Mine Kırıkkanat’ın ‘Kılıç artığı’ gafı Cumhuriyet gazetesini vuruyor

Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat’ın Kemal Kılıçdaroğlu için yazdığı “Kılıç artığı” sözleri, gazetenin Alevi okuyucularıyla arasını açmaya başladı. Gazete, bir başyazı yayımladı, “Kurumsal değil bireysel hata” dedi. Kırıkkanat Kılıçdaroğlu’nu da arayıp özür diledi.

Gündem 30 Nisan 2026

Cumhuriyet gazetesi yazarı ve romancı Mine Kırıkkanat’ın sosyal medyada eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu için “Kılıç artığı” tabirini kullanmasıyla başlayan kampanya büyük bir lince dönüştü.

Türkiye Alevileri için son derece hassas bir söz olan “Kılıç artığı” sözlerini, bu konuda hiçbir bilgisi olmadığı için kullandığını itiraf eden Mine Kırıkkanat’ın dilediği özürlere rağmen gazetesinde yazılarına ara verildi. Cumhuriyet gazetesi yazarının adının geçtiği bu sıkıntılı durumdan çıkmak için iki kez özel yazı yayınlamak zorunda kaldı.

Önce ‘Yayın Kurulu’ imzasıyla Kırıkkanat’ı uyaran bir metin yayınlandı. Ama buna rağmen tepkiler sadece Kırıkkanat’la da sınırlı kalmadı, Alevi toplumu Cumhuriyet gazetesine de tepki gösterince gazete “Olayların  Ardındaki Gerçek” adlı bir çeşit imzasız ve gazete adına yayımlanan başyazı sütununda bir yazı yayınlayıp “hatanın bireysel olduğunu”, faturanın Cumhuriyet gazetesine kesilmemesi gerektiğini yazdı.

Kırıkkanat kendini affettirebilmek için dün Kemal Kılıçdaroğlu’nu telefonla arayıp ondan da özür diledi ama tepkiler dinmedi. Bu arada savcılık da Kırıkkanat’ın söz konusu sosyal medya paylaşımı için “ayrımcılık”tan soruşturma başlattı.

İşte o başyazı

Cumhuriyet gazetesinin  bir çeşit imzasız başyazı sütunu olan ‘Olayların Ardındaki Gerçek’te yayınlanan “Cumhuriyet ve Aleviler” başlıklı bu yazı aynen şöyleydi:

“Cumhuriyet gazetesinin temel ilkeleri 7 Mayıs 1924 tarihinde yayımlanan ilk sayısında kurucumuz Yunus Nadi tarafından belirlenmiştir. Cumhuriyet, ırk, dil, din, mezhep ve inançlara saygılı ve eşit mesafededir.

Türkiye’de Alevi toplumu bir gerçektir ve Türk toplumsal ve siyasal yaşamında çok önemli bir konumu vardır.

Cumhuriyet gazetesi, yayın yaşamı boyunca Alevilerin görünür olmalarına, sorunlarını dile getirmelerine sayfalarını açmıştır. Türkiye’deki ilk Alevi dizisi “Hü Dost”, 1963 yılında Fikret Otyam’ın kaleminden yazı dizisi olarak Cumhuriyet gazetesinde yayımlandı.

Gazetemiz, 1961’deki İbrahim Elmalı, 1966 Ortaca, 1969 Elbistan olayları ile 1969 Tunceli’de Pir Sultan Abdal oyununun iptali nedeniyle çıkan olaylardan Maraş, Çorum, Malatya katliamlarına değin tüm gelişmeleri yalnızca muhabirlerle değil en kıdemli yazarları ile izlemiş, zaman zaman Alevi-Bektaşilerle ilgili dizilere yer vermiştir.

1990’larda önce Sivas, ardından Gazi katliamları ve Tunceli’de yakılan köyleri yine gazetemiz günlerce dizi şeklinde yayımlayarak kamuoyunu aydınlatmıştır. Olaylarla ilgili davalarda kanıt olarak sunulan fotoğraf ve belgeler de gazetemizin yayımlarından alınmıştır.

