Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın sosyal medyada Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştireyim derken ülkedeki bütün Alevileri kızdıran “Kılıç artığı” sözünü kullanmasıyla başlayan tartışmalarda Cumhuriyet Yayın Kurulu bir bildiriyle Kırıkkanat’ı uyardı. Kırıkkanat köşesinde de özür diledi.
Bir gazetede zaten köşe yazısı yazan birinin ayrıca sosyal medyada açıkladığı görüşleri veya davranışları gazetesini de bağlar mı?
Sosyal medya icat edileli beri gazetecilerle çalıştıkları medya kuruluşlarını karşı karşıya getiren bu tartışmanın son versiyonu Türkiye’de yaşanıyor.
Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı ve romancı Mine Kırıkkanat, sosyal medyada da fazlasıyla aktif bir isim. Kırıkkanat 500 bini aşan takipçili hesabında gündelik siyasi gelişmelerle ilgili sık sık görüş beyan ediyor, bununla da kalmıyor sosyal medyada sürekli başkalarıyla polemiğe giriyor, re-tweetler yapıyor.
İşte bunlardan birinde Kırıkkanat cumartesi günü bir başka sosyal medya kullancısının CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili eleştirel bir paylaşımını yeniden paylaşırken üzerine de yorum olarak “Kılıç artığı” yazdı.

Kırıkkanat, daha sonra kendisi de itiraf etti, bu tabirin Türkiye Alevilerine ne anlam ifade ettiğini bilmiyordu. Türkiye’de ta Yavuz Sultan Selim döneminde, Anadolu topraklarında yaşanan büyük Alevi-Bektaşi kıyımı ve bir anlamda Osmanlı imparatorluğu tarihinin değişmesi anlamına gelen büyük katliama bir göndermeydi bu “kılıç artığı” tabiri. O kıyımdan hayatta kalan Alevi-Bektaşileri anlatıyordu. Yavuz Sultan Selim bu katliam sonrası Mısır’ı fethedip Halifeliği de alarak Osmanlı’yı tamamen Sünni bir devlete çevirmiş, o güne kadar sistem içinde büyük ağırlığı olan Türkmen kökenli Alevi-Bektaşiler ise ikinci sınıfa dönüştürülmüştü.
Kırıkkanat’ın bu sosyal medya gafı cumartesiden başlayarak inanılmaz büyük tepkilere, neredeyse bir sosyal medya lincine dönüştü. Kırıkkanat özür diledi ama bu özür de gelen eleştirileri kesmedi.

Çalıştığı Cumhuriyet Gazetesinin Yayın Kurulu da adını anmadan Mine Kırıkkanat’ı uyarmak zorunda hissetti kendini ve bunu da kamuya açık bir bildiriyle yaptı gazete.
Okuyucuları arasında ciddi bir Alevi ağırlığı bulunan Cumhuriyet’in Yayın Kurulu’nun açıklaması şöyleydi:
“Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet Vakfı’nın senedinde de yer alan ilkeler ışığında, yalnız Cumhuriyet’in, Atatürk ilkelerinin, bilimsel ve yaygın anlatımıyla demokrasinin savunucusu olarak yayın yapmakla sorumludur.
Kendisini, Cumhuriyet, Atatürk ilkeleri ve demokrasi düşünce ve esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele etmekle, yurdumuzda her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için bütün varlığıyla çalışmakla yükümlü sayar. “İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Bildirgesi”ni demokrasinin evrensel anayasası olarak benimser; kişilik haklarına, bireylerin ve toplumun her türlü inanç ve düşüncelerine, kendi genel yayın ilkeleri çerçevesinde eleştiri hakkı saklı kalmak koşuluyla saygı göstermeye özen gösterir.
Cumhuriyet, gerek yazılı, gerek sözlü, gerekse sanal; kendisine ait tüm yayım ve yayın organlarında bu ilkeler çerçevesinde hareket etmektedir.
Bu çerçevede, tüm çalışan ve yazarları, belirlenmiş olan genel yayın çizgisine doğal olarak uymanın bir gereklilik olduğunun bilincindedirler.
Hiç kuşkusuz, yazarlarımız ve çalışanlarımız, Cumhuriyet’in organları dışında kendi düşüncelerini ve tutumlarını açıklamakta özgürdürler.
Ancak, günümüzde özellikle sosyal medyanın bir linç etme aracı olduğu göz önüne alınarak; o mecralarda yapılacak kişisel paylaşımların doğrudan olmasa da dolaylı olarak Cumhuriyet gazetesini de bağlayacağının ayırdında olunması büyük önem kazanmaktadır.
Cumhuriyet gazetesi Yayın Kurulu, gazetemizin saygınlığının ve güvenirliğinin sürdürülmesi için çalışanlarımızın ve yazarlarımızın gazetemizin resmi organlarında olduğu kadar, diğer alanlarda da dikkatli ve özenli olması gerektiğini hatırlatmayı bir görev saymaktadır.”
Mine Kırıkkanat, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde de bir yazı yazarak özür diledi. Bu yazı da aynen şöyle:
“Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü.
Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyadına gönderme yaptığım “kılıç artığı” söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.
Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir.
Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan ve zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim.”