Cumartesi Anneleri 1121’inci haftada yine sordu: Cemil Kırbayır nerede?

Her hafta Galatasaray Meydanı'nda basın açıklaması yapan Cumartesi Anneleri 1121'inci haftada 13 Eylül 1980'de evinden gözaltına alınan 26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır'ın akıbetini sordu.

Gündem 19 Eylül 2026

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetinin öğrenilmesi ve faillerin yargılanmasını talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen 1121’inci hafta eylemlerinde “Cemil Kırbayır nerede” diye sordu.

Ellerinde kayıplarının fotoğrafları ve karanfiller taşıyan Cumartesi Anneleri, Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46. yılında adalet talebini yineledi.

Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önünün zamanaşımı gerekçesiyle kesildiği vurgulanan açıklamada “Oysa devletin görevi, kendi ihmalleri nedeniyle geçen zamanı gerekçe göstererek adaletten vazgeçmek değil; etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmektir. Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46. yılında bir kez daha söylüyoruz: Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemez” ifadelerine yer verildi.

Cumartesi Anneleri, kaç yıl geçerse geçsin Cemil Kırbayır ve tüm kayıplar için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeklerini vurguladı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Gözaltında Kaybedilişinin 46. Yılında Soruyoruz: Cemil Kırbayır Nerede?

Bir insan gözaltında kaybedildiğinde devletin görevi, onun akıbetini ortaya çıkarmak, gerçeği araştırmak, sorumluları belirlemek ve adaletin önünü açmaktır. Eğer gözaltında kayıp dosyalarında olduğu gibi etkin soruşturmalar yapılmaz, tanıklar dinlenmez, deliller toplanmaz, sorumlular hesap vermeden yıllar geçirilir ve ardından “zamanaşımı doldu” denilerek dosyalar kapatılırsa, burada yalnızca bir hukuk kuralının uygulanmasından söz edilemez.

Bu durum,  zamanaşımı kurumunun devletin yıllarca yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün üzerini örten bir kalkan haline getirilmesidir.

1121. haftamızda,  zamanın kalkan olarak kullanıldığı  örneklerden biri olan Cemil Kırbayır’ın akıbetini sormak için buradayız.

26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Önce Göle’deki 247. Piyade Alayı’na götürüldü ve burada yaklaşık bir hafta tutuldu. Ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan da gözetimevi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildi.

Ailesi, Cemil’in gözaltında tutulduğu süre boyunca onu görebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bu merkezlere gidip geldi. Ancak 8 Ekim’den sonra gittiklerinde, “Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin.” cevabını aldılar. O günden sonra Cemil’den bir daha haber alınamadı.

Baba İsmail Kırbayır’ın ve Türkiye Barolar Birliği’nin yaptığı suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Devlet, Cemil’in akıbetini ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütmedi.

Kırbayır Ailesi Cemil’i aramaktan vazgeçmedi.

Cemil’in annesi Berfo Kırbayır, oğlunun akıbetini öğrenebilmek için yıllarca mücadele etti. 5 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen 103 yaşındaki Berfo Anne, yaşadıklarını anlattı ve tek bir talepte bulundu: “Ben ölmeden oğlumu bul.”

Bu buluşmanın ardından Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ilişkin belgelere ulaştı; Cemil Kırbayır’ı sorguda gören tanıklarla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü.Titiz bir çalışmanın ardından 350 sayfalık bir rapor hazırlandı.”CEZASIZLIK PRATİĞİ BİR KEZ DAHA DEVREYE GİRDİ”Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi.

Böylece Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği, devletin kendi kurduğu Meclis Araştırma Komisyonu tarafından ortaya konuldu.

Komisyon ayrıca Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve dosya yeniden açıldı. Tam da burada, hakikate ve adalete ulaşma umudu yeniden doğmuşken, devletin cezasızlık pratiği bir kez daha devreye girdi.

Uzun bir belirsizlik döneminin ardından, 25 Şubat 2020 tarihinde Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından “kanun yararına bozma” kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu talebi kabul etti.

Böylece Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önü zamanaşımı gerekçesiyle kesildi.

Oysa devletin görevi, kendi ihmalleri nedeniyle geçen zamanı gerekçe göstererek adaletten vazgeçmek değil; etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmektir.”

Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46. yılında bir kez daha söylüyoruz:

Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemez.

Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyip yıllarca dosyaları sürüncemede bırakması, ardından “zamanaşımı doldu” diyerek soruşturma ve kovuşturmaları kapatması yalnızca bir usul sorunu değildir. Bu, hukukun inkârıdır. Cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır.

Cemil Kırbayır’ın akıbeti açıklanana, onu gözaltında kaybedenler yargılanana kadar, Berfo Annemizin bıraktığı yerden sormaya devam edeceğiz:

Cemil Kırbayır nerede?

Cemil’i kaybedenler neden korunuyor?Kaç yıl geçerse geçsin; Cemil Kırbayır için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.