Adalet Bakanı Akın Gürlek fon soruşturmasında 'kapsamlı suç yapısı' ve bürokrasiyle medya arasında işbirliği saptandığını söyledi.
17 Eylül’de başlayan fon kriziyle ilgili soruşturmalar sürerken Adalet Bakanı Akın Gürlek soruşturmanın bugüne kadarki bilancosuna ilişkin açıklama yaptı.
Gürlek basın açıklamasında satırbaşlarıyla şu bilgileri aktardı:
* Soruşturmada kapsamlı organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir. Soruşturma her ne kadar piyasa aktörleri üzerinden başlamış olsa da geldiği noktada üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasına şahit oluyoruz.
*Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunuyla sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık.
* Borsa bürokrasisi, manipülasyonları yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir işbirliği yapıldığını görüyoruz. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir. Bu şebekenin amacı bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasadaki likiditeyi toplamak ve piyasayı ele geçirmektir.
* Soruşturmanın geldiği noktada 433 şüpheli şahıs bulunmaktadır. 112 kişi tutuklu olup 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. 38 şahıs firaridir ve hakkında yakalama kararı çıkartılmıştır. 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişi hakkında mal varlıklarına ve banka hesaplarına blokaj tedbir işlevi uygulanmıştır.
* Yaklaşık 30 milyar Türk Lirası değerinde para, taşınmaz ve hisse senedi Tasarruf ve Mevduat Sigorta Fonu bünyesinde kurulan gönüllü iade hesabı kapsamında iade edilmiştir.
Tam metin
Gürlek’in açıklamasının tam metni şöyle:
İlk andan itibaren şeffaf bir şekilde gündeme aldığımız bu süreçte ilgili tüm veriler toplanıyor, gerekli işlemler yapılıyor. Milletimizin de çok yakından takip ettiği ve bildiği gibi bu adli ve hukuki soruşturmanın hiçbir karanlık noktası kalmayacaktır. Konu milletimiz olunca bizim için akan sular durur.
Biz millete yanlış yapana, milletin mal uzatana malına el uzatana saygı çıkmayacağız. Fon soruşturmalarının gündeme geldiği ilk andan itibaren devletin bütün kurumları teyakkuza geçmiştir. Adli ve mali eylem planları hazırlanmış ve uygulamaya konmuştur.
Geldiğimiz noktada da aziz milletimize şunu açıklıkla ifade ederim ki soruşturmada kapsamlı organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir. Soruşturma her ne kadar piyasa aktörleri üzerinden başlamış olsa da geldiği noktada üst düzey finans bürokrasisinin de kapsayan bir suç yapılanmasına şahit oluyoruz. Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibariyle oldukça belirgin bir hale gelmiş ve sorumlular hukuk önünde, yeni bir hukuk önüne bir bir çıkarılmaya başlanmıştır. Verilen ifadeler yeni şüpheleri ortaya çıkarıyor. Soruşturma derinleştirilerek devam ediyor.
Bürokrasi, manipülatör, medya üçgeni
Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunuyla sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir işbirliğinin delillerine ulaştık.
Borsa bürokrasisi, manipülasyonları yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir işbirliği yapıldığını görüyoruz. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir. Bu şebekenin amacı bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasadaki likiditeyi toplamak ve piyasayı ele geçirmektir. Bu şekilde kartelleşerek ekonomimize zarar vermişlerdir.
Bu örgütsel yapı içerisinde söz konusu eylemlere katılarak servet elde edenlerin tümü hakkında yasal işlem başlatılmıştır. Yürütülen soruşturmalar yalnızca finansal piyasalardaki usulsüzlüklerle sınırlı değildir. Finansal sistemin altyapısına ve bürokrasinin üst kademelerine kadar uzandığı tespit edilen organize bir yapının bütün bağlantıları araştırılmaktadır.
