Lice'de bakır, Tavas'ta kömür madenine karşı direnen iki kadın ve 20 yılı aşkın süredir ekoloji mücadelesi yürüten EGEÇEP platformu Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülü aldı.
Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) İzmir barosu’nun 2000-2002 dönemi başkanı avukat Noyan Özkan anısına verdiği Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülü sahiplerini buldu.
Bireysel ödül Lice’de bakır madenine karşı direnen Azize Alan ile Denizli Tavas’ta kömür madenine karşı mücadele eden Hatice Kocalar’a; kurumsal ödül ise Ege Çevre ve Kültür Platformu’na (EGEÇEP) verildi.
İzmir’de dün akşam düzenlenen törende tutuklu milletvekili avukat Can Atalay’ın mesajı da okundu. Atalay mesajında “Çevre mücadelesi,,yaşam mücadelesi ve özgürlükleri savunmak bir bütündür. Noyan Özkan bunun bilincindeydi. Noyan Özkan’ın anısını sürdürenlere Silivri’den selam olsun” dedi.
Jüri adına konuşan TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukat Çiğdem Baloğlu 23 aday arasından seçim yaptıklarını söyledi. Baloğlu değerlendirmede yalnızca elde edilen sonuca değil mücadelenin hangi koşullarda ve hangi bedeller ödenerek sürdürüldüğüne bakıldığını belirtti. Baloğlu kadınların yaşam mücadelesinde öne çıkmasının yalnızca bir çevre meselesine işaret etmediğini belirterek bunun “kendi yurdunda var olma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluk iradesi” olduğunu söyledi. Yargı süreçlerinin de zaman zaman hak arama yollarında baskı ve yıldırma aracına dönüşebildiğine dikkat çeken Baloğlu, hukukun araçsallaştırılmasına karşı çıkmanın yaşamı savunmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Diyarbakır Lice’de bakır madenine karşı mücadele eden Azize Alan törende yaptığı konuşmada “Madene ben her zaman karşıyım. Türkiye’nin dört bir yanında da olsa madenciye karşı giderim” dedi.
Denizli Tavas’taki Avdan yöresinde kömür madenciliğine karşı mücadele eden Hatice Kocalar da maden politikalarına tepki göstererek “Maden yasası bütün Türkiye’de bitsin. Üç şirket yüz insan çalıştıracak diye milyonlarca insan kanserden mi ölecek” diye sordu.
EGEÇEP adına ödülü alan EGEÇEP eşsözcüleri Seher Gacar ve Süleyman Eryılmaz da ödülün kendileri için aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu söyledi.