Bişkek'te başlayan Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi, The New York Times gazetesine göre Çin lideri Şi Cinping'in kendine oluşturduğu güçlü çekim alanını ve yörüngesindeki Rusya ve İran dahil ülkeleri gösteren bir sembolik olaya dönüştü.
Çin, Rusya, Hindistan ve İran liderleri Pazartesi günü başlayan iki günlük zirve için Orta Asya’da bir araya gelirken tablo ilk andan itibaren netleşti: ABD Başkanı Donald Trump dünyayı Washington etrafında döndürmeye çalışsa da Çin lideri Şi Cinping kendi güçlü çekim alanını ve yörüngesini oluşturuyor.
The New York Times gazetesinde yayımlanan bir haber analize göre, Şi Cinping’in 10 ülkeli Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi için Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e gelişi, Pekin’in Washington karşıtı cephedeki ülkeleri hem barış hem de savaş döneminde ayakta tutma kapasitesini gözler önüne serdi. Görüşmeler; küresel ekonomiyi yavaşlatan ve enflasyonu körükleyen iki büyük savaşın gölgesinde gerçekleşiyor. Aynı anlarda ABD’de düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısının da ana gündemi bu krizlerdi. Ancak Bişkek’teki buluşma, bu küresel krizlerin Şi Cinping’e sağladığı inanılmaz nüfuzun bir vitrini niteliğindeydi.
Hiçbir ülke Rusya ve İran’ın ekonomilerini ve savaş çabalarını sürdürmesinde Çin kadar kritik bir rol oynamadı. Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı ve tüketim malı ihracatçısı olan Çin, bu devasa ekonomik gücünü ABD ve müttefiklerinin baskılarını boşa çıkarmak için kullandı.
Şi’nin en büyük rakibi olan ABD ise İran’daki savaşla meşgul durumdayken askeri güçlerinin bir kısmını Asya ve Avrupa’dan çekmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz ay Başkan Trump, Tahran’a can simidi olan ülkelere “ekonomik felaket” yaşatacağı tehdidinde bulunsa da Çin lideri bu uyarıları görmezden geldi. Trump benzer tehditleri Rus petrolü alanlar için de yapmış ancak Pekin’e karşı somut bir adım atamamıştı.
Eski Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi Çin ve Tayvan Direktörü Julian Gewirtz bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Son bir yılın ardından Trump, Şi’nin gözünde ciddi bir inandırıcılık sorunu yaşıyor. Trump’ın hem tehditleri hem de verdiği güvenceler Pekin tarafından ciddiye alınmıyor.”

Şi Cinping’in Bişkek’teki temel amacı, Batı dışı dünyadaki liderliğini pekiştirmek ve ABD hegemonyasına karşı durmak. Ancak buna rağmen, ABD ziyareti öncesinde İran’a vereceği açık desteğin dozunu dikkatle ayarlayacaktır. Çin lideri, ABD ile kırılgan ekonomik ateşkesi uzatmayı hedeflediği Washington ziyaretinden hemen önce Trump’ı doğrudan karşı karşıya almaktan kaçınıyor. ABD seyahati öncesinde Mısır ve Hindistan’ı da ziyaret edecek olan Şi, Trump’ın küresel ittifakları zayıflattığı bir dönemde kendisini “dünya çapında güçlü bir devlet adamı” olarak konumlandırıyor.
Bişkek’teki zirve, ABD öncülüğündeki ekonomik yaptırımların sınırlarını bir kez daha gösterdi. Çin’e bağımlı durumda olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Batı’nın tecrit çabalarını boşa çıkarmak amacıyla Bişkek’e geldi. Pekin ise her iki ülkeye ekonomik can simidi sunarak Washington’ın hamlelerini boşa çıkardı.
Bununla birlikte, Şi Cinping’in bu gücünün de belirli sınırları bulunuyor. Şanghay İşbirliği Örgütü bir güvenlik kuruluşu değil ve Pekin; İran veya Rusya’ya doğrudan askeri destek vermekten kaçınıyor, bunun yerine çatışmaların diyalogla çözülmesi yönünde resmi çağrılarda bulunuyor. Analistlere göre Şi, ABD’nin onlarca yıldır gücünü yıpratan “yabancı savaşlara doğrudan müdahil olma” hatasına düşmek istemiyor. Ancak Pekin, savaş alanında kullanılabilecek teknoloji transferini ve ticareti artırmaya fazlasıyla gönüllü.
Şi Cinping, Pazartesi günü Bişkek’te Putin ile gerçekleştirdiği ikili görüşmede Çin-Rusya ilişkilerinin geleceğine övgüler yağdırdı. Putin ise vizesiz seyahat uygulamasının başarısına vurgu yaparak bunu kalıcı hale getirmeye hazır olduğunu söyledi. Ayrıca Çin konteyner gemilerinin Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk seferin, Arktik bölgesindeki iş birliğini artıracağını belirtti.
Şanghay İşbirliği Örgütü; Rusya, Çin ve dört Orta Asya ülkesiyle başladığı yolculuğuna Hindistan, Pakistan, Belarus ve İran’ı ekleyerek Batı ittifaklarına karşı giderek büyüyen bir alternatif haline geldi.
Bişkek’te toplanan liderlerin bir kısmı Putin’in Ukrayna’daki savaşını, bir kısmı da İran’ın ABD baskısına direnmesini destekliyor. Öyle ki, 2022’deki işgalin hemen ardından İran, Rusya’ya İHA temin etmiş ve yerli üretim tesisleri kurulmasına yardım etmişti. Orta Asya ülkeleri, yaptırımları aşmak isteyen Rusya için kritik ticaret yollarına dönüşürken; Hindistan, Kazakistan ve Belarus gibi ülkeler de Ukrayna saldırıları nedeniyle rafineleri zarar gören Rusya’ya akaryakıt tedarik etti.
Öte yandan Şi ile Putin arasındaki ilişki giderek Çin lehine tek taraflı bir yapıya bürünüyor. Batı yaptırımları sayesinde Rus petrolünü indirimli alan Pekin, bu sayede Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir ablukanın yaratacağı riskleri de hafifletmiş oldu.
Hatta zirvenin yapıldığı yer bile Çin’in Rusya üzerindeki artan etkisini kanıtlar nitelikte. Eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Kırgızistan geçmişte Moskova’nın nüfuz alanındaydı; ancak bugün Çin’in etkisi belirgin şekilde arttı. Şi Cinping, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile görüşmesinde ikili ilişkilerin “büyük bir sıçrama yaptığını” ifade etti. Zirvenin ilk akşamında ise liderler, Bişkek’te yeni inşa edilen stadyumdaki Dünya Göçebe Oyunları’nın görkemli açılış törenine katıldı.
Şi Cinping önümüzdeki haftalarda ABD’ye gittiğinde Trump’ın İran ve Kuzey Kore konularında Çin’den iş birliği talep etmesi bekleniyor. Ancak Çin’in bu taleplere karşılık verip vermeyeceği belirsiz.
Gewirtz’in de belirttiği gibi: “Trump kendisini köşeye sıkıştırdı. ABD yönetimi birbiriyle çelişen iki hedefi aynı anda yürütmekte zorlanıyor: Bir yandan İran üzerindeki baskıyı artırmak, diğer yandan Çin ile olan ekonomik ateşkesi korumak.”