Gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin eleştirdiği “dezenformasyon yasası”nın uygulanmasındaki sorunlar CNN Türk ekranlarında gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum uygulamada sorunlar olduğunu, çözüm için Adalet Bakanlığı'yla görüştüklerini söyledi.
Gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin yıllardır eleştirdiği “dezenformasyon yasası”nın uygulanmasında yaşanan sorunlar bu kez iktidara yakınlığıyla bilinen isimlerin katıldığı CNN Türk yayınında gündeme geldi.
Ahmet Hakan düzenlemenin geniş yorumlanması halinde “gazetecilik yapılmasını imkânsız hale getirebileceğini” söylerken Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum da uygulamada sorunlar yaşandığını kabul etti.
Uçum sorunların giderilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı ile görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.
Mehmet Uçum CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programına katıldı. Yayında Türk Ceza Kanunu’nun “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 217/A maddesi tartışıldı.
Düzenlemeyi desteklediğini belirten Hakan yasanın gazetecilik faaliyetlerine karşı geniş biçimde kullanılmasına itiraz etti.
Hakan “Yani bu suçu her yere teşmil ederseniz artık gazetecilik yapılmasını imkânsız hale de getirebilirsiniz” dedi.
Bir haber içindeki basit bir yanlışlığın doğrudan söz konusu suç kapsamına sokulmasını eleştiren Hakan şu ifadeleri kullandı:
“Yani adam basit bir hata yapmış haberinde. Sen o haberi ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ kapsamına alıp adamı derdest ettiğinde bu olmuyor. Çünkü yaptığı şey toplumu terörize eden bir yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak değil ki.”
Hakan’ın sözlerine yanıt veren Mehmet Uçum da düzenlemenin varlığını savunmayı sürdürürken uygulamada sorunlar yaşandığını kabul etti.
Uçum “Fakat bu suç tipinin soruşturmalarda kullanılma şekli kovuşturmalarda kullanılma şekli uygulamada bazı sorunlar üretiyor, diyorsunuz. O da itiraz edemeyeceğimiz bir şey” ifadelerini kullandı.
Uçum çözümün TCK 217/A’nın kaldırılması değil, uygulamadaki sorunların giderilmesi olduğunu savundu.
Bu konuda Adalet Bakanlığı ile çalışma yürüttüklerini açıklayan Uçum şunları söyledi:
“Bu bir sorun. Adalet Bakanlığımızla da konuşuyoruz. Bu sorunları giderebilmek için norm seviyesinde ne yapılabilir, içtihat seviyesinde ne yapılabilir, proje seviyesinde ne yapılabilir; bunları konuşuyoruz.”
Ahmet Hakan’ın dile getirdiği ve Uçum’un uygulama açısından kabul ettiği eleştiriler basın meslek örgütleri ve hukukçular tarafından düzenlemenin kabul edildiği günden bu yana gündeme getiriliyor.
Ekim 2022’de yürürlüğe giren düzenlemeyle Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi belirli koşullarda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işleyenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor.
Düzenleme kamuoyunda “dezenformasyon yasası” ve eleştiren çevreler tarafından “sansür yasası” olarak anılıyor.
Basın meslek örgütleri maddenin kapsamının belirsiz olduğu ve gazetecilerin haberleri nedeniyle soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılabileceği uyarısında bulunmuştu.
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından geçen yaklaşık dört yıllık süreçte çok sayıda gazeteci hakkında TCK 217/A kapsamında soruşturma başlatıldı.
Gazeteciler haberleri ve kamuoyunu ilgilendiren paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı; bazı isimler tutuklandı, bazıları da yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı.
Son olarak iktidara yakınlığıyla bilinen isimlerin de uygulamadaki sorunları gündeme taşıması düzenlemeye yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Hakan-Uçum diyalogu
Ahmet Hakan: “Mehmet Bey bir örnek vereceğim. İsterseniz bir örnek üzerinden konuşalım. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ diye bir suç var biliyorsunuz. Şimdi ben halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymanın çok feci bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani bununla mücadele edilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Mehmet Uçum: Siz bu suç tipini destekliyorsunuz.
Ahmet Hakan: Destekliyorum… Çünkü bu yolla toplum terörize ediliyor, bu yolla birçok iş yapılıyor, bu yolla birçok şahsiyet karalanıyor. Bunların farkındayım. Fakat bunun istismar edilmemesi gerektiğini de düşünüyorum. Yani bu suçu her yere teşmil ederseniz artık gazetecilik yapılmasını imkansız hale de getirebilirsiniz. Yani adam basit bir hata yapmış haberinde. Sen o haberi ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ kapsamına alıp adamı derdest ettiğinde bu olmuyor. Çünkü yaptığı şey toplumu terörize eden bir yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak değil ki. Yani o kapsama her şeyi almamak gerektiğini düşünüyorum. Ya benim söylemek istediğim şey bu, ilkesel bir şeyden bahsediyorum.”
Mehmet Uçum: “Ben hayır, ben sizin bu perspektifinize itiraz etmem ki. Bak suç tipini kabul ediyoruz. Öyle bir suç tipine ihtiyacımız var, hepimiz biliyoruz.
Fakat bu suç tipinin soruşturmalarda kullanılma şekli, kovuşturmalarda kullanılma şekli uygulamada bazı sorunlar üretiyor, diyorsunuz. O da itiraz edemeyeceğimiz bir şey. Demek ki bizim üzerinde durmamız gereken şey bu suç tipine savaş açmak değil; bu suç tipinin soruşturmalarda ve kovuşturmalarda amacına uygun ve adil bir biçimde kullanılmasını sağlamak.
Bu konuda, bu konuda tabii ki yapmamız gerekenler varsa yapmalıyız. Ben diyorum ki hakikaten… Bizim bu konuda artık yaklaşımlarımız reaksiyoner değil. Biz ön alıcı, bu tip uygulama sorunlarını dikkate alan politikalar geliştirmeye çalışıyoruz. Bu bir sorun. Adalet Bakanlığımızla da konuşuyoruz. Bu sorunları giderebilmek için norm seviyesinde ne yapılabilir, içtihat seviyesinde ne yapılabilir, proje seviyesinde ne yapılabilir; bunları konuşuyoruz.”