylerinde yaşamaktadır…

Kimdir bu yaşlı kadın…
Yaşadığı Kulaksız köyü neyin neresidir…
Çok ayrıntılı anlatmayacağım, çünkü bu söylediklerinizden utanabilirsiniz…
Instagram sayfasının açılışında a şu cümle var:
“Kulaksız köyü: Anadolu’dan hayata dair kareler…”
Peki bugüne kadar köyden neler paylaşmışlar?

Yeni doğmuş buzağısını öpen yaşlı nineler.
Bol bol köy kedisi paylaşımı…
Büyük ihtimalle “Anneciğim” diyerek okşuyor ve öpüyorlar.
Ve bir de…
“Ramazan ayının ilk Cuması hayırlı olsun…”
“Ramazana 5 gün kaldı…”
“Sahur duası…
Bir müslüman köyü burası…
Bu paylaşımları yapan müslümanların köyü…
Yani sizi etkileyen o troller sanmayın ki daha müslüman…

Sayın bakan…
O troller umurumda değil.
Onların günlük rızkı insanlar arasına nefret sokmaktan çıkıyor.
Ama siz bu alkenin bakanısınız.
Hem de aile bakanı…
Allah aşkına siz hangi muhafazakar duygu adına bu sözleri söylüyorsunuz…
Kedilere olan sevgisini bildiğimiz Emine Erdoğan’a sordunuz mu…
Çocukları yaralı köpekler için ağlayan Berat Albayrak’a sordunuz mu…
Tanrı annelik dene duyguyu ve payeyi sadece insanlara mı verdi…
Siz hayatınızda yavruları için ölmeyi göze alan sokak kedilerini, köpeklerini hiç mi görmediniz…
Allahaşkına kedisini, köpeğini “Anneciğim” diye seven bir tek insan yok mu çevrenizde…
Eğer gerçekten öyleyse, size şunu söyleyeceğim.
Siz Belçika’da yaşarken halktan iyice kopmuşsunuz.
Türk halkını çok küçümsüyorunuz.
Ve hiç tanımıyorsunuz…
Bu köy paylaşımını izleyin.
Belki fikriniz değişir ve hiç olmazsa bu reklamları yapan insanları o vandallar da gibi aidiyetleriyle değil, insanlıkları ve ceplerinde taşıdığı TC kimlik numarası ile tanımaya çalışırsınız…