Gazeteyi açıyorsunuz, finans dünyasından JPMorgan gibi dev bir kurum ve bir anda kendinizi bir cinsel taciz vakasının ortasında buluyorsunuz.
İddia şu: Üst pozisyondaki bir kadın yönetici olan Lorna Hajdini, astı olan genç bir erkeği cinsel ilişkiye zorlamakla suçlanıyor; “hayır” cevabı geldiğinde ise kariyer tehdidi devreye giriyor.
Cinsel taciz davası açan eski JPMorgan bankacısı; kıdemli yönetici Lorna Hajdini’yi kendisini rızası olmadan cinsel eylemlere zorlamak, ırkçı hakaretlerde bulunmak ve kariyerini tehdit etmekle suçluyor.
Davacı 2024 yılında JPMorgan’ın kaldıraçlı finansman bölümüne kıdemli başkan yardımcısı/direktör olarak katılıyor. 37 yaşındaki Hajdini ise aynı bölümde yönetici direktör olarak görev yapıyor. Dava dilekçesinde, Hajdini’nin onu cinsel eylemlere zorlamak için kariyeriyle ilgili tehditler kullandığı, ağladığında onunla alay ettiği ve bazı karşılaşmalardan önce ona Rohypnol ve ereksiyonu sağlayan bir madde verdiğini itiraf ettiği iddia ediliyor.
Hajdini’nin cinsel ilişkiyi terfi ve bonus beklentileriyle ilişkilendirdiği ve terfi etmek istiyorsa kendisini “memnun etmesi” gerektiğini söylediği iddia ediliyor. Davacı, gelir kaybı, duygusal travma, itibar kaybı nedeni ile cezai tazminat talep ediyor.
Bakın, 45 yaşında bir kadınla 25 yaşında bir erkek, tamamen karşılıklı istekle bir ilişki yaşıyorsa bu bir tercih. Sonuçta Demi Moore ile Ashton Kutcher aralarında yaklaşık 15 yaş farka rağmen evlendiler.
Keza Pınar Altuğ ve kocası Yağmur arasında da 10 yaş var.
Madonna yıllardır kendisinden çok daha genç erkeklerle ilişkiler yaşıyor. En çok konuşulanlardan biri, dansçısı Ahlamalik Williams ile olan ilişkisiydi. Aralarında yaklaşık 35 yaş fark vardı. Daha sonra model Andrew Darnell ile de görüldü; burada da fark 40 yaş civarında.
Burada sorun aynı denklemde birinin diğerinin kariyerini kontrol etmesi, “hayır” diyememe hali, tehdit ya da manipülasyon. O zaman ilişkinin adı değişir: cinsel içerikli mobbing / istismar olur.
Bu hikâyeyi “skandal” diye okumak kolay. Ama asıl mesele, bedenin ve beynin böyle bir durumda ne yaşadığı.
Önce en temel yerden başlayalım: Rıza.
Cinsellikte rıza, “evet dedim”den ibaret değildir. Rıza; özgür iradeyle, baskı olmadan, sonuçlarından korkmadan verilen bir onaydır.
Eğer ortada “bunu yapmazsam başıma bir şey gelir” düşüncesi varsa, orada rıza yoktur. Nokta.
Hele ki iş ilişkisi gibi güç eşitsizliği olan durumlarda, “evet”in içeriğini beyin çoğu zaman şöyle çevirir: “Hayır demeye cesaret edemedim.”
Bu tür durumlarda beden sadece “karar veren” bir yapı değildir; aynı zamanda hayatta kalma moduna geçen bir sistemdir.
Beyin tehdit algıladığında üç klasik yanıt verir: savaş, kaç ya da don . En az konuşulan ama en sık yaşananı “donma”dır. Kişi o an tepki veremez, ses çıkaramaz, karşı koyamaz. Sonra da kendine kızar: “Neden dur demedim?” Çünkü sinir sistemin o anda tek amacı “zararı minimize etmektir.”
Bu biyolojidir, karakter meselesi değil.
Peki gelelim herkesin içinden geçirdiği ama yüksek sesle pek sormadığı o soruya: “Bu bir erkeğe yapılabilir mi?” Cevap: Evet. Hem de düşündüğünüzden çok daha sık.
Toplumsal mit şudur: “Erkek her zaman ister.” Oysa gerçek şudur: Erkek de istemeyebilir. Ve istemediği halde zorlanabilir.
Bir erkek, özellikle iş ortamında, üstündeki birinden gelen cinsel talebi reddettiğinde; kariyerinin zarar göreceğinden korkabilir, alay edilmekten çekinebilir, “erkekliğinin sorgulanacağını” düşünebilir.
Bu yüzden çoğu erkek yaşadığı şeyi istismar olarak bile adlandıramaz. “Ben mi abartıyorum?”, “Sonuçta kadındı, bu taciz sayılır mı?” gibi iç konuşmalar başlar.
Oysa kural basit: İstenmeyen her cinsel yaklaşım, kimden gelirse gelsin, istismardır.
Bu noktada bir kavramı doğru koymak gerekiyor: Bu durum yalnızca “taciz” değil, aynı zamanda cinsel içerikli mobbingtir. Yani iş yerinde sistematik baskı kurarak, cinselliği bir kontrol aracı olarak kullanmak. Burada seks, seks olmaktan çıkar; bir güç enstrümanına dönüşür.
Flörtte iki kişi vardır. Mobbing’de ise biri vardır, diğeri “katlanmak zorunda bırakılan.” Aradaki farkı beden çok net hisseder: Flört dopamin salgılar. Zorlama kortizol. Flörtte gevşersin. Zorlamada kasılırsın. Flörtte istersin. Zorlamada “bitsin” dersin.
İşte bu yüzden bu tür deneyimler sadece “o an yaşanıp bitmez.” Uzun vadede cinsel isteksizlik, performans kaygısı, yakınlık kuramama, hatta bedenden kopma hissi yaratabilir. Erkeklerde de, kadınlarda da.
Ama erkekler bunu daha az dile getirdiği için, etkisi çoğu zaman daha sessiz ama daha derin olur.
Cinsellikte en seksi şey arzu değil, özgürlüktür. Eğer bir insan “hayır” dediğinde başına bir şey geliyorsa… orada seks yoktur. Orada flört hiç yoktur. Orada sadece güç vardır.
Ve güçle yaşanan hiçbir şey, ne beden için ne ruh için sağlıklıdır.
“İstiyorum” demek kadar, “istemiyorum” diyebilmek de cinselliğin parçasıdır.