Fizikçiler arasında evreni yöneten kuraklar ve temel fizik kanunlarıyla ilgili en kapsamlı araştırma yapıldı ve görüldü ki fizikçiler hemen hemen hiçbir konuda birbirleriyle anlaşamıyor. En yüksek anlaşma 'Big Bang' konusunda oldu ama onda bile evrenin Büyük Patlama ile başladığına inanmıyorlar.
Fizikçiler arasında bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı küresel anket, modern fiziğin en büyük sorularından bazılarının ne kadar belirsiz kaldığını ortaya koydu. Araştırmacılar; kara deliklerden karanlık maddeye ve Einstein’ın kütle çekim teorisini kuantum mekaniği ile bağdaştırmaya yönelik uzun süreli çalışmalara kadar pek çok konuda şaşırtıcı derecede az uzlaşı sağlandığını saptadı.
(Lambda Soğuk Karanlık Madde) olarak bilinen kozmolojinin standart modeli bile katılımcıların çoğunluğunun desteğini almayı başaramadı. Bu sonuç, karanlık enerjinin zamanla değişebileceğini öne süren Karanlık Enerji Spektroskopik Enstrümanı’nın (DESI) son bulgularını yansıtıyor olabilir. Böyle bir olasılık, karanlık enerjinin sabit kaldığını varsayan standart modelle çelişmektedir.
Üstelik fizikçilerin fikir ayrılığına düştüğü tek alan kozmoloji değildi.

Perimeter Enstitüsü öğretim üyesi ve Waterloo Üniversitesi profesörü Niayesh Afshordi, “En çarpıcı sonuç, temel fizikteki ‘standart yanıtların’ ne kadar azının ezici bir destek görebildiğidir; yanıtların çoğu çoğunluğun gerisinde kalıyor. İlginç olan nokta fizikçilerin kafasının karışık olması değil, bilimsel sınırların gerçekten canlı ve dinamik olmasıdır,” diyor.
Afshordi araştırmayı, ortak yazar Phil Harper ve Amerikan Fizik Derneği’nin Physics Magazine dergisiyle birlikte yürüttü. Araştırmaya dünya çapında 1600’den fazla fizikçi katıldı ve anketi doldurdu.
Ankete dahil edilen sorular arasında yalnızca ikisi çoğunluğun onayını alabildi.
Bunlardan biri Büyük Patlama (Big Bang) ile ilgiliydi. Popüler kültürde sıklıkla resmediliş biçiminin aksine, ankete katılan fizikçilerin %68’i Büyük Patlama’nın mutlaka zamanın başlangıcını temsil etmediğini belirtti. Bunun yerine teori, evrenin son derece sıcak ve yoğun bir durumdan nasıl geliştiğini tanımlıyor. Tek başına, zamanın mutlak bir başlangıcı olup olmadığını açıklamıyor.
Çoğunluk Eşiğini aşan ikinci konu ise kozmik enflasyon (şişme) oldu. Katılımcıların yalnızca %51’i ilk evrenin, enflasyon olarak bilinen son derece hızlı bir genişleme dönemi yaşadığı konusunda hemfikir oldu.

Diğer birçok temel soruda ise yanıtlar çok daha fazla bölündü.
Karanlık madde buna bir örnek. Katılımcıların yalnızca %17’si karanlık maddenin henüz keşfedilmemiş düşük kütleli bir veya birden fazla parçacıktan oluştuğu fikrini destekledi. Başka bir %12’lik kesim kütle çekim teorisindeki değişiklikleri savundu. %21 ile en büyük tek grubu oluşturan kesim ise önerilen birçok açıklamanın bir kombinasyonunu tercih etti.
Yanıtların bu şekilde dağılması, modern kozmolojinin en önemli gizemlerinden biri etrafında ne kadar az uzlaşı olduğunu vurguluyor.
Fizikçiler, kütle çekimini kuantum mekaniği çerçevesinde tanımlayabilecek bir teori geliştirme çabası olan kuantum kütle çekimi konusunda da benzer şekilde bölündü.
Sicim teorisi en fazla desteği aldı, ancak katılımcıların yalnızca %19’u bunu en muhtemel çözüm olarak seçti. Döngüsel kuantum kütle çekimi (Loop quantum gravity) %12 alırken, %18’lik bir kesim kütle çekiminin hiçbir şekilde kuantize edilemeyeceği olasılığını destekledi.
Bu sonuç, onlarca yıllık teorik çalışmanın ardından bile tek bir yaklaşımın baskın bir yanıt olarak öne çıkamadığını gösteriyor.

Peki, bu kadar yaygın bir anlaşmazlık alanın geleceği için ne anlama geliyor? Afshordi, uzlaşı eksikliğini bir başarısızlık değil, bir fırsat işareti olarak görüyor.
“Bilimsel gerçeğe oylamayla karar verilmez. Ancak uzlaşı veya uzlaşının olmaması, bize kanıtların nerede netleştiğini ve araştırmacıların radikal bir şekilde farklı fikirler için nerede hala alan gördüğünü söyler. Bu anlamda, uzlaşı eksikliği bir ipucu olabilir. Daha iyi verilere, daha keskin teorilere veya alt disiplinler arasında yeni bağlantılara nerede ihtiyaç duyulabileceğini gösterir. Kanadalı şarkıcı ve söz yazarı Leonard Cohen’in ölümsüz sözleriyle: ‘Her şeyde bir çatlak vardır, ışık içeri böyle girer.'”
Bulgular, fizikçilerin yollarını kaybettiğini ileri sürmek yerine, büyük keşiflerin hala mümkün olabileceği alanlara işaret ediyor. Evrene dair en temel sorulardan bazıları yanıt beklemeye devam ediyor; bu da yeni gözlemlere, daha güçlü teorilere ve anlayışımızı yeniden şekillendirecek beklenmedik fikirlere alan bırakıyor.