Türkiye'de üreticisi düşük alım fiyatları ve pazarlama güçlükleriyle boğuşurken üzüm salkımı sap ve çöpünün ilaç, kozmetik ve gıda sanayisi için yüksek katma değerli bileşikler barındırdığı ortaya kondu.
Türkiye’nin başlıca tarımsal ihraç kalemlerinden olan üzümde yaşanan pazar dalgalanmaları ve ürün fazlası tartışmaları sürerken üzümün işlenmeyen yan ürünlerinin ekonomiye kazandırılması gündeme geldi. Yapılan akademik araştırmalar meyvenin kabuğu ve çekirdeğinin yanı sıra doğrudan üretim artığı kabul edilen salkım sapının, sanayide rağbet gören biyokimyasal bileşikler açısından zengin bir kaynak olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de yetiştirilen altı farklı kırmızı üzüm çeşidinin de incelendiği ve Acta Scientiarum Polonorum Hortorum Cultus dergisinde yayımlanan çalışmada üzümün kabuk, çekirdek ve salkım sapındaki fenolik bileşik dağılımı analiz edildi.
Laboratuvar sonuçlarına göre Syrah üzümünün salkım sapında kilogram kuru ağırlık başına 61,56 miligram trans-resveratrol bulundu. Analizler ayrıca salkım saplarında yalnızca resveratrol değil, kateşin ve çeşitli polifenol gruplarının da kayda değer oranlarda yer aldığını belgeledi.
Bitkilerin çevresel baskılara ve biyolojik stres faktörlerine karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizması olan resveratrol, güçlü antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleriyle biliniyor. Kalp-damar sağlığı, kan şekeri regülasyonu ve hücresel yaşlanma süreçleri üzerindeki etkileri klinik araştırmalara konu olan bileşik; gıda takviyeleri, dermokozmetik ürünler ve farmasötik preparatların üretiminde stratejik ham madde olarak kullanılıyor.
Saflaştırılmış resveratrolün piyasa değeri ürünün saflık derecesine, ekstraksiyon tekniğine ve kalite sertifikasyonlarına bağlı olarak yüksek fiyat aralıklarında işlem görüyor.
Biyoteknoloji uzmanları kuru üzüm üretim merkezleri olan Manisa, İzmir ve Denizli’de üretim sırasında ortaya çıkan tonlarca salkım sapının toplanarak polifenol ekstraktlarına dönüştürülebileceğine dikkat çekiyor. Çöpe giden ya da yakılarak imha edilen tarımsal yan ürünlerin biyoekonomi modeliyle işlenmesi üreticilerin yalnızca yaş veya kuru meyve satışına bağımlı kalmasını engelleyecek alternatif bir gelir modeli vadediyor.
Bu potansiyelin endüstriyel üretime dönüştürülmesi için üzüm çeşitlerine göre ekstraksiyon analizlerinin tamamlanması ve bölgesel ölçekte fizibilite çalışmalarının yapılması gerektiği belirtiliyor.