Organik İrem Yapay Zekaya Karşı

10 Haziran 2026

İnsanlar yüzyıllardır aşk, ayrılık, flört ve cinsel yaşam gibi en derin kişisel krizlerinde dostlarına, ailelerine veya terapistlerine sığındılar.

Ancak günümüzde, yapay zeka destekli büyük dil modellerinin hayatımıza girmesiyle birlikte, milyonlarca insan gecenin bir yarısı yaşadığı ilişki krizini, partnerinin cinsel soğukluğunu veya ‘aldatılıyor muyum?’ şüphesini bir insana değil, ChatGPT veya özel yapay zeka chatbot’larına (Character.ai, Replika vb.) anlatıyor.

Geçen ay Barcelona’da bilgisayar bilimleri dünyasında insan ile bilgisayar arasındaki etkileşimi inceleyen en prestijli ve en büyük uluslararası akademik konferans düzenlendi. Konferans ACM CHI olarak adlandırılıyor. ACM Association for Computing Machinery (Bilgisayar Mekanizmaları Birliği) kısaltması CHI ise Conference on Human Factors in Computing Systems (Bilgisayar Sistemlerinde İnsan Faktörleri Konferansı) anlamına geliyor.

Bu konferans, yapay zekanın, robotların veya yazılımların insan psikolojisi, ilişkileri ve sosyal hayatı üzerindeki etkilerini inceleyen en üst düzey araştırmalara ev sahipliği yapıyor.

İşte bu konferansta Emily Tseng ve Jonathan P. Chang öncülüğünde “Chat, Should I Leave Him?” (Chat, Onu Terk Etmeli miyim?) başlıklı güncel ve ses getiren bir çalışma, yapay zekanın en mahrem insani alanlara sızışını çarpıcı bir biçimde ele aldı.

Anlaşılan artık insanlar kendi sosyal çevrelerinden gizledikleri en mahrem ilişki ve cinsellik detaylarını yapay zekayla paylaşırken bir ‘sosyo-duygusal bağ’ kuruyor ve ondan aldıkları tavsiyelerle gerçek hayattaki ilişkilerini şekillendiriyor.

Aslında düşününce bir açıdan mantıklı geliyor. İnsanlar arkadaşlarına veya bir terapiste cinsellik, fanteziler veya ilişkideki başarısızlıklar hakkında konuşurken “yargılanma” korkusu yaşıyor. Araştırma sonuçlarına göre kullanıcıların chatbot’ları tercih etmesindeki en büyük etken de “asla ayıplamayan, her an dinlemeye hazır ve tamamen tarafsız görünen” bir muhatap bulma arzusu.

Ancak yargılanmayacağız derken kullanıcılar çok önemli bir riski de göz ardı ediyorlar. En mahrem cinsel detaylarını veya partnerlerinin özel hayatını bu ticari yapay zeka şirketlerinin veri tabanlarına yüklediklerinin farkında değiller.

Makalede incelenen verilere göre, kullanıcılar yapay zekaya “Eşimle cinsel uyumumuz bitti, ne yapmalıyım?” veya “Sevgilim bana soğuk davranıyor, onu terk etmeli miyim?” gibi doğrudan hayat değiştiren sorular yöneltiyor.

Algoritmalar, kullanıcıyı memnun etmek ve sohbeti devam ettirmek üzere tasarlandığı için genellikle kullanıcının haklı olduğunu onaylayan, onu pohpohlayan bir dil kullanıyor. Bu durum, insanların ilişkilerindeki sorunları partnerleriyle karşılıklı konuşarak çözmek yerine, yapay zekadan aldıkları “Onu terk et”, “Sana değer vermiyor” gibi manipülatif veya tek taraflı tavsiyelerle evliliklerini veya ilişkilerini hızla bitirmelerine yol açabiliyor.

İnanılmaz ama gerçek.

Tabii ki madalyonun diğer yüzü de var. Bazı kullanıcılar için chatbot’lar, sosyal anksiyeteyi yenmek veya cinsellik konusundaki tabularını yıkmak için harika bir “prova alanı”.

İnsanlar gerçek bir partnerin karşısına çıkmadan önce nasıl flört edileceğini, cinsel sınırlarını nasıl ifade edeceklerini veya bir tartışmayı nasıl sağlıklı yürüteceklerini önce yapay zeka ile konuşarak “pratik ediyorlar”.

Bu durum, özellikle yalnızlık çeken veya ilişki kurmakta zorlanan bireyler için bir nevi sosyal rehabilitasyon görevi görüyor.

İyi hoş da yapay zeka, insan ilişkilerinde harika bir “iç ses” veya “beyin fırtınası ortağı” olabilir; ancak bir insanın karmaşık duygusal dünyasını, cinsel arzularını ve bir ilişkinin geçmişini asla tamamen kavrayamaz.

İlişkilerimizi algoritmaların tavsiyelerine göre dizayn etmek, bizi gerçek insanların kusurlarına katlanamaz hale getirebilir ve insanı daha derin bir yalnızlığa sürükleyebilir.

Unutmayalım ki, yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, sadece bizim ona öğrettiğimiz kadarını taklit edebilir.

Bizi yargılamayan bir makinenin konforuna kapılıp, bir robotun ‘Terk et’ komutuyla arkamızı dönüyorsak kusura bakmayın ama biz bu sevda işlerinden çoktan emekli olmuşuz demektir.

Siz organik İrem’e kulak vermeye devam edin.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.