Süreç elde edilen deliller doğrultusunda titizlikle yürütülmektedir. Milletimiz her fırsatta açık ve şeffaf bir şekilde bilgilendirilecektir. Bu süreçte geldiğimiz nokta itibarıyla fon piyasamızda suç yapılanmasına irtikap etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır. İlgili kurumlarımız denetimlerini titizlikle sürdürüyor.
‘Bu soruşturma bizim için faili meçhul bir mesele değil’
Cumhuriyet başsavcılıklarımız da adli soruşturmaları bağımsız bir biçimde yürütüyor. Soruşturmanın geldiği noktada 433 şüpheli şahıs bulunmaktadır. 112 kişi tutuklu olup, 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. 38 şahıs firaridir ve hakkında yakalama kararı çıkartılmıştır. 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişi hakkında mal varlıklarına ve banka hesaplarına blokaj tedbir işlevi uygulanmıştır. Cumhurbaşkanı yardımcımız sayın Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu’nun toplantısı 8’inci defa yapılmış olup, kurul meselenin ekonomik ve idari boyutunu takip etmektedir.
Bizim için bu sürecin en önemli boyutlarından biri vatandaşlarımızın birikimlerinin yeniden kavuşmasıdır. Bu doğrultuda soruşturmalarla birlikte fonların tasfiyesine ve vatandaşlarımıza yapılacak ödemelere ilişkin çalışmalar da sürdürülmektedir. Yaklaşık 30 milyar Türk Lirası değerinde para, taşınmaz ve hisse senedi Tasarruf ve Mevduat Sigorta Fonu bünyesinde kurulan gönüllü iade hesabı kapsamında iade edilmiştir. Bu suç yapılanmasının yurt dışına çıkardığı paralar mutlaka milli ekonomimize kazandırılacaktır.
Tasfiye işlemleri hızla sürmektedir. Süreci tamamlanan fonlarda vatandaşlarımıza ödemeler yapılmış olup, diğer fonlarda da işlemler ilerledikçe ödemeler devam etmektedir.
Suç işlediği kesinleşen kişi hesabını verecek, hakkında hüküm bulunmayan insanın masumiyet karinesi de gözetilecektir. Hukuk devletinin ölçüsü budur.
Eleştiriye elbette kulak veririz. Vatandaşımızın sorusundan rahatsız olmayız. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi soran, sorgulayan, ‘Yanlışa yanlış’ diyen vatandaşlarımızın sözünü önemseriz. Bir kısım muhalefetin bu adli vakayı politik çıkarlara çevirmek için şark kurnazlığıyla ele alması da ayrı bir garabet yansımasıdır. Yakın coğrafyamızda huzur ve güvenin adası olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörsüz Türkiye yolunda açtığı çağın ve bölgesel savunma gücünün etkinliğinden rahatsız olan yapıların, onların aparatlarının kara propagandalarının farkındayız.
Aziz milletim şundan emin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti, adalet ve konut olarak cumhurbaşkanımızın liderliğinde suç ve suçluyla mücadele kararlılığımı, fon soruşturulması konusunda da sonuna kadar hesap sorma ciddiyetimi hiçbir güç, hiçbir manipülasyon ve hiçbir muhalif yapının karalama politikaları karşısında test ettirmeyeceğim.
Her zaman ifade ettiğim gibi ucu nereye kadar giderse gitsin biz bunun peşini bırakmayacağız.
Aziz milletimiz müsterih olsun. Bu soruşturma bizim için faili meçhul bir mesele değildir. Suça konu eylemler ve bu eylemlerle bağlantılı şüpheliler somut delillerle ortaya konulmaktadır. Sorumluluğu bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesini sağlayacağız. Vatandaşlarımız bizi takip etsin ve gelişmeleri an be an devletin kurumlarından almaya devam etsin.“
Fon soruşturması bilancosu
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.
Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek.
Eylül sonu gelmeden önce İstanbul başsavcılığının soruşturmasında şirket ve portföy yöneticileri, eski Merkez Bankası başkan yardımcısı dahil tutuklu sayısı 85’ti.