Bu yayın çizgisi nedeniyle, Alevilerin en saygın ödülü olan Hacıbektaş Dostluk ve Barış Ödülü’ne Cumhuriyet gazetesinin dört yazarı uygun görülmüştür.

Gazetemizde haber ve yorumlarda, Alevilere ya da herhangi bir din, ırk, mezhep grubuna yönelik ayrımcı, ötekileştirici dil kullanmak, ilkelerimizle kesinlikle bağdaşmaz.

Son günlerde kurumsal olmayan, tümüyle bireysel bir hata ve yanlışlıktan ötürü Cumhuriyet gazetesinin Alevilere dönük tarihsel içtenliğinin yok sayılması adil değildir ve bizi derinden üzmüştür. Yapılan bireysel bir hatanın yön değiştirerek kurumsal kimliğimizi hedef alan bir kampanyaya dönüştürülmesi asla kabul edilemez. Bu konudaki yargıyı “İncinsen de incitme” diyen Alevilerin ve değerli okurlarımızın engin vicdanına emanet ediyoruz.

Cumhuriyet gazetesi, 102 yıllık tarihinde olduğu gibi Cumhuriyet değerlerine ve laiklik ilkesine bağlı kalarak, din ve mezhep ayrımı gözetmeden çağdaş toplumun ve çoğulcu demokrasinin sesi olmayı sürdürecektir.

Cumhuriyet son kaledir ve Aydınlanma Devrimlerini, savunma görevini boyun eğmeden yerine getirmeye devam edecektir.”

Savcılık da soruşturma açtı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yazar ve gazeteci Mine Kırıkkanat hakkında CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin “Kripto kılıç artığı” ifadeleri nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan re’sen soruşturma başlattı.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“29 Nisan 2026 tarihinde açık kaynaklar üzerinden yapılan incelemede, X isimli sosyal medya platformunda ‘Mine G. Kırıkkanat’ rumuzlu X hesabından ‘Veryansıntv.com’ rumuzlu hesaptan yapılan ‘Kılıçdaroğlu, Andımızın kaldırılmasını desteklemiş! 40 yılda iyi bir is yapmış’ yazılı paylaşımı ‘Kripto kılıç artığı.’ yorumuyla kendi profilinde paylaştığı tespit edilmiş olup, şüpheli ‘Mine G. Kırıkkanat’ rumuzlu sosyal medya kullanıcısının yukarıda belirtilen paylaşımının Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu oluşturabileceği değerlendirilmekle Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından re’sen soruşturma başlatılmıştır.”

Neler olmuştu?

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı ve romancı Mine Kırıkkanat, sosyal medyada da fazlasıyla aktif bir isim. Kırıkkanat 500 bini aşan takipçili hesabında gündelik siyasi gelişmelerle ilgili sık sık görüş beyan ediyor, bununla da kalmıyor sosyal medyada sürekli başkalarıyla polemiğe giriyor, re-tweetler yapıyor.

İşte bunlardan birinde Kırıkkanat cumartesi günü bir başka sosyal medya kullancısının CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili eleştirel bir paylaşımını yeniden paylaşırken üzerine de yorum olarak “Kılıç artığı” yazdı.

Kırıkkanat, daha sonra kendisi de itiraf etti, bu tabirin Türkiye Alevilerine ne anlam ifade ettiğini bilmiyordu. Türkiye’de ta Yavuz Sultan Selim döneminde, Anadolu topraklarında yaşanan büyük Alevi-Bektaşi kıyımı ve bir anlamda Osmanlı imparatorluğu tarihinin değişmesi anlamına gelen büyük katliama bir göndermeydi bu “kılıç artığı” tabiri. O kıyımdan hayatta kalan Alevi-Bektaşileri anlatıyordu. Yavuz Sultan Selim bu katliam sonrası Mısır’ı fethedip Halifeliği de alarak Osmanlı’yı tamamen Sünni bir devlete çevirmiş, o güne kadar sistem içinde büyük ağırlığı olan Türkmen kökenli Alevi-Bektaşiler ise ikinci sınıfa dönüştürülmüştü.

