Erzincan İliç’te 9 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının sanıklarından SSR Mining Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Kanadalı Iain Ronald Guille’in İstanbul’da 5 yıldızlı otelde ev hapsinde olduğu ortaya çıktı.
Erzincan İliç’te, SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen, 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği ve çevre felaketine yol açan heyelana ilişkin davanın 9’uncu duruşması Erzincan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada iki kez tahliye edilen SSR Mining Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Iain Ronald Guille’in İstanbul Şişli’de lüks bir otelde ev hapsinde tutulması tepki çekti. Çeşitli turizm sitelerinde otelin gecelik oda fiyatlarının 10 bin liradan başladığı belirtilirken tesiste SPA merkezi, açık hava spor alanı, açık ve kapalı yüzme havuzları, restoranlar ve barlar bulunuyor.
İşçi ailelerinin avukatlarından Ümit Altaş, Guille ile Kıdemli Geoteknik Mühendisi Ali Rıza Kalender’in itiraz üzerine yeniden tutuklanıp ardından tekrar tahliye edildiklerini yeni öğrendiklerini belirterek şunları söyledi:
“Bu kişi neyle suçlanıyor? Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ölümüne sebebiyet vermekten. Peki nerede kalıyor? Beş yıldızlı otelde. Ev hapsi verdiğiniz kişiyi beş yıldızlı otelde tutuyorsunuz. Sınırı nasıl belirliyorsunuz? Havuza gidebiliyor mu? Açık büfe kahvaltısını yapabiliyor mu?
Sabit ikametgahı olmayan bu kişi, özel bir hastaneden tek bir profesörün imzasıyla ‘Seyahat etmesi sakıncalıdır’ raporu alabiliyor. Biz sıradan bir rapor için aylarca uğraşırken, 9 işçinin ölümünden sorumlu sanığa bu ayrıcalık nasıl tanınıyor? Biraz adalet, biraz eşitlik istiyoruz.
Anagold’dan gelen müzekkerelerde imza bile, kaşe bile yok. Erzincan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi Anagold’dan büyüktür. Gerekirse ambulans parasını biz verelim ama o sanıklar buraya getirilsin.”
Guille’in özel hastaneden aldığı seyahat edemez raporunu da eleştiren Altaş sanığın Türkiye’de sabit ikametgahı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de sabit ikametgahı olmayan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ölümüne de suçlanan, Türkiye Çernobil’i denen katliama sebebiyet verdiği iddia edilen kişi, iddianamenizdeki en tepedeki kişi. Bu kişi daha sonra bir hastaneye gidiyor. Yine devletimizin hastanesi değil. Özel bir hastane. Yine altında normal bir doktorumuzun değil, profesör doktorumuzun imzası var. Ve kendine koroner arter tanısı konuyor.
Ben dedem için gitsem bir hastaneye rapor almaya kalksam en az iki ay uğraşırım. Altında altı doktorun imzası olur. Bir imzayla seyahat yapması sakıncalıdır deniyor.”
Evrensel’den Elif Ekin Saltık’ın haberine göre Altaş sanıklara yalnızca “çevreyi taksirle kirletmekten” para cezası verilmesine de tepki gösterdi. Avukat 2022’de madende yaşanan siyanür borusu patlamasını ve o dönemde yapılan “Çökecek, insanlar ölecek” uyarılarını hatırlattı. Altaş kapasite artışıyla birlikte ortaya çıkan daha fazla üretim hırsının faciaya yol açtığını savundu.