Çin’de Din Var mı Yok mu?: Sessiz ama derin bir maneviyatın ülkesinde tanıklıklar

10 Şubat 2026

Çin’e ilk gidişimde beni en çok şaşırtan şey gökdelenler, otoyollar ya da kusursuz işleyen metro hatları değildi.

Şaşırtan şey, görünmeyen bir şeydi: din.

Ne kilise çanı duyuyordum, ne ezan sesi, ne de ibadeti kamusal alana taşıyan belirgin bir işaret.

Ancak arada bir, eski bir Budist tapınağından yükselen mantralar sessizliği deliyordu — o kadar.

Pekin’de, Şanghay’da, Xi’an’da, Shenzhen’de insanlar işe yetişiyor, fabrikalar çalışıyor, trenler saniyesi saniyesine kalkıyordu. Hayat sanki bütünüyle dünyevi bir disiplinle akıyordu. Modernite ile planlama arasında mekanik bir uyum vardı.

İlk bakışta şu hükme varmak kolaydı:

“Bu ülkede din yok.”

Ama Çin’de biraz zaman geçirince bunun ne kadar yüzeysel bir yargı olduğunu anlıyorsunuz.

Çin’de mesele dinin olmaması değil.

Bizim alışık olduğumuz biçimde görünmemesi.

Görünmeyen din

Bunu ilk kez Pekin’de bir parkta sabah yürüyüşü yaparken hissettim.

Gün doğmadan yüzlerce yaşlı insan toplanmıştı. Sessizce, neredeyse fısıltısız bir uyum içinde tai chi yapıyorlardı. Ağaçlara yaslanıyor, yavaş ve ritmik hareketlerle bedenlerini akışa bırakıyorlardı.

Kimse acele etmiyordu.
Kimse yarışmıyordu.

Bu bir spor değildi.
Bu bir ibadet de değildi.

Ama ortada açıkça bir iç disiplin, bir sükûnet, bir tür maneviyat vardı.

Sonraki günlerde benzer sahneleri sıkça gördüm:
Tapınakta tütsü yakan gençler, sınav öncesi dua eden öğrenciler, bahar bayramında atalarının mezarlarını temizleyen aileler…

O an şunu fark ettim:
Çin’de din kilisede, camide ya da tapınakta değil, davranışta yaşıyor.

Çin hiçbir zaman “tek dinli” bir toplum olmadı

Biz dini genellikle kurumsal bir yapı üzerinden tanımlarız: mabed, ruhban sınıfı, kutsal kitap, dogma.

Çin medeniyetinde ise maneviyat hiçbir zaman tek bir çatı altında toplanmadı.

Tarih boyunca üç ana damardan beslendi:
Taoizm, Konfüçyüsçülük, Budizm.

Ama bunların hiçbiri Batı’daki anlamıyla bir “din” değil.

Taoizm doğayla uyumu öğretir.
Konfüçyüsçülük ahlâkı ve toplumsal düzeni.
Budizm iç huzuru ve zihinsel arınmayı.

Tanrı merkezli değil, denge merkezli bir evren tasavvuru.

Bir Çinliye “dindar mısın?” diye sorduğunuzda şaşırmasının nedeni bu. Çünkü onun zihninde din bir kimlik değil; gündelik hayatın doğal akışı.

Parti ateist, toplum değil

Elbette işin siyasi boyutu var.

Çin Komünist Partisi resmî olarak ateist. Devlet dinî kurumları sıkı denetim altında tutuyor. Mao döneminde tapınaklar kapatıldı, din adamları susturuldu, Kültür Devrimi sırasında maneviyat neredeyse yer altına itildi.

Ama inanç yok olmadı.

Sadece görünmez oldu.

Bugün tablo daha karmaşık:

Tapınaklar dolu.
Budist manastırlar canlı.
Taoist pratikler gündelik hayata sinmiş.
Kiliseler büyüyor.
Camiler varlığını sürdürüyor.

Devletin yaklaşımı net:
Din olabilir, ama siyasete dönüşmemeli.

Yani özgür değil, kontrollü din.

Hristiyanlık ve İslam neden büyüyor?

Son yıllarda özellikle şehirlerde kiliselerin dolduğunu gözlemlemek beni şaşırttı.

Hızlı şehirleşme, yalnızlaşma ve kimlik arayışı insanları yeni topluluklar aramaya itiyor. Kiliseler bu boşluğu dolduruyor. Bazı tahminler 80–100 milyon arası Hristiyan’dan söz ediyor.

Benzer şekilde 20 milyonu aşkın Müslüman var. Hui topluluğu büyük ölçüde entegre. Ancak Uygurların yaşadığı Xinjiang’da din, etnik kimlik ve güvenlik meseleleriyle iç içe geçmiş durumda.

Pekin için din teolojik değil, stratejik bir konu.

Bu nedenle kontrol daha sıkı.

Sessiz ama kalıcı

Yıllardır Çin’i diplomat, iş insanı ve gözlemci olarak takip eden biri olarak vardığım kanaat şu:

Çin seküler olabilir.
Ama maneviyatsız değil.

Batı’da din kurumsaldır, Çin’de kültüre dağılmıştır.
Batı’da din yüksek seslidir, Çin’de sessizdir.
Batı’da din iddia eder, Çin’de davranışa siner.

Bu yüzden Çin’de büyük bir dini mobilizasyon görmüyoruz. Ama derinde son derece sağlam bir ahlaki omurga var.

Konfüçyüsçü sorumluluk duygusu,
Taoist denge arayışı,
Budist iç disiplin…

Çin’i ayakta tutan sadece fabrikalar ya da teknoloji değil.

Bir medeniyet hafızası.

Ve o hafızanın içinde din her zaman bir yer buluyor.

Sessizce.
Gösterişsizce.
Ama inatla.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.