26 Eylül’de eski aile bakanı ve AK Parti genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin ay başında toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle . 29 Eylül’de İstanbul başsavcılığı, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.
6 Ekim’de Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancının iadesi için başvurdu. İstanbul başsavcılığı, iadeye izin verilmesi için bankalara yazı yazdı.
Fon soruşturmasında adı geçen Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı 6 Ekim’de aracında ölü bulundu. Balcı ve AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı dahil 30 kişinin mal varlığına 30 Eylül’de tedbir kararı getirildi, karar ertesi gün, 1 Ekim’de kaldırıldı.
7 Ekim’de AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler soruşturma için Meclis’te komisyon kurulmasını gereksiz bulduğunu duyurdu: “Yargı çalışıyor.”
8 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 43 bin fon katılımcısının parasının bankalara transfer edildiğini, 9 Ekim’deyse Adalet Bakanı Akın Gürlek 187 milyar liralık haksız fon kazancı tespit edildiğini açıkladı.
13 Ekim’de İletişim Başkanlığı A1, Bulls ve Pardus şirketlerinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 milyar liranın tasfiye sürecinin hafta sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.
14 Ekim’de Şimşek, İstanbul başsavcılığının talebi üzerine yapılan ön inceleme sonucu, eski SPK başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi.
19 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini isterken SPK Başkanı Mahmut Sütcü ‘sağlık sorunları’ gerekçesiyle istifasını sundu.
21 Ekim’de yeni gözaltı kararları çıkarıldı, sonra 36 kişi gözaltına alındı. Karar, Işıklar Enerji ve Yapı Holding A.Ş. (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi A.Ş. (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş. (TRHOL) paylarına ilişkin incelemelerin ardından geldi.
Gözaltına alınanlar arasında Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş ve eski başbakan danışmanı Ertan Aydın da var. Altınbaş ailesinin tüm mal varlığına da el kondu.
22 Ekim’de fon tasfiyesiyle kanun teklifi Meclis’ten geçti. Kanuna göre fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara bu tutarda, 1 milyon lira ve üzerinde olan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek.
23 Ekim’de gözaltındaki 36 kişiden 11’i tutuklandı, beşi serbest bırakıldı.
Aynı gün eski Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik genel müdürü Taha Çakmak gözaltına alındı. 24 Ekim’de aralarında Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş ve Çakmak dahil 15 kişi tutuklandı.
25 Ekim’de yeniden gözaltına alınan eski başbakan başdanışmanı Ertan Aydın ve Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer tutuklandı. 26 Ekim’de Altınbaş Holding’in sahiplerinden Nusret Altınbaş ve SPK eski daire başkanı Erman Çete tutuklandı.
27 Ekim’de Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdülkerim Fırat ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan’ın mal varlığına tedbir konuldu. Üç isim için de tedbir kararı bir gün geçmeden kaldırıldı.
28 Ekim’de Hakan Gövdere ve Rıza Kandemir’in tutuklanmasıyla birlikte toplam tutuklu sayısı 120’ye yükseldi.
31 Ekim’de Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, ‘rüşvet almak’ ve ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla gözaltına alındı.
1 Kasım’da Dünya gazetesinin ortaklarından Umut Güner gözaltına alındı, ev hapsi kararıyla salıverildi.
3 Kasım’da eski Borsa İstanbul genel müdürü Enes Ergun ‘rüşvet almak’tan tutuklandı. Tutuklu sayısı 121′ çıktı.
3 Kasım’da eski SPK başkan vekili Enver Usca, eski SPK üyesi Bülent Murat Haholu, eski SPK Ortaklar Finansmanı Dairesi başkanı Kürşat Sait Bamuçcu, eski SPK Piyasa Gözetim ve Denetim Daire başkanı Ercan Urkan, BDDK Uygulama 4’üncü Daire başkanı Mustafa Alper Taş, Tera Holding İdari İşler direktörü Ümit Sincanlı hakkında gözaltı kararı verildi.