Barut Sıcağı

24 Ağustos 2026

Çanakkale’de sıcak bir ağustos gecesi.

Bu gece beni uyutmayan o mu, bilmiyorum.

Boğaz karanlık.

Balkondan bakınca suyun nerede başlayıp nerede bittiği belli değil.

Arada yalnızca uzak bir ışık.

Bir gemi geçiyor.

Ya da bir balıkçı ağlarıyla uğraşıyor.

Karanlığın içinden genç bir ses fısıldıyor sanki.

Hey onbeşli onbeşli…

Ses kesiliyor.

Sonra bir başkası:

Ana, ben gidiyorum, düşmana karşı, diyor.

Bir sınıfın boş sıralarını görüyorum.

Bir lisenin o yılı atlamış mezuniyet listelerini.

Sonra yine uyumayan denizin sesi.

Karşı kıyıdan ulaşmış bir haber gibi.

Birbirini hiç tanımayan insanlar vardı orada.

Aynı gecenin içinde.

Karşı siperlerde bilinmeyeni bekliyorlar.

Biri annesini düşünüyor.

Biri evini.

Biri sabahı.

Bir insanın, hiç tanımadığı başka bir insanı öldürmek için beklemesi.

Böylesi sıcak bir gecede neden ürperir insan?

Arada esen rüzgârdan mı?

Denizin anlattıklarından mı?

Düşündüklerinden mi?

Boğaz sessiz.

Barutun sıcağı toprağın içinde kalmış gibi.

Bir şehirde inanç, haklılık, delikanlıların yüreği; vakur bir öfkeye dönüşüyor.

1915, topraklarına saldıranlara öfkelenerek o toprakları koruyan bir neslin tarihi.

Onların gözünü kırpmadan yaptıklarını düşünmeli insan.

Ve öfkelenmeli.

Bir nesle kendini fedaya hazır hissettiren o öfke neydi?

Onun arkasındaki onur?

Öfkeli kişilikten uzak durmak başka şey.

Öfkelenmeyi neredeyse ayıp, kaba, kontrolsüz bir davranış haline getirmek başka.

Tepki vermemek “olgunluk”…

Ses çıkarmamak “kendine hâkimiyet”…

Her şeyi hafif bir gülümsemeyle karşılamak ise “cool olmak”…

Yalnızca bir sınırın ihlal edildiğini bile hatırlatandır öfke.

Bir haksızlığın karşısında insanın içinde beliren itiraz.

Onu bütünüyle susturduğunuzda, yalnızca öfkeyi kaybetmezsiniz.

İtiraz etme kabiliyeti de eksilmeye başlar.

İtirazı bırakırsınız.

Kimse kızmaz.

Kimse karşı çıkmaz.

Kimse “Buraya kadar” demez.

Cool oluşun öfkeye bıraktığı belki de budur.

Not

6 Ağustos’ta Suvla çıkarması başladı.

Aynı günlerde Arıburnu’nda Conkbayırı ve Kanlısırt çevresinde çatışmalar yoğunlaştı.

9 Ağustos’ta I. Anafartalar Muharebesi yapıldı.

10 Ağustos’ta Conkbayırı’nda karşı taarruz gerçekleşti.

15–16 Ağustos’ta Kireçtepe çevresindeki çatışmalar sürdü.

21 Ağustos’ta II. Anafartalar Muharebesi başladı.

Ağustos sonunda İtilaf kuvvetlerinin yarımadanın içlerine ilerleme girişimi sonuçsuz kalmıştı.

Savaş henüz bitmemişti.

Ama Ağustos’tan sonra Çanakkale’deki savaşın yönü değişmişti.

Ardından beklemek kaldı.

Çekilmek için.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.