İstanbul bir felaketi yaşadı, yenisine hazırlanıyor

İstanbul'da çarşamba günü metrekareye 242 kilo yağmur düştü, bu 100 metrekarelik bir çatıya 24 ton su düşmesi anlamına geliyor. Üstelik yağmur bitmedi. Karadeniz'deki buharlaşma, Balkanlardan gelen soğuk hava ve nemi taşıyan poyraz birleşince cuma ve cumartesi de büyük yağış bekleniyor.

Çevre 15 Ekim 2026

İstanbul’da çarşamba sabah saatlerinden itibaren etkili olan şiddetli yağış, kent genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Çok sayıda dere taştı, yollar su altında kaldı, araçlar sel sularına kapıldı ve bazı vatandaşlar mahsur kaldı. Okullar perşembe ve cuma günü tatil edildi, valilik vatandaşlardan çok gerekli olmadıkça evlerinden çıkmamalarını istedi.

Yaşanan su baskınlarında Fatih’te bir çocuk elektrik akımına kapılarak, Sarıyer’de ise sel sularını aşmaya çalışırken düşen bir kişi hayatını kaybetti. Perşembe günü yağmurun duraklaması bir cesedin daha bulunmasına yardımcı oldu. Kağıthane’de dere kenarındaki köprünün ayağında bir erkek ölü bulundu. 40’lı yaşlardaki kişinin sel sularına kapılarak bölgeye sürüklendiği düşünülüyor.

Kısa süre sonra İstanbul Valiliği sel nedeniyle ölü sayısının üç yükseldiğini, dört kişinin arandığını açıkladı.

Yağış geri geliyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM), yaşanan afetin ardından haftalık hava tahmin raporunu yayımladı. Rapora göre kentte soğuk ve yağışlı hava yeni haftanın başına kadar etkili olacak. Özellikle 17 Ekim Cumartesi günü kuvvetli sağanak beklenirken yağış miktarının metrekareye 30 ila 60 kilogram arasında değişebileceği belirtildi.

AKOM’un meteorolojik değerlendirmelerine göre bugün yağışların özellikle Anadolu Yakası ve Boğaz çevresinde etkisini sürdürmesi bekleniyor. Cuma sabahı saat 10.00’a kadar bazı bölgelerde metrekareye 50 ila 75 kilogram ilave yağış düşebileceği tahmin ediliyor. Rüzgarın hızının ise saatte 50 ila 80 kilometreye ulaşabileceği öngörülüyor.

16 Ekim Cuma günü çok bulutlu ve sağanak yağışlı havanın etkili olması bekleniyor. Gün boyunca metrekareye 15 ila 30 kilogram yağış düşebileceği, sıcaklıkların ise 11 ila 14 derece arasında olacağı öngörülüyor.

Esas yağış cumartesi günü

AKOM’un tahminlerine göre 17 Ekim Cumartesi günü İstanbul’da yağışların şiddetini artırması bekleniyor. Kent genelinde kuvvetli sağanak öngörülürken metrekareye düşecek yağış miktarının 30 ila 60 kilogram aralığına ulaşabileceği bildirildi. Cumartesi günü hava sıcaklığının en düşük 11, en yüksek 15 derece olması bekleniyor.

Raporun genel değerlendirmesinde rüzgarın poyraz ve yıldız yönlerinden zaman zaman fırtına şeklinde eseceği, hızının saatte 40 ila 75 kilometreye ulaşabileceği belirtildi. Nem oranının ise yüzde 65 ila 95 arasında değişeceği tahmin ediliyor.

18 Ekim Pazar ve 19 Ekim Pazartesi günlerinde yağış beklenmezken parçalı bulutlu havanın etkili olacağı öngörülüyor. Soğuk hava sisteminin pazartesiye kadar bölgede etkisini sürdürmesi, sıcaklıkların ise mevsim normallerinin altında kalması bekleniyor. Salı ve çarşamba günlerinde İstanbul’da yeniden aralıklı yağmur geçişleri görülebileceği tahmin ediliyor.

1911’den beri en yüksek yağış

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı’nda 15 Ekim’de ölçülen 129,6 milimetre yağış, 1911-2026 döneminin en yüksek üçüncü günlük yağış miktarı olarak kayıtlara geçti.

Enstitüden yapılan açıklamaya göre, meteoroloji istasyonunda kaydedilen en yüksek günlük yağış miktarı, 20 Temmuz 1951’de 165,8 milimetre, ikinci en yüksek miktar ise 3 Ekim 1942’de 131,3 milimetre olarak ölçüldü.

Yalnızca ekim aylarına ait veriler değerlendirildiğinde 15 Ekim’de ölçülen 129,6 milimetre yağış miktarı, tarihsel kayıtlardaki en yüksek üçüncü günlük yağış olarak belirlendi.

Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı’nın 1911’den bugüne uzanan gözlem arşivinde, günlük 100 milimetre ve üzerindeki yağışlar 13 farklı tarihte kaydedildi.

Aylık toplam yağışın 3,5 katı bir günde yaşandı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, AA muhabirine, kentin özellikle kuzey ilçelerinde yaşananların, bölgenin kendi imkanlarıyla baş edemeyeceği bir tablo ortaya çıkardığını söyledi.

