Sulara tonlarca un ve nişasta döküldüğünü görenler dev bir çevre skandalı yaşandığını sandı, ama olayın ardındaki gerçek şaşkınlık yarattı. Oysa bu operasyon denizlerin bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve yakın zamanda Türkiye'de de uygulandı.
Doğayı ve denizleri korumak söz konusu olduğunda çoğumuzun aklına plastikleri toplamak veya kimyasal atıkları engellemek gelir. Ancak dünyanın farklı noktalarında bilim insanlarının hayata geçirdiği bazı yöntemler, dışarıdan bakıldığında mantığa tamamen aykırı hatta çevreye zarar veriyormuş gibi görünebiliyor. Son dönemde bazı sahil kıyılarında kaydedilen ve sulara tonlarca beyaz toz döküldüğünü gösteren görüntüler de bunlardan biri oldu. Kıyı şeridinde dev çuvallardan sulara boca edilen mısır nişastası, un ve organik karbon tozları ilk bakışta denizi kirleten bir atık zannedilse de işin aslı ortaya çıktığında herkes şaşkına döndü; bu işlem bir kirlilik değil, denizlerin gizli koruyucularının başlattığı radikal bir operasyondu.
Bilim insanları ve deniz ekologları tarafından yürütülen bu operasyonun arkasında suların altında yaşanan görünmez bir savaş yatıyor. Dünya genelinde denizler yükselen su sıcaklıkları ile kirlilik nedeniyle mercan ağarması ve biyolojik çöküş tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Deniz ekosisteminin kalbi sayılan mercanlar ve yararlı deniz mikroorganizmaları, stres altına girdiklerinde bünyelerindeki koruyucu yapıları dışarı atıp adeta beyazlaşarak sessizce ölmeye başlıyor. Bu canlıların yok olması ise suyun oksijen dengesinin tamamen bozulması anlamına geliyor.
İşte denize dökülen o beyaz tozlar tam da bu noktada devreye giriyor. Bilim insanlarının deniz tabanına bıraktığı özel nişasta ve organik karbon karışımı, suda yaşayan mikroskobik canlılar tarafından hızla emilen doğal bir saf karbon kaynağı işlevi görüyor. Bu besini alan faydalı bakteriler saniyeler içinde çoğalarak sudaki zararlı kimyasalları ve biriken fazla nitratı temizlemeye başlıyor. Temizlenen ve biyolojik olarak güçlenen su ortamı sayesinde mercanlar ve deniz bitkileri yeniden hayata tutunuyor. Yani uzmanlar bir nevi denizlerin bağışıklık sistemine vitamin aşısı yapmış oluyor.
Dünyada mercanları kurtarmak için sulara nişasta ve karbon dökülürken bu biyolojik mücadelenin bir benzeri yakın zamanda Türkiye’de de yapılmıştı. Marmara Denizi’ni tehdit eden devasa müsilaj krizi sırasında bilim insanları ve yetkililer benzer bir mantıkla harekete geçmişti. Marmara’nın belirli noktalarında suya özel faydalı bakteri karışımları ve bu bakterileri besleyecek solüsyonlar dökülmüştü.
Buradaki temel amaç deniz altındaki mikroskobik temizlikçileri besleyerek yüzeyi kaplayan tabakayı doğal yoldan tüketmelerini sağlamaktı. Ege ve Akdeniz kıyılarında da deniz suyunu filtreleyen süngerleri ve deniz yelpazelerini kurtarmak için deniz tabanına organik besleyici bloklar yerleştiriliyor.
Yapılan araştırmalarda nişasta ve organik toz takviyesi uygulanan alanlardaki canlı ölümlerinin yüzde altmış oranında azaldığı ve bölgedeki balık nüfusunun kısa sürede eski canlılığına kavuştuğu gözlemlendi. Görenlerin denizi kirletiyorlar diyerek tepki gösterdiği bu yöntem, doğanın kendi biyokimyasal gücünü kullanarak ekosistemi kurtarmanın en ucuz ve en etkili yollarından biri olarak kabul ediliyor.