Kahvenin sağlık üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılırken yeni bir çalışma düzenli kahve tüketimiyle testosteron düzeyi arasında dikkat çekici bir ilişki ortaya koydu. Ancak araştırmacılar bunun “daha fazla kahve daha fazla testosteron” diye yorumlanmamasını istiyor.
Dünyada en sık tüketilen içeceklerden biri olan kahve kalp sağlığından metabolizmaya, uyku düzeninden bilişsel işlevlere kadar pek çok konuda bilimsel araştırmalara konu oluyor.
European Journal of Nutrition dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada düzenli kahve tüketimi ile testosteron seviyeleri ve çeşitli metabolik göstergeler arasındaki ilişki incelendi.
Araştırma “Northern Finland Birth Cohort 1966” isimli geniş kapsamlı çalışmanın verilerine dayanıyor.
Çalışmaya yaklaşık yüzde 47’si erkek olmak üzere 2 bin 264 kişi dahil edildi. Araştırmacılar katılımcıların günlük kahve tüketimlerini hormonal, metabolik ve vücut kompozisyonuna ilişkin göstergelerle karşılaştırdı.
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri erkeklerde görüldü.
Düzenli kahve tüketimi arttıkça kandaki toplam testosteron düzeyinin de yükseldiği belirlendi.
Araştırmacıların hesaplamasına göre günlük tüketilen her ilave fincan kahve, erkeklerde toplam testosteron düzeyinde yaklaşık 0,29 nmol/L artışla ilişkili bulundu.
Bu ilişki vücut kitle indeksi, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, eğitim düzeyi ve alkol tüketimi gibi etkenler hesaba katıldıktan sonra da devam etti.
Araştırmanın sonuçları bu kadar basit değil.
Kahve tüketimi yüksek olan erkeklerde toplam testosteron ve biyoyararlanılabilir testosteron daha yüksek bulunurken serbest testosteron ve serbest androjen indeksi daha düşük çıktı.
Aynı kişilerde cinsiyet hormonlarını ve testosteronu bağlayan SHBG adlı proteinin seviyelerinin de yükseldiği görüldü.
Bu nedenle araştırmacılara göre kahve tüketimi kandaki testosteronun dağılımı ve taşınma biçimiyle ilişkili olabilir. Ancak bu durum dokuların doğrudan kullanabileceği testosteron miktarının arttığı anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla çalışmadan “Ne kadar çok kahve içilirse testosteron o kadar yükselir” sonucu çıkarılamıyor.
Araştırmada kahve tüketimi ile metabolik sağlık arasında da bazı ilişkiler saptandı.
Daha fazla kahve tüketen kişilerde ortalama olarak toplam vücut yağı ve iç organların çevresinde biriken viseral yağ oranının daha düşük, kas kütlesinin ise daha yüksek olduğu görüldü.
Erkeklerde yüksek kahve tüketimi, glikoz ve insülin değerleri açısından da daha olumlu bir metabolik profille ilişkilendirildi.
Araştırmacılar ayrıca yüksek kahve tüketenlerde dallı zincirli aminoasitlerin (BCAA) daha düşük seviyelerde bulunduğunu belirledi.
BCAA düzeylerinin yüksekliği daha önce bazı çalışmalarda insülin direnci ve metabolik bozukluklarla ilişkilendirilmişti.
Araştırmanın sonuçları cinsel sağlık açısından ise doğrudan bir çıkarım yapılmasına izin vermiyor.
Çalışmada sertleşme işlevi, libido veya cinsel performans doğrudan incelenmedi.
Bu nedenle elde edilen bulgulara dayanarak kahvenin cinsel sağlığı veya cinsel performansı iyileştirdiğini söylemek mümkün değil.
Araştırma yalnızca özellikle erkeklerde kahve tüketimi ile belirli bir hormonal profil arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor.
Çalışmanın en önemli sınırlılıklarından biri kesitsel araştırma yöntemiyle yapılmış olması.
Kesitsel çalışmalar belirli bir dönemdeki veriler arasındaki ilişkileri gösterebilse de bir faktörün diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlayamıyor.
Başka bir ifadeyle araştırma kahve tüketiminin testosteron düzeyinde değişikliğe neden olduğunu göstermiyor.
Farklı beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, fiziksel aktivite veya metabolik sağlık durumuna sahip kişilerin kahve tüketim alışkanlıklarının da birbirinden farklı olması sonuçları etkileyebilir.
Araştırmacılar da kahve tüketimi ile hormonal ve metabolik değişiklikler arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulabilmesi için uzun süreli ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.