Yirmi yıllık bir araştırma yaşlılık dönemindeki hareket kabiliyetine dair ezber bozan sonuçlar ortaya koydu. Uzmanlar dikkat dağınıklığı anında adım atma hızındaki saniyelik gecikmelerin ölüm riskini yıllar öncesinden tahmin edebildiğini saptadı.
Günlük yaşamın en temel ve otomatik eylemlerinden biri olan yürüyüş, insan sağlığı ve yaşam süresi hakkında sanılandan çok daha derin şifreler barındırıyor. İsrail’de Negev Ben-Gurion Üniversitesi (BGU) tarafından yürütülen ve yaklaşık 20 yıl boyunca katılımcıları takip eden kapsamlı bir bilimsel çalışma, yaşlı yetişkinlerde denge, kas hareketleri ve adım atma hızının hayatta kalma oranlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtladı. Gerontology dergisinde yayımlanan bulgular, tıp dünyasında gelecekteki hasta muayene yöntemlerini kökten değiştirebilecek bir keşif olarak nitelendiriliyor.
Fizik Tedavi Bölümü’nden Profesör Itshak Melzer liderliğinde Soroka Üniversitesi Tıp Merkezi ve Minnesota Üniversitesi uzmanlarının katılımıyla yapılan araştırmada 65 yaş üstü 120 birey 17 yıl boyunca gözlemlendi. Katılımcılara hem sade bir ortamda hem de zihni meşgul eden dikkat dağıtıcı testler esnasında hızla adım atma görevleri verildi.
Ortaya çıkan klinik veriler jeolojik ve nörolojik bir gerçeği tescilledi: Bir kişinin zihni başka bir işle meşgulken, gelen uyarıya karşı adım atma anında yaşadığı her 100 milisaniyelik (saniyenin onda biri) fazladan gecikme, izleme süreci boyunca ölüm riskini yüzde 28 oranında artırıyor. Bilim insanları, sinir iletim hızının sabit kalmasına karşın yaşanan bu gecikmenin, beynin düşünme ile hareket etme arasında çoklu görev yürütmekte zorlanmasından kaynaklandığını ifade ediyor.
Yaşın ilerlemesine bağlı olarak yürüme hızındaki düşüşlerin arkasında karmaşık fizyolojik süreçler yatıyor. Uzmanlar yaşlandıkça baldır kaslarındaki liflerin yapısal olarak bozulduğunu, bunun da adımların kısalmasına ve dolayısıyla genel yürüme temposunun düşmesine yol açtığını belirtiyor.
Aynı zamanda beyindeki motor fonksiyonları yöneten sinir ağlarında sinyal gecikmeleri oluyo ve bu da beyinle kas kütleleri arasındaki koordinasyonu zayıflatıyor. Araştırmada gözleri kapalı şekilde ayakta duran hastaların sallanma oranları da (statik denge) ölçüldü. Bu ölçümün de ölüm oranını tahmin edebildiği, ancak hareket halindeki dinamik adım testleri kadar keskin ve doğru sonuçlar vermediği görüldü.
Araştırma heyeti zayıf hareket yeteneğinin ve bozulan dengenin yaşlılıkta düşme vakalarını ciddi oranda tetiklediğini hatırlatıyor. Yaşlılık döneminde yaşanan düşmeler kemik kırıklarına, hızlı kas kayıplarına ve hayati tehlike arz eden travmatik beyin yaralanmalarına yol açabiliyor. Ancak bilim insanları tespit edilen bu adım atma gecikmelerinin çaresiz bir kader olmadığını da önemle vurguluyor.
Önceki klinik denemeler hedefli denge rehabilitasyonları ve özel nörolojik hareket eğitimleri sayesinde adım başlatma hızının yeniden artırılabileceğini gösterdi. Uzmanlar bu basit adım testinin hastanelerdeki rutin klinik kontrollere dahil edilmesi durumunda, hangi hastaların risk altında olduğunun erkenden saptanabileceğini ve uygulanacak doğru mobilite programlarıyla bireylerin yaşam süresinin uzatılabileceğini belirtiyor.