Zor dostum zor. Davul bile dengi dengine çalar, denir. Bir kısım bunu benimser ve uyar. Bir kısım ise saçmalık der kesip atar.
Profesör oyuncuyla evlenir mi? Yazar kısmı ünlü bir modelle birlikte olur mu? Fizikçiyle kimyacının uyumu nasıl olur aşkta?
Zengin adam fakir kız, hangi masallarda bir araya gelmiştir?
Üzerine çok tartışılan ve su götüren veya kaldıran bir konu işte size. Kişilerin aynı ilgi alanlarına sahip olması, benzer hobiler bir yakınlık doğurabilir de, hayır zıt kutuplar birbirini çekebilir, denebilir de.
Yani aşkın bir formülü yok. Geçen okuduğum bir habere göre bir prof.dr., başka bir prof. dr’a âşık olmuş ama işi yürütememişler. Kadın prof, ayrılmak istiyor ama adam bırakmak istemiyor. Hasta la Vista diyerek bir de ucundan tehdit ediyor. Yani mesleğin aynı, benzer olmasının bir önemi aslında başta tanışmak için var, sonra yok. Çünkü bazen ilişkiler legoya benzer. Sizden olmayan parçalarla tamamlanır ve tanımlanırsınız. Erkek ve kadın olmakla ilgilidir her şey. O nedenle erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten gelir. Bazen de türküdeki gibi yârim giymiş beyaz aziye, cuma namazından gelir.
Sarışın bomba Marilyn Monroe, ABD’li oyun yazarı Arthur Miller’le beraber olmuş örneğin. 5 yıl da evli kalmışlar üstelik. Sonra Frank Sinatra’yla yakınlaşmış. Sonra da zirveye oynamış. ABD Başkanı John F. Kennedy’yle ve kardeşiyle yakınlaşmış. En sonunda da ilk eşine dönüş yapmış. 36 yaşında da hayata veda etmiş. Bir örnekten sonuç çıkmaz ama, kadınlar bir yere takılıp kalmıyorlar sonuçta. Bilim adamıyla yaşayıp ardından restoran sahibiyle de beraber olabiliyorlar.
Bu da onların duygusal tarafa verdikleri önemi, deneme yanılma cesaretlerini gösteriyor. Erkekler ise eski plakların çalarken takılması gibi takılabiliyorlar ve vazgeçemiyorlar. Büyüyemeyen bir oğlan çocuğu gibi, hem oyuncaklarını kırıp hem de tamir edip tekrar oynayacaklarını sanıyorlar. Oysa kadınlar için bir ilişki bittiyse arkalarına dönüp bakmıyorlar bile. Bütün filmler, diziler, romanlar, gazetelerdeki haberler bunun örnekleriyle dolu. Kadınlar ilişkiyi değil kendilerini tamir ediyorlar çünkü. Otomatik olarak. Tarihten bugüne size yüzlerce örnek ve ad verebilirim, hüsranla biten veya mutlulukla süren zıt beraberliklere, seçimlere dair.
Son örnek dünyaca ünlü fizikçimiz Metin Atatüre ile oyuncu Duygu Sarışın’ın evliliğe giden öyküsü…
Nasıl olabilir bu deniyor. Oluyor işte.
Ne yani fizikçi olabilir ama erkek değil mi? Başka bir fizikçi mi bulmalıydı? Ya da kadın oyuncu, başka bir oyuncuyu mu seçmeliydi. Ki, seçmişti de, olmadı.
Ne biliyoruz ki bu konuda onların bildiklerine ve yaşadıklarına dair. Hiç. Aşk gerçekten, seversin kavuşamazsın aşk olur, tanımına mı sığıyor?
Öyle olsa milyonlarca şiir, hikaye, roman yazılamazdı. Aşk çok su kaldırır. Çok tanımın içinden geçer. Kuantum düzeyde var olur. Bazen hem vardır hem de yok. Zıtlar da beraber olabilir, benzerler de. Aşk kural tanımaz. Bir zamanlar birbirini sevenlerin ayrılması, aşkın bitmesi de doğaldır. O halde şablonları atalım kafamızdan. Önümüzdeki aşklara bakalım.
Bana uymaz demeyin, büyük konuşanların başına gelir.
Susalım ve İfade adlı şiirimden dizelerle veda edelim konuya:
“Aşk, müsvedde defterine çikolata lekesi bırakmış bir çocuktur
Ya da dondurma lekesi ya da öpücük lekesi
Ama çocuktur”.