2500 yılı aşkın hapis istemiyle yargılanan Ekrem İmamoğlu savunmasını yapamadı. İmamoğlu "Ben burada yargılanmayacağım, bu iddianameyi yazanları yargılayacağım" dedi, hakim ise "Sen buraya yargılanmaya geldin. Burası senin yargılayacağın makam değil" diyerek İmamoğlu'na savunmasını yaptırmadı, salondan attı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu savunmasını yapamadı, mahkeme başkanı tarafından duruşma salonundan çıkarıldı.
İmamoğlu’nun 2500 yılı aşkın hapis istemiyle yargılandığı ve 59’u tutuklu 414 sanıklı davanın 64. gününde mahkeme başkanı ilk celseyi 9 Temmuzda, yani perşembe günü bitirmek istediğini bir kez daha söyledi. Başkanın bu acelesi nedeniyle geçen haftadan beri mahkemede gerginlik yaşanıyor. İmamoğlu savunmasına başlayamadan salondan atıldı, büyük olasılıkla bu ilk celsede İmamoğlu savunma yapamamış olacak ve duruşmaların devamı adli tatil sonrasına kalacak.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki 1 No’lu duruşma salonunda görülen davanın çarşamba günkü duruşmasına İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in arasında bulunduğu tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Duruşmayı takip etmek üzere CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Hollanda, İsveç ve İngiltere konsolosluklarından temsilciler de salonda yer aldı.
Duruşmaya, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in avukatlarının beyanlarının alınmasıyla devam edildi. Keleş’in avukatı savunmasına devam ederken mahkeme başkanı, “Sürenizi ekonomik kullanın saat 1’de sonlandıracağız savunmanızı. Ekrem Bey’e geçeceğiz.” dedi. Bunun üzerine Avukat Nergiz İnce, “Zapta geçsin, savunmamın henüz yüzde 60’ı tamamlandı. Saat 13.00’da da savunmam kesileceği için savunma hakkımın kısıtlandırıldığını ve bunun da hak ihlali olduğunu beyan etmek istiyorum. Bu sorun bizden önceki hiçbir müdafide yaşanmadı” dedi. Mahkeme başkanı da, “Evet kayda geçti devam edebilirsiniz.” dedi.
Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya da, “savunma hakkımızın açıkça ihlal edildiğini, sınırlandırıldığımızı açıkça söylemek istiyorum, tutanağa geçmesini istiyorum.” dedi.
Mahkeme Fatih Keleş’in ardından Ekrem İmamoğlu’nu savunma yapması için kürsüye çağırdı. Sanık kürsüsüne gelen İmamoğlu, “Ben sorgu için gelmedim. Bazı düşüncelerimi, zaman kısıtlamasına yönelik tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile getirmek için kürsüye geldim” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, “Savunma alacağız biz. Planlamamız bu şekilde.” dedi.
Daha sonra Ekrem İmamoğlu, “Savunma süreci ile ilgili tespitlerimi dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bunun benim için hak olduğunu düşünüyorum. Açıkçası beni buraya çağırdınız, açıklamalarınız var 9 Temmuz’da bitireceğinize dair. Dolayısıyla sizin şu anda beni buraya çağırdığınız an itibariyle ben planlamanızı bilmiyorum. Kaldı ki benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı. Şu anda sizin nasıl bir planlama ile beni buraya çağırdığınızı ben şu an bilmiyorum. Malum dün ben burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da bir aslında hukuken hakkım ihlal edilmiş oldu, ağır bir hak ihlali içerisindeyim. Geçen hafta kalktım gayet nezaketli bir şekilde programımı anlattım. Yani nasıl olması gerektiği noktasında önerimi sundum. Makul bir zamana ihtiyacımız olduğunu ifade ettim. Hem sıralamayı yaparken Pazartesi olan duruşmalarımdan bahsettim. Siz bunlara ret cevabı verdiniz. Ben yerime geçtim oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var, ne sürece dair olumsuz bir sözüm var. Siz ısrarla ‘bu böyle olacak’ dediniz. Ben de sadece oradan kendimce ‘ben de o zaman sorguya çıkmam’ dedim. Bu kadar. Ama siz bana salondan çıkmayla ilgili bir karar yüklediniz. Bu çok ağır bir hak ihlali. Eğer sizin bu kararınız net ise, ‘Bu takvim değişmez’ diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez.” diye konuştu.
