Hakkındaki iddialarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılıp açığa alınan eski Tunceli valisi Tuncay Sonel savcılığın soruşturması altında. 6 yıl sonra başlayan soruşturmada bütün işaretler valinin olaydaki rolünü ima ediyor.
Altı yıllık uyku halinden sonra geçen hafta yeniden başlayan Gülistan Doku soruşturmasında şu ana kadar ortaya çıkan bütün delillerin işaret ettiği dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel sonunda hem açığa alındı hem de savcılığın cinayet soruşturmasına dahil edildi.
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada 13 kişi gözaltına alınmıştı. Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmanın ‘cinayet dosyası’ haline gelmesinin ardından resmen adli soruşturma altındaki isimler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de yer aldı.
Gelişmelerin ardından Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan işlem yapılmak üzere Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yazı yazdı.
Tuncay Sonel hakkında iddialara yönelik olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturma başlatıldı. Konuya ilişkin bir müfettiş görevlendirildi.
Sonel’in soruşturma kapsamında açığa da alındığının duyurulmasının hemen ardından gözaltına alındığı öğrenildi.
Tunceli’de üniversite eğitimi görmekte olan Gülistan Doku, en son 5 Ocak 2020 günü görüldü, bir daha da ondan haber alınamadı.
Ailesi hemen ertesi günü, 6 Ocakta kayıp başvurusunda bulunduğu için Tunceli polisi onu aradı. Bu arama çalışmaları o dönem ulusal medyaya da yansıdı, bütün Türkiye kaybolan Gülistan’ı merak etti uzunca bir süre.
Ama sonra Gülistan’ın hiç izine rastlanmayınca, onun intihar ettiği yönündeki teori ağırlık kazanınca ülkenin bu konuya olan ilgisi de sona erdi. Ama bu işin peşini bırakmayanlar da vardı. En başta ailesi, ısrarla ve başından beri kızlarının cinayete kurban gittiğini ve olayın örtbas edildiğini söylüyordu. Bazı sivil toplum kuruluşları da inatla ve ısrarla bu dosyanın yeniden açılmasını, gerçek bir soruşturma yapılmasını talep ediyordu.
Nihayet o dosya, Tunceli’ye atanan bir kadın savcı sayesinde 6 yıl aradan sonra yeniden açıldı. Ve daha açılır açılmaz, Gülistan Doku olayının belki de Cumhuriyet tarihinin en büyük rezaletlerinden birinin yaşandığı bir cinayeti örtbas olayı olduğu belirginleşmeye başladı.
Çünkü aradan geçen 6 yılda, Gülistan Doku’nun ortadan kaybolması ve öldürülmesiyle ilgili birinci dereceden bilgi sahibi bir isim, halen Amerika’da yaşayan Umut Altaş vicdan azabına dayanamadı, güvenli bir mesafede olmasına da güvenerek belki, Tunceli Barosuna ve polise bir ihbar mektubu yazdı.
Onun yazdıkları soruşturmanın seyrini birden bire, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e ve onun oğlu Mustafa Türkay Sonel’e döndürdü. Savcılık, valiyi değil ama oğlunu gözaltına aldı, Mustafa Türkay Sonel halen sorgulanıyor.
Savcılığın soruşturmasına, tutuklanan ve gözaltına alınan kişilere bakınca, savcılığın nasıl bir ipucunu genişlettiği ve aslında neyi kanıtlamak üzere olduğu görülüyor.
İddia, Gülistan Doku’yu valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in öldürdüğü, bu cinayetin valinin koruma polisleri tarafından ört bas edildiği, cesedin ortadan kaldırıldığı, araştırmaların valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’e doğru ilerlemesini engellemek için aradaki bütün delillerin de yok edildiği.
Örneğin, valinin koruma polislerinde Şükrü Eroğlu, polislikten atılma eski bir siber büro çalışanı olan Gökhan Ertok’u bulmuş, ona Gülistan Doku’nun yeniden çıkartılan telefon SIM kartını vermiş, o da bu kartı bir telefona takarak Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına girmiş, orada temizlik yapmıştı. Sadece bu da değil, Gülistan Doku’nun WhatsApp mesajlarında da temizlik yapmıştı o eski polis.
En çarpıcısı, o eski polis bütün bunları valinin koruması Şükrü Eroğlu’nun ona yolladığı paralar karşılığında yapmıştı. Peki Şükrü Eroğlu bu parayı cebinden mi ödemişti? Hayır, o parayı da Tunceli İl Özel İdaresi bütçesinden ona vermişlerdi. Yani, devletin parası bir suçun ört bas edilmesi için kullanılmıştı.
Bugün İl Özel İdaresinde bu paranın ödenmesinde rol alanlardan koruma polisine ve eski siber polise kadar herkes tutuklu.
Peki Özel İdare’nin “köylere yardım” bütçesinden bu paranın alınıp bu örtbas eyleminde kullanılmasından valinin haberi olmayabilir mi? Savcılık bu soruyu da sordu ve cuma günü vali Sonel de gözaltına alındı.
Tek iddia bu da değil. Bir gizli tanığın ifadeleri medyaya sızdı. Bu gizli tanık, valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku ile cinsel ilişki yaşadığını, Gülistan’ın hamile kaldığını ve çocuğunu kürtajla aldırmayı reddettiğini öne sürüyor. Bu iddia, Gülistan’ın cesedi bulunmadan doğrulanamaz.
Bir başka iddia, valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan’ı Uzi marka bir silahla yanlışlıkla vurduğu, telaşla genç kadını hastaneye götürdükleri, sonra da valinin korumalarının bu hastane kayıtlarını sildirip yok ettiği.
Hastane kayıtları mı bilinmez ama Tunceli’deki bazı MOBESE kayıtlarının silindiğine, yok edildiğine kuşku yok. Zaten o sebeple bu kayıtlardan sorumlu isimler de bugün tutuklu.
Gülistan Doku’nun cesedinin valinin koruma polisi ve bir korucu tarafından gömüldüğü iddiası var. Hatta daha önce bir ihbarla bu gömülen yer polise bildirilmiş, polis de gidip orada kazı yapmış ama cesedi bulamamış. Yine de polisin kazı yaptığı alanda eskiden bir ceset gömülü olduğunu ama cesedin oradan taşındığını değerlendirdiği söyleniyor.
Altı yıl sonra Gülistan Doku konusunda sır perdesi aralanıyor ama henüz tamamen açılmış değil. Şimdi Vali Sonel’in de gözaltına alınmasıyla soruşturma tamamen başka bir aşamaya geçmiş oldu.