Milyarderler birliği dünyada bir yer altı kenti inşa ediyorlar. 25 bin kişinin yaşayacağı bir kent.
Amaç, olası bir dünya savaşında, küresel bir afette seçilmişlerin buraya sığınıp, hayatı devam ettirmesi.
Antarktika’nın altındaki bir yeraltı yanardağının patlamasıyla başlayan felaketler, deniz seviyelerin yükselmesine, 100 metreye ulaşan su ve ses dalgalarına neden oluyor.
Avustralya, Yeni Zelanda sular altında kalıyor. Deniz kıyısındaki tüm kentler batıyor.
Bu arada da körlemesine nükleer bombalar kullanan bazı uluslar, dünyayı kaçınılmaz sona götürüyor.
İşte bu noktada bir ABD Başkanı, Freebird adlı uçağıyla o yer altı kentine gitmeden önce, ulusa gerçekleri canlı yayında açıklıyor.
Yanında taşıdığı çanta ABD’nin de nükleer bomba kullanmasını sağlayan kırmızı kodları içeriyor. Genelkurmay Başkanı’nın tavsiyesini dinlemeyip o mavi kodları kullanarak, tüm elektronik düzenin, iletişimin çökmesini, uyduların ve bombaların etkisiz hale gelebilmesini sağlayan, belki de dünyayı 500 yıl geriye düşürecek kararı veriyor. Yani ikinci kötü kararı.
Amaç, insanlığa şans vermek. Bu, Disney Plus’ta şu anda 2. Sezonu yayımlanan Paradise (Cennet) adlı distopik, fiktif diziden, bir ana konu özeti. Benzerleri yapılmış bir konuya, farklı bir bakış açısı getirilmiş. Ama burada sorgulayacağımız konu bu değil.
Bir ABD Başkanı’nın dünyanın yazgısıyla ilgili karar vermesi çok güncel.
Öyle bir noktadayız ki, dünya her an topyekün bir savaşa sürüklenebilir. Oligarkların, Epstein dosyaları ve skandalıyla göz önüne çıkan milyarderler ve elitler topluluğunun, teknoloji, enerji ve silah şirketlerinin ortak oyunu bu. İktidar, güç, para hırsıyla sürüklenilen ortam çok acı verici.
Sanki bir ABD dizisinin içindeyiz şu anda. Bir yönüyle sanki Jim Carrey’in yıllar önce rol aldığı Truman Show’undayız.
İzleniyoruz…Reytingimiz çok yüksek. Bu arada kentler dronlarla, balistik füzelerle bombalanıyor.
Masum çocuklar, sanki yeni bir ayinin kurbanları gibi topluca katledilmeye devam ediliyor.
Gazze bitmeden, İran başlıyor. Ukrayna-Rusya savaşı 4. sezonunu oynuyor. Çin ve Kuzey Kore gibi ne yapacağı bilinmeyen devletler, seyirci konumunda şimdilik. Birleşmiş Milletler, adeta gayri resmi çöküşünü kabulleniyor. Avrupa Birliği, güçlü rolünde ve güçsüzlüğünü itiraf edemiyor.
Güvenli sanılan Dubai gibi dokunulmaz sanılan kentler bombalanıyor ve insanlar paniğe sürükleniyor.
İran’daki rejimi dışardan çökertme ya da şekillendirme ütopyası, sonu belirsiz bir maceraya yol alıyor.
Savaşların artık ne bahanesine, ne haklılık kanıtlarına kimse inanmıyor. Yorumlar, öngörüler, ittifaklar güvenilir değil.
Ekonomiler, büyük bir çöküşü önleme çabasında. Kim kimden yana olacak, kim aklı selim kalacak,
dünya sürüklendiği kaosu nasıl atlatacak belirsiz.
Artık hepimiz bir dünyada değil, bir dizinin içindeyiz. Milyarlarca insanın rol aldığı bir oyunun figüranlarız.
Başrollerde yine bir ABD Başkanı var. Tüccar bir başkan. Her an pazarlıkla uzlaşabilir, her an herkesi ateşe atabilir.
Trump’ın The Apprentice (Çırak) dizisinin bir versiyonundayız yanında Paradise gibi bir dizinin karışımıyla beraber.
O kadar çok 2. Dünya Savaşı filmi izledik ama hiç ders almadık savaştan.
Dizi filmin içindeyken dizi ve filmler seyreden insanlara dönüştük.
Sanki her şey bir kurmaca. Savaş sanki uzak bir gezegende yaşanıyor. Bizler de rolümüzü sürdürürken, evlerimizde TV’leri açıp tartışma programlarını, olay bölgelerinden canlı yayın yapan muhabirleri, patlayan binaları, video oyunlarını andıran dron savaşlarını, zalim füzeleri, demir kubbelerin maharetlerini izliyor, konuşuyoruz.
Ne yapalım, elden ne gelir diyorsunuz şimdi?
Tek tavsiyem var. Bütün bu yazdıklarıma ekleyecekleriniz ve savaşı önlemeye tek gramlık etkiniz yoksa şalterinizi kapatın.
Akıl sağlığınızı koruyun. Ne TV izleyin, ne X’e bakın ve yazın deli gibi sürekli. Bu, son çareniz.
Diyet yapacaksınız. Dezenformasyondan Korunma Diyeti. DKD yani.
Çünkü tek bir umut varsa o da aklı selim düşünecek insanların artması seçeneği.
Ülkeniz, siyasal görüşünüz, milliyetiniz, ırkınız, inancınız fark etmez.
Kişisel kavgaları da bırakın. Para odaklı hırslarınızı da.
İyiliği, etik düşünceyi, vicdanı, adil olmayı, nezaketi, sevgiyi hızla
çoğaltmamız gerekiyor. İnsanlık Ailesi için umudu koruyacak, dünyanın barış frekansını yükseltecek güçlü bir enerjiye her zamankinden çok ihtiyacımız var.
Yoksa çanlar çok kötü çalmaya başlayacak.
İsrafil’in ve İsrail’in borusu ötecek.
Benim hâlâ umutlarım var!
5 Mart 2026 - Hepimiz aslında bir dizinin figüranlarıyız, güller açmayan dalıyız, farkında mısınız?
3 Mart 2026 - Kader oyununu biliyorduk da kader savaşını duydunuz mu?
1 Mart 2026 - Ey mutsuz olmayı seven futbol taraftarı! Toplaşın, bir çift sözüm var!
26 Şubat 2026 - Size bedava bir karakter analizi öneriyorum!
24 Şubat 2026 - Ha bu Masumiyet Müzesi, bizim muskamız olsa da bizi abuk dizilerden korusa…