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, “2 haftadır biz programı zaten sürekli salonda deklare ediyoruz. Bu ilk celsenin 4 ay sürmesinin, bu anlamda sizin ve avukatların da bu kadar uzamasında katkısı olduğu kanaatindeyiz. Gereksiz yere çok fazla uzatıldı bu yargılamada, birçok gün duruşma yapamadık. Burada savunmalarda sizin de buna riayet etmeniz gerekiyordu, diğer sanıkların da aynı şekilde. Biz 9 Temmuz olarak bitireceğimizi belirttik savunmalarda. Avukatlarımıza da bunu söyledik, ancak ısrarla devam ettiler bu şekilde savunmalarını sürdürmeye. O yüzden biz programda bir değişiklik yapmayacağız. Yargılamayı belirlediğimiz takvimde ilk celsesini sona erdireceğiz. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkınızı kullandınız şeklinde zapta geçerim, celseyi kapatırım. Burası böyle sizin pazarlık yapacağınız bir mecra değil yani. Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız.” dedi.
Ekrem İmamoğlu da, “Sayın Başkan, ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan…Ekrem İmamoğlu davası, yani İBB davası, Ekrem İmamoğlu suç örgütü diye tarif edilen dava, burada bu mahkemeye sığacak bir dava değil zaten. Şimdi gelip Ekrem İmamoğlu’nu, yani 2500-3000 yılla yargılanan Ekrem İmamoğlu’nu ben kısıtlıyorum demek size kesinlikle zarar verir, kürsünüze zarar verir, Türk yargısına zarar verir. Size verdiği zararı da umursamıyorum. Bak, çok net söyleyeyim, siz bununla, kalırsınız baş başa. Şu anda bizim güven duyarak yüzünüze baktığımız, ömür boyu yüzünüze bakacağımız böyle bir süreçte bu yanlış kararın altında gerçekten yere düşen Türk yargısına kimsenin tekme vurmasına müsaade etmeyin. Onun için beni susturmanın ne faydası var. Bakın hani dünya liderleri Türkiye’de Ankara’da böyle bir ortam oradayken Ekrem İmamoğlu’nun burada susturulmasını kime izah edebilirsiniz?” dedi.
Mahkeme Başkanı, “İtirazlarınızı sabırla dinliyoruz. Şimdi şöyle bu programın bu kadar yine söylüyorum gecikmesine heyet olarak bir sebep vermedik. Biz ısrarla, sabırla tüm yargılama boyunca savunma haklarına müdahil olmadık. Ancak burada iyi niyetle olmayan bir takım davranışlarla yargılama süreci bu noktaya getirildi. Şimdi bizim burada sizi susturma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Biz bir program yaptık, bu programı belirttik. Avukatlarımız da buradayken, sanıklarımız da buradayken bunu herkese takvimi söyledik, tamamlayacağımız günü söyledik. Israrla uzatmak için sürekli pazarlık halinde biz burada iki gün kaybettik fazladan. Yani bunu sizin savunmanızın üzerine eklerdik. Bakın bir yargılamanın bir usulü var” dedi.
Tartışmanın uzaması üzerine Ekrem İmamoğlu, “Sayın Başkan niye geriliyorsunuz?” dedi. Mahkeme Başkanı da savunmasını yapması gerektiğini, yoksa salondan çıkaracağını söyledi. Tartışmanın büyümesi üzerine Ekrem İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında şu diyaloglar yaşandı:
Ekrem İmamoğlu: Ben yargılayacağım, yargılayacağım.
Mahkeme Başkanı: Nerede yargılıyorsun? Burası senin yargılayacağın makam değil, sen buraya yargılanmaya geldin.
Ekrem İmamoğlu: İddianameyi yapanları yargılayacağız.
Mahkeme Başkanı: Sen buraya yargılanmaya geldin. Burası senin yargılayacağın makam değil. Biz de senin yargılayacağın makam değil, burada oturuyoruz. Ben seni yargılayacağım, senin hakkında 203’ü uyguladım, salondan dışarı çıkartıyorum. Burası senin bizi yargılayacağın makam değil. Komutanım, alalım dışarıya.
Ekrem İmamoğlu: Çok yazık, çok yazık.
Mahkeme Başkanı: O tavırlarınızla normalleşmez.
Ekrem İmamoğlu: Çok yazık sana. Yani yüzünüzden belli yaşanılanlar. Çok yazık.
Bunun üzerine tüm seyirciler ve avukatlar bu duruma tepki gösterdi. İmamoğlu jandarma eşliğinde salondan çıkartılırken, izleyiciler alkış tuttu.
İmamoğlu salondan çıkartılırken, “Benim Ankara’da yargılayacaklarım burada yargıyı yönetmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı çöküş bakanlığı.”