🏆 DÜNYA KUPASI 2026 MERKEZİ 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → 🏆 Dünya Kupası 2026 Merkezi Keşfet →

Öğretmene ters kelepçe

16 Haziran 2026

Öğretmenler. Ankara’daydı Pazar günü, Güvenpark’ta.

Ellerinde taş yok, sopa yok. Sadece hakları var.

Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar. Meclis’e yürümek istediler, Çankaya Kapısı’na kadar. O kadar.

Polis önlerini kesti.

Ve 41 öğretmen ters kelepçeyle gözaltına alındı. Ters kelepçeyle. Öğretmenler.

İçlerinde sendikanın genel başkanı Eren Edebali de vardı.

Ne istiyorlardı peki?

İnsanca bi maaş. Güvenceli bi iş. Mülakat yüzünden mağdur edilen arkadaşlarının hakkının teslim edilmesini. 1611 öğretmen, sırf bi mülakat yüzünden ataması yapılmamış.

Talepleri buydu.

Tehlikeli mi?

Çocuklarımızı emanet ettiğimiz insanlar bunlar. Sabah, evladımızı gönül rahatlığıyla bıraktığımız eller.

O eller, dün ters kelepçe gördü.

Biz daha birkaç ay önce, Apo’nun meclise gelmesini konuşmuyor muyduk?

Öbür yanda, taban maaş isteyen öğretmen meclise yürümek isteyince meydanda ters kelepçede…

Bu nasıl bir terazi?

Akşam hepsi serbest bırakıldı.

Ama o görüntü hafızalara kazındı bir kere.

Bugün ters kelepçe taktığınız o eller, yarın sizin çocuğunuza harf öğretecek.

Unutmayın.

Ah Kazım Abi

Bir güzel insan daha gitti bu dünyadan.

Harbi güzeldi.

Kendi güzel, ruhu güzel, babalığı güzel, abiliği güzel, dostluğu güzel…

Güzeldi işte.

Genci yaşlısı, 61 yıllık ömrü boyunca herkese bir şekilde dokundu, güzellikler yaptı.

“O iş bende!” derdi.

Derdi olan herkesin işini çözerdi.

El verirdi, destek verirdi, mutlaka işini hallederdi.

Komikti. Tatlıydı. Sıcaktı. Sahiciydi. Çok zekiydi. Ve aşırı fırlamaydı.

Başparmak tırnakları televizyon ekranı gibi dikdörtgendi.

Ben o insanların, bir de gülerken gözleri kaybolanların, çok iyi kalpli olduklarına inanırım.

O da öyleydi.

Tarsus Amerikan’dan abimdi.

Ama hepsinden önemlisi, ablam Suna’nın 16 yaşından beri hayatının aşkıydı.

Onların aşk mektuplarını ben taşırdım.

Birbirlerini çocuk yaşta buldular.

Bir ömür boyunca da hiç bırakmadılar.

Sevgileri…

Evlilikleri…

Birbirlerine duydukları güven…

Bağlılıkları…

Kazım Abi’nin babalığı…

Dillere destandı.

Bazı aşklar vardır, zamana yenilmez.

Bazı sevgiler vardır, ölüm bile onları bitiremez.

Suna ile Kazım’ınki işte öyle bir aşktı.

Hayat dolu bi insandı.

Bitmez tükenmez bi hayat enerjisi vardı.

Onu tanıyan herkesin hemfikir olduğu bi şeydi bu: Girdiği ortama canlılık katan, en zor anlarda bile umut veren, güç veren, güldüren nadir insanlardandı.

Sonra hayat, onları çok ağır bi sınavla karşı karşıya bıraktı.

İki yıl boyunca kolon kanseriyle mücadele etti Kazım Abi.

Teşhis konduğunda, hastalık 4. evreydi.

Müthiş bi mücadele verdi.

Hayatının aşkı olan ablam Suna ile birlikte verdiler o mücadeleyi.

İnanılmaz onurlu bi mücadeleydi.

Her şeyi yaptılar.

Her yolu denediler.

Dirayetleriyle, metanetleriyle hepimize ilham oldular. Kendilerine hayran bıraktılar.

Hastalık sürecinde bile moral veren tarafta kalmayı seçti Kazım Abi.

Yaşama sevincini, mücadele azmini ve insanlara duyduğu sevgiyi son ana kadar korudu.

İnanılmaz bi mücadele verdi.

Son ana kadar…

Bu mücadelede yalnız da değildi.

Başta ablam, kızları, kardeşleri, damatları dostları…

Onu sevgiyle sarıp sarmalayan şahane doktorları…

Bütün hastane personeli…

Herkes ama herkes elinden gelen her şeyi yaptı.

Ama olmadı…

Bu güzel insan, elimizden kaydı gitti.

Hala inanamıyorum.

Son 15 gündür maaile Adana’da, hastanede yanındaydık.

Üç odaya yayılmıştık.

Kızları, kardeşleri, damadı, torunları… bütün ailesi, sevdikleri yanındaydı.

Son ana kadar direndi.

Son ana kadar mücadele etti.

Asla pes etmedi.

Duygularımız tam bir roller coaster gibiydi.

Bir gün, “Galiba kaybediyoruz” diyorduk.

Ertesi gün, öyle bi hayata tutunuyordu ki, “Yok canım, bunu da atlatacak” diyorduk.

Ama bugün öğleden sonra, 61 yaşında aramızdan ayrıldı.

Hayatın adil olduğunu kimse söylemiyor. Ama insan, yine de isyan ediyor, “Bunca lüzumsuz insan hayattayken, o niye 61 yaşında gidiyor?” diye soruyor.

Bazı kayıplar vardır, insanın içine bir anda düşmez.

Ağır ağır çöker.

Kazım Apa öyle biriydi.

Şimdi bombok bi haldeyiz.

Ondan söz ettiğimizde ağlıyoruz.

Gülüyoruz.

Bazen ikisini aynı anda yapıyoruz.

Kazım Apa hikayeleri hiç bitmiyor.

Ve o hikayelerin içinde hayata dair her şey var.

Birimizin aklına bir şey geliyor, anlatmaya başlıyor.

Hepimiz gülüyoruz.

Sonra birden ağlamaya başlıyoruz.

Sonra başka bi hikaye anlatılıyor.

Bu böyle sürüp gidiyor.

M. Kazım Apa çok çok özel biriydi.

Onunla ilgili anlatılacak hikayeler hiç bitmeyecek!

Galiba bi insanın ardından söylenebilecek en güzel şey de bu…

Seni hep özleyeceğiz Keko.

Sensiz hep eksik olacağız.

Ve bilmem söyleme gerek var mı: Seni sonsuz seviyoruz.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.