Para ve sermaye piyasalarında olağanüstü bir gün yaşandı. SPK 7 şirkete ait 130 fonu kapattı ve tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda 17 milyar dolar olması gerekiyor. Merkez Bankası parayı gevşetti, piyasaya likidite verdi. Skandal ve krizin 'evim' şirketlerine bulaşmaması için kamu bankası devreye girdi. Borsayı yükseltmek iç.in de Varlık Fonu alım yapıyor. Operasyonun kamuya maliyeti merak ediliyor.
Türkiye para ve sermaye piyasaları, çarşamba günü, doğal afet, savaş veya iç siyasi gelişmeler dışında yaşadığı en kötü günü yaşadı; epeydir durumları sallantıda olan para piyasası fonları birer birer batmaya başlayınca perlembve sabahı ortadaki enkazı kaldırmak devlete kaldı.
Ardı ardına bir dizi olağanüstü önlem geldi. Merkez Bankası likidite sıkıntısını aşmak için teminatları gevşetti, yani piyasaya fazladan para verdi. Sermaye Piyasası Kurulu radikal bir hamleyle 7 şirketin 130 fonunu tasfiye kararı aldı, Türkiye Varlık Fonu ise düşen borsayı kurtarmak için özellikle BIST 30 hisselerinde ciddi alıma geçti. Bu da yetmedi, oraya çıkan skandal ve krizin “evim” adlı tasarruf finansmanı şirketlerine bulaşmaması için kamu bankası iki ‘evim’ şirketini satın almak için görüşmelere başladı.
Tüm bu önlemler sonunda Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi gün için yüzde 6’nın üzerinde, BİST100 endeksi ise yüzde 2’nin üzerinde yükseldi ama operasyonun vergi mükelleflerine maliyetinin ne olacağı da merak ediliyor; çünkü tasfiyesine karar verilen fonların toplam büyüklüğü bu operasyondan hemen önce 17 milyar dolardı.
Teminat tamamlama çağrısı 36 milyar dolar
SPK’nın 28 Ağustos’ta yatırım fonları rehberinde yaptığı ve küresel endeks sağlayıcıların uyarılarını karşılamaya yönelik değişikliklerin ardından bazı yatırım fonlarında likidite sorunları baş gösterdi. Bazı sert satış yerken bazı yatırım fonlarından yüklü çıkışlar yaşandı. Bu çıkışlar sonrası ilk olarak Pusula Portföy bazı fonlarında temerrüde düştüğünü açıkladı bunun yayılmasından korkan yatırımcının paniği ve artan likidite sıkıntısıyla önceki gün borsada her şey satıldı. Ve Tera Portföy ile Atlas Portföy bazı fonlarında temerrüt açıklaması yaptı. Borsa sallanınca teminat tamamlama çağrıları 1.76 trilyon liraya kadar yükseldi. Bu da 36 milyar doları aşkın bir para demek.
Teminat tamamlama çağrısı, uluslararası finans dilindeki adıyla margin call, yatırımcının vadeli işlem veya kaldıraçlı piyasalardaki açık pozisyonlarının değeri aleyhte piyasa hareketleri nedeniyle düştüğünde, aracı kurum veya takas merkezi tarafından hesabındaki teminatı başlangıç veya sürdürme seviyesine geri getirmesi için yapılan ek para yatırma uyarısı anlamına geliyor.
Zaten skandalın ve krizin büyüklüğü bu rakamdan anlaşılıyor. Devlet “Oyun bitti” dediğinde, Türkiye’nin bu 7 şirket yönetimindeki fonları sıfırı tüketmenin ötesine çoktan geçmişti.
TCMB’nin ihalesine yoğun talep
Salı ve çarşamba günü borsada yaşanan sert kayıpların ardından perşembe günü ilk olarak Merkez Bankası piyasayı rahatlatmaya girişti.
TCMB finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak likidite imkânları gözden geçirdiğini belirtti ve şu önlemleri devreye soktu:
Haftalık repo ihaleleriyle sağlanacak fonlama miktarı likidite koşulları göz önünde bulundurularak artırılacak.
TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitleri, bankacılık sisteminin mevcut bilanço büyüklükleri dikkate alınarak güncellenecek.
TCMB bünyesinde yer alan piyasalarda geçerli olan teminat iskonto oranları gözden geçirilerek azaltılacak.
Perşembe günü TCMB miktar yöntemiyle 22 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında, 24 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında 2 repo ihalesi açtı. İhalelere miktarın 3 katına yakın talep geldi. Uzmanlar TCMB’nin fonların nakit ihtiyacı için fiyata bakmadan satış yapmasını önlemek için likiditeyi bollaştırarak bankaları devreye aldığını belirterek, bankaların da fonlara daha uygun finansman sağlayabileceğini dile getirdi.
Yani Merkez Bankası’nın bankalara verdiği yaklaşık 300 milyar lira bu fonların sahibi olan portföy yönetim şirketlerine kredi olarak gidecek.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da aldığı karar ile halka açık bankaların 16 Eylül’den itibaren piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisse senetlerinin yılsonuna kadar çekirdek sermayeden indirilmemesine imkan sağlayarak sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik tanıdı.
Bu da bankaları, söz konusu portföy yönetim şirketlerine kredi verirken bir ölçüde rahatlatacak bir önlem.