Aynı gün, aynı kentteki farklılıkların, afetin oluşumunda yağışın miktarının yanı sıra düştüğü yerin özelliklerinin ve kentteki altyapının da belirleyici olduğunu gösterdiğini belirten Kadıoğlu, “14 Ekim saat 23.03 itibarıyla son 24 saatlik ön yağış verilerine göre İstanbul’un Beykoz ilçesinde metrekareye 230,3 kilogram yağış düştü. Bu miktar, kentin ekim ayı ortalama toplam yağışı olan 66,3 kilogramın neredeyse 3,5 katına karşılık geldi.” diye konuştu.

Kuzey ilçelerinde kısa sürede düşen şiddetli yağışın etkisine dikkati çeken Kadıoğlu, bu nedenle kent geneline tek bir sarı uyarı vermenin riskin yerini ve şiddetini anlatmaya yetmeyeceğini vurguladı.

Yağış miktarının, metrekareye düşen suyun yüksekliği üzerinden ölçüldüğüne işaret eden Kadıoğlu, “1 milimetre yağış, metrekareye 1 litre, yani 1 kilogram su düşmesi demektir. Metrekareye 100 kilogram yağış, suyun akmadığı ve sızmadığı durumda 10 santimetre yüksekliğinde bir tabaka oluşturur. Beykoz’da ölçülen yağış, 100 metrekarelik bir çatıya yaklaşık 24 ton su düşmesi anlamına geliyor.” bilgisini verdi.

“İklim değişikliği tehlikeyi büyütüyor, afeti biz büyütüyoruz”

Rekor yağışın ardındaki etkenlerden bahseden Kadıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İstanbul’daki şiddetli yağışta Karadeniz’in yaklaşık 19,5-20 dereceye ulaşan su sıcaklığının, Balkanlar’dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazla birleşmesi etkili oldu. Sıcak denizler atmosfere nem sağlayarak kuvvetli yağışları besleyebilir ancak tek bir yağış olayını doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için özel bir atıf çalışması yapılması gerekir. İklim değişikliği aşırı hava olaylarının şiddetini artırabilir. İklim değişikliği olmasaydı da dere yatağına yapılmış bina su alacaktı, bodrumdaki pano yine elektrik verecekti, alt geçit yine dolacaktı. İklim değişikliği tehlikeyi bir miktar büyütüyor, afeti biz büyütüyoruz. El Nino da İstanbul’daki yağışın doğrudan nedeni olarak gösterilemez.”

Kadıoğlu, beton ve asfalt yüzeylerde yağışın neredeyse tamamının toprağa sızamadan yüzey akışına geçtiğine ve yerçekimiyle en alçak noktalara, dere yataklarına, alt geçitlere ve bodrum katlara aktığına değindi.

Aşırı yağışın tek başına afete neden olmadığını, yanlış arazi kullanımı, dere yataklarındaki yapılaşma, yetersiz altyapı ve geciken idari kararların zararı büyüttüğüne işaret eden Kadıoğlu, “Yağmur bir tehlike. Afet, o tehlikenin bizim hazırlıksız, yanlış yere kurulmuş ve yanlış işletilen kentimizle buluştuğunda ortaya çıkan sonuçtur. Bu tanıma göre İstanbul’da yaşananlar yerel ölçekte bir afettir. Ama ‘doğal afet’ demeyelim. Yağmur doğaldır, afet insan yapısıdır.” ifadelerini kullandı.

“Yağmur suyu ve atık su hatları birbirinden ayrılmalı”

İstanbul’daki taşkınların meteorolojik koşulların yanı sıra havzanın yapısı ve insan müdahalesiyle şekillendiğini anlatan Kadıoğlu, dere yataklarının yol, otopark ve konut alanlarına dönüştürülmesinin riski artırdığına dikkati çekti.

İstanbul’da yağmur suyu ve atık su sistemlerinin büyük ölçüde birleşik çalışmasının da sorun oluşturduğuna değinen Kadıoğlu, aşırı yağışlarda kanalizasyonun geri tepebildiğini ve bodrumlara giren suyun sağlık riski oluşturduğu uyarısında da bulundu.

Kadıoğlu, altyapı çözümlerinin yalnızca daha büyük borular döşemekle sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:

“Üstü kapatılarak yol, otopark ve konut alanlarına dönüştürülen dereler yeniden açılmalı, dere yataklarını daraltan dolgular kaldırılmalı. Çatı suları depolanmalı, parklar ve meydanlar yağış sırasında suyu geçici olarak tutabilecek şekilde tasarlanmalı. Yağmur suyu ve atık su hatları birbirinden ayrılmalı. Taşkın haritaları hazırlanmalı ve bu haritalar dikkate alınmadan riskli alanlarda yapılaşmaya izin verilmemeli. Sorun yalnızca boruların yetersizliği değil, suyun doğal akış yollarının kapatılması ve kentlerin buna göre planlanmamasıdır.”

Elektrik panoları ve jeneratörlerin taşkın seviyesinin üzerine alınmasını, riskli alanlardaki bodrum kullanımının sınırlandırılmasını ve otopark girişlerinde su bariyerleri kurulmasını öneren Kadıoğlu, taşkın tehlike haritalarına dayalı bir “sel yapı yönetmeliği” hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Vatandaşların adresleri üzerinden taşkın riskini öğrenebileceği haritaların yayımlanmasını isteyen Kadıoğlu, alt geçitlerde su seviyesi 15 santimetreye ulaştığında otomatik kapanan bariyerler ve dere kenarlarında erken uyarı sistemleri kurulması önerisinde bulundu.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.