DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları "kök yasa" konusunda kendilerine ulaşmış bir yasa metni olmadığını söyledi, CHP'ye operasyonların süreci "sabote ettiğini" savundu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “kök yasa” tartışmalarına ilişkin kendilerine ulaşmış bir yasa metni bulunmadığını belirterek, “Genel anlamda bir mutabakat sağlanmış değil” dedi. CHP’ye yönelik operasyonların süreci “sabote ettiğini” savunan Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın yalnızca İmralı Heyeti ile değil, gazeteciler, hukukçular ve siyasetçilerle de görüşme talebini yineledi.
Hatimoğulları 1,5 yılı aşkın süredir devam eden sürecin en önemli başlıklarından biri haline gelen ve “kök ” olarak tabir edilen yasa taslağının durumu hakkında “Son dönemde AK Parti adına konuşan isimlerden, yasa konusunda bir mutabakat sağlandığı, ortak bir metin üzerinde uzlaşıldığı ve bu metnin bize de verildiği yönünde açıklamalar ve haberler de çıktı. Ama şunu çok net söyleyebilirim, bize ulaşan herhangi bir metin yok. AK Parti’nin çıkarmayı hedeflediği yasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz” dedi.
Söz konusu yasada örgüt üyeleri arasında bir ayrım yapılmaması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, Öcalan için umut hakkının da hâlâ gündemde olduğunu söyledi.
CHP’ye yönelik operasyonların sürecin önündeki engellerden biri olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Öyle bir süreçte CHP’nin bütünlüklü desteği son derece önemlidir. İktidarın bunu gözetmesi gerekirken, CHP’ye yönelik operasyonlarla bu adeta sabote edilmeye başlanmıştır” dedi.
Hatimoğulları ayrıca Abdullah Öcalan’ın yalnızca İmralı Heyeti ile değil; gazetecilerle, hukukçularla ve siyasetçilerle de görüşmek istediğini aktardı.
Erken ya da baskın bir seçim olması durumunda, “Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adayı olması halinde destek verir misiniz?” sorusunu ise “Seçim ittifaklarını henüz konuşmadık” diyerek yanıtladı.
Hatimoğulları’nın sözlerinden öne çıkanlar şöyle:
“İlk kez Kürt sorunuyla ilgili bir yasal ve hukuki adım atılmış olacak. Bu bakımdan biz bu yasayı önemsiyoruz. Bir ‘kök yasa’ dememizin sebebi de bu. Bu yasa, başka yasaların ve çözüm sürecindeki başka zeminlerin oluşmasına ve güçlenmesine katkı vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama iktidarın nasıl düşündüğünü bilmiyoruz. Fakat bizim açımızdan esas mesele şudur; gerçekten Kürt sorununun siyasal ve hukuki bir zeminde çözülmesiyle ilgili samimi bir adım atılacak mı? Aslında bu yasanın ana fikrini belirleyecek olan da budur. Ardından diğer düzenlemeler, diğer yasalar da gelmeli.
Son dönemde AK Parti adına konuşan isimlerden, yasa konusunda bir mutabakat sağlandığı, ortak bir metin üzerinde uzlaşıldığı ve bu metnin bize de verildiği yönünde açıklamalar ve haberler de çıktı. Ama şunu çok net söyleyebilirim, bize ulaşan herhangi bir metin yok. AK Parti’nin çıkarmayı hedeflediği yasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz.
Normal şartlarda şöyle bir süreç işleyecekti. Son görüşmede Sayın Öcalan, 7-8 maddelik bir kök yasa mantığına ilişkin hazırlık yapmış. Bu devlet temsilcileriyle de paylaşılmış. Metin bize ulaşmadı ama içeriği hakkında genel hatlarıyla bilgilendirildik. Son yapılan görüşmede de kök yasa konuşuldu. Devlet temsilcileri yine oradaydı. Aslında genel anlamda bir mutabakat henüz sağlanabilmiş değil. Dolayısıyla bize ulaşmış somut bir içerik yok. Yarın öbür gün beklentileri karşılamayacak bir yasa çıkarılırsa, bunun sürece katkısı olmaz. Çünkü bu kök yasadaki temel yaklaşım, silahsızlanma sürecini hızlandıracak, siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek bir düzenleme olmalıdır. Yasanın temmuz ayında geleceği söyleniyor. Ama daha önce de defalarca ‘gelecek’ denildi ve gelmedi. Zaten Meclis’in kapanmasına çok az zaman kaldı. Eğer ellerinde bir varsa bu hafta paylaşmaları gerekiyor. Bu yasa çıkarılmadan Meclis kapanmamalı.
Bazı yaklaşımlara baştan karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Birincisi, insanların kategorize edilmesine karşıyız. İkincisi ise etkin pişmanlığı ya da pişmanlığı çağrıştıracak herhangi bir yaklaşımın kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Çünkü insanlar gerçekten siyasette yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Zaten Türkiye’de etkin pişmanlık yasası var. Dolayısıyla bu bizim açımızdan yeni bir yaklaşım değil. Sayın Öcalan da İmralı’da bu yaklaşımın kabul edilmeyeceğini çok net bir biçimde ifade etmiş.
Biz kendi taslağımızı ise önümüzdeki dönemde, gelişmelere göre kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bizim taslağımızda kategoriler olmayacak. Numan Bey’in sık kullandığı bir ifade var; ‘Türk’ün de Kürt’ün de haysiyeti ve onuru.’ Bu çok kıymetli bir yaklaşım. Yani kapsayıcı, insanları kategorilere ayırmayan, pişmanlığı dayatmayan, gerçekten siyasi ve hukuki çözümü esas alan, demokratik zemine oturacak bir kök yasadan söz ediyoruz. Hem kök yasaya ilişkin hem de Sayın Öcalan’ın umut hakkıyla ilgili hukuki düzlemde hazırladığımız çalışmalarımız bulunuyor.
Bugün Türkiye’de barışın toplumsallaşmasının önündeki en önemli engellerden biri de CHP üzerinde yürütülen operasyonlardır. Bunlar hiçbir zaman olmaması gereken uygulamalardır. Ama özellikle barışın konuşulduğu bir dönemde yaşanması daha dikkat çekicidir. Böyle bir süreçte CHP’nin bütünlüklü desteği son derece önemlidir. İktidarın bunu gözetmesi gerekirken, CHP’ye yönelik operasyonlarla bu süreç adeta sabote edilmeye başlanmıştır. Üstelik bu gözaltılar ve tutuklamalarla sınırlı kalmadı. Mutlak butlan tartışmalarıyla hem CHP’nin dışına hem de iç işleyişine yönelik müdahaleler gündeme geldi. Operasyonlar devam ettiği sürece barışı toplumsallaştırmakta ve ‘Türkiye’nin birinci gündemi barıştır’ algısını oluşturmakta zorlanıyoruz.
İkinci kez benzer bir uzama yaşanıyor. Bunun nedenine ilişkin net bir bilgimiz yok. Ancak arka planda yasaya ilişkin bir diyalog yürütüldüğünü tahmin ediyoruz. Bunun yanında Sayın Öcalan yalnızca İmralı Heyeti ile değil; Türkiye’deki basın ve yayın kuruluşlarıyla, gazetecilerle, hukukçularla ve siyasetçilerle de görüşmek istediğini ifade ediyor.”