İrem Hanım merhaba,
51 yaşındayım, 24 yıllık evliyim. Son zamanlarda eşimle ilgili garip bir şey fark ettim. Normalde cinsel hayatımız oldukça sakin. Hatta bazen haftalar geçiyor ve eşim hiç yakınlık başlatmıyor. Ama ne zaman başka bir kadın bana ilgi gösterse, ya da eşim bir kadının bana baktığını fark etse, bir anda değişiyor. Geçen ay bir davette eski bir iş arkadaşım benimle biraz fazla sohbet etti. Eve döndüğümüzde eşim yıllardır olmadığı kadar ilgiliydi. Benzer şey birkaç kez daha oldu. Şimdi ister istemez düşünüyorum: Karım beni gerçekten mi istiyor, yoksa başkalarının istediğini görünce mi istiyor? İşin kötüsü, bazen kıskandığını görünce hoşuma da gidiyor. Çünkü o an hâlâ çekici olduğumu hissediyorum.Bu normal mi? Yoksa evliliğimizde bir şeyler eksik mi?
Değerli okurum,
Öncelikle eşinin davranışı düşündüğün kadar sıra dışı değil.Çünkü insanlar sahip oldukları şeylerin değerini bazen kaybetme ihtimalini hissedince yeniden fark eder. Buna erkekler de kadınlar da dahil.
Şimdi dürüst olalım. Eşin büyük ihtimalle o davette bir anda bir başkasının da seni çekici bulduğunu fark etti.Ve o anda beyninde uzun süredir uyuyan bir alarm çaldı. Bu illa kıskançlık değildir. Bazen yeniden fark etmektir. Uzun evliliklerde çiftler birbirini zamanla eş, ebeveyn, hayat ortağı olarak görmeye başlar. Ama kadın ve erkek tarafı biraz silikleşebilir. Sonra bir gün dışarıdan biri gelip o tarafı görünür kılar. Ve eşin bir anda sana yeniden sevgilisiymiş gibi bakmaya başlar.
Ama burada dikkat etmen gereken başka bir şey var. Senin hoşuna giden sadece eşinin ilgisi değil. Arzulanmak. Çünkü 50 yaşından sonra bir kadının ilgisini görmek bazen egoya küçük bir vitamin takviyesi gibi gelir. Bir ilişkide en tehlikeli şey kıskançlık değil, görünmez olmaktır. Eşin seni kıskanınca canlanan şey belki de arzusu değil, dikkatidir.
Asıl soru şu: Birbirinizi yeniden görmek için gerçekten üçüncü kişilere ihtiyaç var mı? Çünkü sağlıklı bir evlilikte amaç kıskandırarak ateş yakmak değil, birbirine yeniden merak duymayı öğrenmektir. Belki de bu olay sana şunu gösterdi: Aşk tamamen bitmemiş. Sadece biraz tozlanmış.
İrem Hanım merhaba,
76 yaşındayım. Uzun yıllardır evliyim. Son birkaç yıldır da benden 25 yaş genç, 51 yaşında bir kadınla ilişkim var. Sorun şu ki, o kadınla birlikteyken aklımın yarısı ilişkide değil, performansımda oluyor. Doktor kontrolünde kullandığım bazı ilaçlar da var. Açık konuşayım, çoğunu sağlık için değil, performansımı koruyabilmek için kullanıyorum. Kadın bugüne kadar bana hiçbir olumsuz şey söylemedi. Hatta sürekli beni istediğini söylüyor. Ama ben kendi kendimi yiyorum. Çünkü sürekli şunu düşünüyorum: “Acaba benim yaşımda olmayan biriyle olsa daha mı mutlu olurdu? Acaba benim yapamadıklarımı onun yaşıtları yapabiliyor mudur? Acaba beni mi istiyor, yoksa benim sunduğum imkanları mı?” Bazen birlikte olmadan önce bile stres başlıyor. O kadar ki bazı geceler yaşayacağım şeyden çok yaşayamayacağım şeyleri düşünüyorum. 76 yaşında hâlâ bunları düşünmek normal mi?
Değerli Okurum,
Öncelikle şunu söyleyeyim: 76 yaşında hâlâ bir kadını etkilemek istemen, onun gözünde çekici görünmeyi önemsemen veya cinsel performansını düşünmen garip değil. Aslında birçok erkeğin düşündüğü ama yüksek sesle söylemediği şey tam da bu.
Ancak dikkatimi çeken bir nokta var. Sen aslında cinselliği yaşamıyorsun, cinselliği değerlendiriyorsun. Ve o noktada yatak odasında iki kişi olmuyorsun. Sen, partnerin ve kafanın içinde yarattığın hayali rakipler de geliyor. Oysa bu kadın seninle birlikte olmayı seçmiş. Muhtemelen senin düşündüğün kadar basit bir performans hesabı yapmıyor.
Erkekler bazen kadınların çekiciliği yalnızca fiziksel performans üzerinden değerlendirdiğini sanıyor. Gerçekte ise birçok kadın için çekicilik; güven, deneyim, ilgi, mizah, özgüven ve birlikte hissedilen yakınlığın toplamı.
Bir başka noktaya da değinmek istiyorum. Kullandığın ilaçların asıl etkisi bazen fiziksel değil psikolojik olabilir. Çünkü o ilaçlar sadece performans desteği sağlamıyor, aynı zamanda “hazırım” hissi veriyor.
Ancak zamanla bazı erkekler bu hissi ilacın kendisine bağlamaya başlıyor. İşte o zaman sorun ortaya çıkıyor. Çünkü özgüven ilaca emanet edildiğinde, ilaç unutulduğu gün kaygı başlıyor.
Bence asıl mücadelen yaşla değil, kıyaslamayla. Gerçek şu ki sen 50 yaşında değilsin ve olmak zorunda da değilsin.İnsan hayatının her döneminde farklı şeyler getirir. Gençlik hız getirir. Yaş ise deneyim, rahatlık ve derinlik getirir.
Sorun, 76 yaşındaki bir bedenin 50 yaşındaki bir beden gibi davranmasını beklemek değil; bunu bir zorunluluk gibi görmek. Bir kadın birlikte olduğu erkeğin kaç yaşında olduğunu unutmaz. Ama çoğu zaman onu yanında nasıl hissettiğini daha çok hatırlar.Belki artık performansını değil, ilişkini ölçmenin zamanı gelmiştir.