Merhaba İrem Hanım,
Ben 51 yaşında, boşanmış bir erkeğim. Yaklaşık 1 yıldır bir ilişkim var. Partnerimle duygusal olarak çok iyi anlaşıyoruz ama yatakta beni şaşırtan bir durum yaşıyorum. Gece sarılarak uyurken ona dokunmayı, yaklaşmayı çok istiyorum. O yarı uykuluyken daha rahat hissediyorum. Ama tamamen uyanıp bana karşılık verdiğinde bir anda geriliyorum. Sanki üzerimde baskı oluşuyor ve geri çekilmek istiyorum. Partnerim geçen gün “Beni ben değilken daha çok istiyorsun gibi hissediyorum” dedi. Bunu duyunca çok kötü oldum çünkü onu gerçekten seviyorum. Ama sanırım haklı da olabilir. Bu neden oluyor? Bende bir problem mi var?
Değerli okurum,
Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu durum düşündüğünden daha psikolojik ve düşündüğünden daha yaygın. Mesele çoğu zaman “istek” değil, yakınlığın yarattığı baskıyla ilgilidir.
Senin anlattığında dikkat çeken şey şu: Partnerin yarı uykuluyken, yani senden aktif bir karşılık beklenmeyen bir anda daha rahat hissediyorsun. Çünkü o anlarda cinsellik daha güvenli geliyor. Beklenti yok, performans baskısı yok, “yeterli miyim” sorusu yok.
Ama partnerin tamamen dahil olduğu anda iş değişiyor. Çünkü artık ortada gerçek bir karşılaşma var. Göz teması, tepki, duygusal açıklık… Yani sadece dokunmak değil, gerçekten görülmek devreye giriyor. Ve bazı insanlar için asıl gerilim tam burada başlıyor.
Özellikle uzun evliliklerden ya da zor ilişkilerden çıkan kişilerde bu sık görülür. Çünkü zamanla cinsellik bir yakınlık alanından çok, fark etmeden bir performans alanına dönüşebilir. İnsan da rahat olduğu yere kaçar. Senin beynin şu an “riskin düşük olduğu yakınlık” alanında daha güvende hissediyor olabilir.
Burada önemli olan şey şu: Bu durum partnerini istemediğin anlamına gelmiyor. Büyük ihtimalle tam tersine, duygusal olarak önem verdiğin için baskıyı daha yoğun hissediyorsun. Çünkü insan bazen en çok kaybetmek istemediği kişinin yanında gerilir.
Bunu çözmenin yolu kendini zorlamak değil, utancı azaltmak. Partnerinle bunu açık ama dramatize etmeden paylaşabilmek önemli. Çünkü insanlar konuşmadıkları şeyleri genelde kişisel algılar. Oysa burada mesele çekim eksikliği değil, yakınlıkla kurduğun ilişki biçimi olabilir.
Son olarak şunu unutma: Bazı insanlar çıplak bedenden değil… çıplak duygudan korkar. Ve gerçek yakınlık bazen tam da o yüzden insanı geri adım attırır.
Merhaba İrem Hanım,
Ben 37 yaşında, 2 yıllık ilişkisi olan bekar bir kadınım. Sevgilimle ilişkim kötü değil ama son bir yıldır cinsellikle ilgili garip bir şey yaşamaya başladım. O bana çok romantik davrandığında, uzun uzun duygusal konuşmalar yaptığında ya da aşırı “tatlı” olduğunda içimdeki istek tamamen kayboluyor. Ama tam tersi, biraz mesafeli olduğunda ya da kendi hayatına odaklandığında onu daha çekici buluyorum. Hatta bazen bana fazla düşkün davrandığında içimden “arkadaş gibiyiz” hissi geçiyor. Bu beni çok suçlu hissettiriyor çünkü iyi davranan bir sevgilide neden uzaklaşılır ki? Benim sorunum ne?
Değerli okurum,
Şimdi dürüst olalım: Arzu ile sevgi aynı şey değil. Hatta bazen fazla iç içe geçtiklerinde birbirlerinin alanını daraltabiliyorlar. Çünkü arzu dediğimiz şeyin içinde biraz merak, biraz mesafe, biraz da “ulaşamama hissi” vardır.
Tamamen güvenli, tamamen tahmin edilebilir hale gelen ilişkilerde bazı insanların zihni romantik olarak huzur bulurken, cinsel olarak uyku moduna geçebiliyor. Senin beynin muhtemelen “yakınlık” ile “heyecanı” aynı yerde tutmakta zorlanıyor.
Sevgilin fazla duygusal, fazla erişilebilir olduğunda bilinçaltın onu partnerden çok “güvenli alan” gibi algılıyor olabilir. Güvenli alan güzel bir şeydir ama her zaman erotik değildir.
Bu şu demek değil: “Kötü erkek çekici gelir.” Bu çok yanlış yorumlanır. Mesele toksiklik değil; canlılık hissi.
İnsan bazen kendi alanı olan, biraz bağımsız duran kişilere karşı daha fazla çekim hisseder çünkü orada hâlâ keşfedilecek bir enerji vardır. Uzun ilişkilerde çiftlerin en sık yaptığı şeylerden biri fark etmeden birbirini sadece “hayat arkadaşı” rolüne sıkıştırmaktır. Faturalar, market listeleri, aile düzeni derken erotik alan daralmaya başlar. Sonra biri çıkıp romantik olmaya çalışır ama o romantizm bazen partnerlikten çok “şefkat” hissi yaratır. Ve şefkat her zaman arzu üretmez.
Burada önemli olan, sevgilini daha az sevmen değil. Büyük ihtimalle tam tersine, ilişkiniz fazla güvenli hale geldiği için zihnin heyecan arıyor. Bu da çözülemez bir şey değil. Birbirinizi sadece eş olarak değil, yeniden kadın ve erkek olarak görebileceğiniz alanlar yaratmak gerekiyor.
Biraz ayrı hayat, biraz bireysellik, biraz özlem… Bunlar arzunun oksijenidir. Ve şunu unutma: Bir ilişkide huzur olması çok değerlidir. Ama bazen tutkunun yeniden nefes alabilmesi için, ilişkinin içinde biraz hareket alanına da ihtiyaç vardır.
9 Mayıs 2026 - Partnerimle cinsellik beni geriyor
6 Mayıs 2026 - Yemek görünce giriş, zorluk varsa sıvış
3 Mayıs 2026 - Erkekse taciz meşru
2 Mayıs 2026 - Eşimle tartıştıktan sonra onu daha çok istiyorum!
29 Nisan 2026 - Libido Promosyonu: Aşkın ilk günlerinden sonra seks neden azalıyor?