Çünkü iyilik bulaşıyor

10 Eylül 2026

Kapanışımız müthiş oldu.

Ağladım.

Tutamadım kendimi.

Anlatınca siz de bana hak vereceksiniz…

Ama çok güldüm, çok eğlendim de.

Yani bu yazın son İyilik Atölyesi’nde bütün duyguları bir arada yaşadım.

Son konuklarımız KİTVAK üyeleriydi.

İzmir’den otobüs kaldırmışlar.

35 kadın!

Pırıl pırıl, müthiş kadınlar.

Gerçekten başka bi enerji var İzmirli kadınlarda.

İbreleri hep hayata dönük.

İyiliğe dönük.

Üretmeye dönük.

@kitvak da çok kıymetli bi vakıf.

Bağış topluyor, sonra o bağışlarla olağanüstü şeyleri hayata geçiriyor.

Yeni projeleri beni darmadağın etti.

Üç anne…

Yağmur Merve Uyar, oğlu Arda Bulut’u…

Şenay Can, Nefes Can’ı…

Berna Öztin, Yalım Öztin’i kaybetmiş.

Üç anne, üç evlat…

Ve bu anneler, yaşadıkları o tarifsiz acının içinde şöyle demişler:

“Artık ağlamak değil, üretmek lazım. Başka çocuklara faydalı olmak lazım.”

İşte ben burada koptum.

Evlatlarının adına, başka çocuklar için bir kemoterapi merkezi yapılabilmesi için bağış toplamaya başlamışlar.

Bağışlar KİTVAK’ta toplanmış.

Ve KİTVAK da bu hayalin gerçeğe dönüşmesine vesile olmuş.

Üç annenin topladığı bağışlarla yeniden yapılan kemoterapi merkezine kaybettikleri çocuklarının isimleri verilmiş…

Düşünebiliyor musunuz?

Kendi çocuklarını kaybetmiş üç anne…

Başka çocuklar yaşasın diye canla başla çalışıyor.

İyilik bazen tam da böyle bir şey galiba.

Acıyı yok edemiyorsun.

Ama o acının içinden başka birine umut çıkarabiliyorsun.

Ekim ayında resmi açılışı yapılacak bu çok kıymetli projenin ilk duyurusunu da dün bizim bahçemizde, İyilik Atölyesi’nde yaptılar.

Ne büyük onur bizim için.

Bu buluşmanın bir tarafı daha çok güzeldi. Onlar hem @turkegitimvakfi @haldundormen Eğitim Fonu’na destek olmak için geldiler… Hem de kendi iyilik hikayelereni bizimle paylaştılar.

Yani iyilik iyiliğe karıştı.

Büyüdü.

Çoğaldı.

Zaten yapmak istediğimiz de tam olarak buydu.

Dün ve bütün yaz boyunca atölyelerimize katılan herkese sonsuz teşekkürler.

Tabii ki bu yolculuk devam edecek…

Durmak yok, yola hep devam…

Çünkü #iyilikbulaşıyor.

Bu kadar kötülük içinde iyiliği bulaştırmak da boynumuzun borcu…

Bir anne ölmeden mezara girdi

Atlas Çağlayan 17 yaşındaydı. 14 Ocak’ta, Güngören’de, bir “yan bakma” tartışmasının ortasında sustalı bıçakla vuruldu. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yetiştirildi, kurtarılamadı.

Yan bakma.

Bu ülkede bi çocuk, bi başka çocuğu, yan baktığı için öldürüyor. Ve biz bunu artık haber diye okuyoruz.

Ve bir ayrıntı daha: Atlas öldürüldükten sonra ailesi tehdit edildi. Sosyal medyadan, mesajlarla.

Anne Gülhan Ünlü duruşma öncesi adliyenin önündeydi. En ağır cezayı istedi. Suç aletindeki parmak izlerinin silindiğini söyledi. Dosyadaki bazı kişilerin tanık olarak değil, sanık olarak yargılanmasını istedi.

Savcı mütalaasında 21 yıl 7 ay 15 gün istemişti.

Mahkeme 18 yıl 10 ay 15 gün verdi.

Yatarı da bu değil, hepimiz biliyoruz

Savcının da, annenin de istediği olmadı.

Bir anne daha ölmeden mezara girdi…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.