Sinem Dedetaş, bu sabah gözaltına alındı.
Üsküdar Belediye Başkanı. 31 Mart 2024’te Üsküdar’ı kazandı. Yıllardır el değiştirmemiş o ilçeyi, sandıkta kazandı. Donanımı, kariyeri, duruşuyla örnek bir profil.
Bu sabah, 11 adrese eş zamanlı operasyon yapıldı. Dedetaş’ın da aralarında olduğu 6 kişi gözaltında.
Suçlamalar ağır: Rüşvet, irtikap, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme.
Ve bu, Üsküdar’a yapılan ikinci operasyon. İlki 7 Nisan’daydı.
31 Mart 2024’te, CHP yüzde 37,8 ile 1977’den beri ilk kez birinci parti oldu. AK Parti tarihinde ilk kez ikinci sıraya düştü.
O seçimden bu yana 79 belediye başkanı AK Parti’ye katıldı. 33’ü Yeniden Refah’tan, 17’si CHP’den, 16’sı bağımsız, kalanı diğer partilerden.
Sandıkta değişmeyen harita, sandıktan sonra değişti.
Dünyanın en basit sorusunun cevabını bulamıyorum:
Türkiye’de yolsuzluk sadece bi partinin belediyelerinde mi oluyor? Böyle bi matematik mümkün mü?
Soruşturmalar hangi kapıları çalıyor? Hangilerini çalmıyor?
Etik ve mantık bizi terk edeli çok oldu. Ama sanırım matematik de bizi terk etti. Çünkü matematiksel olarak bile bu mümkün değil.
Dedetaş suçluysa yargılansın. Ceza alsın.
Ama önce yargılansın. Önce delil. Önce mahkeme. Önce savunma. Kaçma şüphesi yoksa tutuksuz yargılanma.
Sandık bi yerde bitiyorsa, o yerin adını koyalım.

Adı Fatoş Pınar Türker.
İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü.
23 Mart 2025’ten beri tutuklu.
Kalp hastası.
2 Temmuz’da Marmara Kadın Kapalı Cezaevi’nde bayılmış. Panik butonuna basmış. Avukatının dilekçesine göre, görevliler zamanında gelmemiş.
24 Temmuz’da yine rahatsızlanmış. Yere düşmüş. Başını çarpmış.
Ve yine hastaneye sevk edilmemiş.
Şimdi de, 2. duruşmaya kısa süre kala Düzce Cezaevi’ne gönderilmesi planlanıyormuş. Avukatı Burak Candan diyor ki: “Bu sağlığı için riskli.”
Üç şey istiyor avukat.
Sadece üç şey.
-Tam teşekküllü bi hastane.
-Panik butonlarının araştırılması.
-Düzce sevkinin iptali.
Bunlar lüks mü?
Bunlar ayrıcalık mı?
Bunlar, bir insanın yaşama hakkı.
Fatoş Pınar Türker’in mahkeme salonundaki ifadesinde neler anlattığını hatırlıyor musunuz?
Vatan Emniyet’te maruz kaldığı çıplak aramayı bütün salonun önünde anlatmıştı.
Salondaki kadınlara dönmüş ve demişti ki: “Utanan varsa çıkabilir. Ben utanmıyorum. Yapan utansın.”
Bir de savcıyla arasında geçeni anlatmıştı. Savcının, “Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını” diyerek kendisini çocuklarıyla tehdit ettiğini söylemişti.
Bütün bunlar yargılamanın konusu olabilir.
Ama bir insan cezaevinde fenalaştığında yapılması gereken şey, tartışmaya açık değildir.
Bir insan cezaevinde bayılırsa ne olur?
Doktora götürülür.
Bu kadar basit.
Bu kadar basit olan şey neden olmuyor?
Suçlu mu masum mu, o mahkemenin işi.
Ama sağlığı kimsenin tartışma konusu değil.
Tutukluluk bir cezalandırma yöntemi değildir.