Kırıkkanat’ın bu sosyal medya gafı cumartesiden başlayarak inanılmaz büyük tepkilere, neredeyse bir sosyal medya lincine dönüştü. Kırıkkanat özür diledi ama bu özür de gelen eleştirileri kesmedi.

Gazetesi uyardı

Çalıştığı Cumhuriyet Gazetesinin Yayın Kurulu da adını anmadan Mine Kırıkkanat’ı uyarmak zorunda hissetti kendini ve bunu da kamuya açık bir bildiriyle yaptı gazete.

Okuyucuları arasında ciddi bir Alevi ağırlığı bulunan Cumhuriyet’in Yayın Kurulu’nun açıklaması şöyleydi:

“Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet Vakfı’nın senedinde de yer alan ilkeler ışığında, yalnız Cumhuriyet’in, Atatürk ilkelerinin, bilimsel ve yaygın anlatımıyla demokrasinin savunucusu olarak yayın yapmakla sorumludur.

Kendisini, Cumhuriyet, Atatürk ilkeleri ve demokrasi düşünce ve esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele etmekle, yurdumuzda her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için bütün varlığıyla çalışmakla yükümlü sayar. “İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Bildirgesi”ni demokrasinin evrensel anayasası olarak benimser; kişilik haklarına, bireylerin ve toplumun her türlü inanç ve düşüncelerine, kendi genel yayın ilkeleri çerçevesinde eleştiri hakkı saklı kalmak koşuluyla saygı göstermeye özen gösterir.

Cumhuriyet, gerek yazılı, gerek sözlü, gerekse sanal; kendisine ait tüm yayım ve yayın organlarında bu ilkeler çerçevesinde hareket etmektedir.

Bu çerçevede, tüm çalışan ve yazarları, belirlenmiş olan genel yayın çizgisine doğal olarak uymanın bir gereklilik olduğunun bilincindedirler.

Hiç kuşkusuz, yazarlarımız ve çalışanlarımız, Cumhuriyet’in organları dışında kendi düşüncelerini ve tutumlarını açıklamakta özgürdürler.

Ancak, günümüzde özellikle sosyal medyanın bir linç etme aracı olduğu göz önüne alınarak; o mecralarda yapılacak kişisel paylaşımların doğrudan olmasa da dolaylı olarak Cumhuriyet gazetesini de bağlayacağının ayırdında olunması büyük önem kazanmaktadır.

Cumhuriyet gazetesi Yayın Kurulu, gazetemizin saygınlığının ve güvenirliğinin sürdürülmesi için çalışanlarımızın ve yazarlarımızın gazetemizin resmi organlarında olduğu kadar, diğer alanlarda da dikkatli ve özenli olması gerektiğini hatırlatmayı bir görev saymaktadır.”

Kırıkkanat köşesinde de özür diledi

Mine Kırıkkanat, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde de bir yazı yazarak özür diledi. Bu yazı da aynen şöyle:

“Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü.

Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyadına gönderme yaptığım “kılıç artığı” söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.

Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir.

Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan ve zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim.”

Yazılarına ara verildi

Ama bu özürler bir işe yaramadı. Gazetesi Kırıkkanat’tan yazılarına ara vermesini istedi. Kırıkkanat bu durumu öfkeli bir sosyal medya mesajıyla duyurdu:

“Kazandınız kötüler! Biz yenilmeyi de biliriz. Yenildim, çekiliyorum. At sizin, meydan sizin, rahat rahat oynayın.”

Fakat tepkiler dinmeyince gazetesi bir baş yazı yayınlamak, Kırıkkanat da Kemal Kılıçdaroğlu’nu bizzat arayıp ondan da özür dilemek zorunda kaldı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.