Aliyev’in katılmadığı TDT Zirvesi’ni Erdoğan açtı: ‘Ayrılığa gayrılığa, ihtilafa yer yok’

Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in katılmadığı ve Türkiye'nin başkanlığı Azerbaycan'dan devraldığı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi'nin 13'üncü zirvesinde konuştu.

Dünya 30 Ekim 2026

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi Devlet Başkanları Konseyi Toplantısı’nın açılışında konuştu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılmadığı zirvede yaptığı konuşmada Erdoğan  “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz” dedi.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Devlet Başkanları, Sayın Genel Sekreter, kıymetli heyet üyeleri; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Türk Devletleri Teşkilatımızın 10’uncu zirvesi münasebetiyle siz kıymetli kardeşlerimi Ankara’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Dün Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü sizlerin katılımıyla, büyük bir gurur ve coşkuyla idrak ettik. Bugün ise kardeş Türk devletlerinin liderleri olarak müşterek geleceğimizi konuşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Öncelikle Cumhuriyet Bayramı sevincimizi paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Dün açılışını birlikte yaptığımız Türk Devletler Teşkilatı Medeniyet Parkı, sizlerin de özel hediyeleriyle aramızdaki birlikteliği daha da kökleştirmiştir. Dün ve bugün verdiğimiz aile fotoğrafı; hem geçmişimize duyduğumuz sadakatin hem de ortak geleceğimizi birlikte inşa etme irademizin sembolü olmuştur.

Değerli kardeşlerim; zirvemizin temasını merhum Gaspıralı İsmail Bey’den ilhamla ‘Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ olarak belirledik. Bize göre dilde birlik; ortak hazinemizi yaşatmak, geliştirmek ve birbirimizi aracısız anlayabilmektir. Fikirde birlik; ortak hedefler etrafında kenetlenmek ve müşterek bir strateji geliştirebilmektir. İşte birlik ise sözümüzü eyleme, irademizi esere, kararlarımızı neticeye dönüştürebilmektir.

Bu anlayışla Türkiye olarak teşkilatımızın dönem başkanlığını bugün Azerbaycan’dan devralıyoruz. Azerbaycanlı kardeşlerimize dönem başkanlıkları boyunca gösterdikleri çabalar dolayısıyla teşkilatımız adına tebriklerimi iletiyorum.

İnşallah dönem başkanlığımızda teşkilatımızın bugüne kadar oluşturduğu kurumsal birikimi daha somut kazanımlara tahvil etmeyi hedefliyoruz. Kardeşlik bağlarımızı pekiştirecek şekilde ortak dilin yaygınlaştırılması, spor başta olmak üzere kültürel etkinliklerin desteklenmesi, ülkelerimiz arasında seyahatlerin kolaylaştırılması gibi alanlarda ilerleme kaydedelim diyoruz.

Türk dünyasının geleceğini inşa ederken aile kurumunun güçlendirilmesine ve kadınların toplumlarımızdaki rolünün desteklenmesine önem veriyoruz. Aile ve Kadın Konseyi Yüksek Onur Kurulu’nun ilk toplantısını eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde yapmasından büyük memnuniyet duyuyorum.

Şunu burada altını çizerek vurgulamak isterim. Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz. Bu noktada aile meclisimizin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile temaslarını artıracağına inanıyorum. Bu vesileyle Türkmenistan’ın çalışmalarımıza sunduğu katkıları da takdirle karşıladığımızı vurgulamak istiyorum. Serdar kardeşimin dinamik liderliğinde Türkmenistan’ı en kısa zamanda tam üye olarak aile meclisimizde görmeyi temenni ediyoruz.

Kıymetli dostlarım; barış ve istikrarın hâkim olduğu bir Güney Kafkasya, bölge ülkeleriyle birlikte bütün Türk dünyasına önemli fırsatlar sunacaktır. Azerbaycanlı kardeşlerimizin Ermenistan’la yürüttüğü temasları destekliyor, kalıcı barış için elimizden gelen katkıyı sunmaya devam edeceğimizi ifade ediyorum. Bölgemizde yaşanan ihtilafların hiçbir tarafa kazanç getirmediği gibi küresel ekonomi, ticaret ve enerji piyasaları üzerinde ağır sonuçları olmaktadır. İran’la son dönemde tekrar artan tansiyonun silahlar yerine diplomasiye tahvil edilmesi temennimizdir.

Kanayan yaramız olan Filistin meselesinin adil çözümü için Türk devletleri olarak daha fazla çaba göstermemiz gerektiği kanaatindeyim. Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imar çalışmalarının bir an evvel başlatılması için gerekli katkıyı sağlamalıyız. 1967 sınırları temelinde ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesine destek vermeyi sürdürmeliyiz.

Kıymetli kardeşlerim; mazimiz gibi istikbalimiz, sıkıntılarımız gibi başarılarımız da ortaktır. Her bir üyemizin millî hassasiyetlerini gözeterek kazan-kazan anlayışıyla ortak çıkarlarımızı büyütmeye gayret etmeliyiz. Ben inanıyorum ki Türk dünyasını doğudan batıya uzanan güçlü bir ticaret, ulaştırma ve enerji merkezine dönüştürmek bizlerin elindedir.

Trans Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru, yarının ticaretine yön verecek stratejik bir hattır. Türkistan’daki buluşmamızda ifade ettiğimiz üzere siber güvenlik; kara, hava ve deniz güvenliğimiz kadar hayatidir. Siber güvenlik ve siber iş birliği mutabakatının en kısa sürede imzalanarak hayata geçirilmesini bekliyoruz.

Uzay alanında ortak uydu projemizin hızlandırılması önceliklerimiz arasında olmayı sürdürüyor. Ortak bir dijital ticaret platformu üzerinden ülkelerimizin pazarlarını tek bir çatı altında buluşturabiliriz. Oğuz, Kıpçak ve Karluk dil gruplarını kapsayacak Büyük Türk Dili Modelinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara bütün üye ülkelerimizin katkı sunmasını bekliyoruz.”

Erdoğan makale yazdı: Dayanışma zaruret

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi için kaleme aldığı makale üye ve gözlemci ülkelerin önde gelen medya kuruluşlarında yayımlandı.

“Türk Dünyası Yüzyılı: Dayanışmadan Bütünleşmeye” başlıklı makale Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkmenistan ve Macaristan’da aynı gün yayına girdi.

Ankara’da düzenlenen zirve öncesinde yayımlanan makaleye “Türk dünyasının birliği, ortak tarihimizden devraldığımız köklü mirasın ve müşterek istikbalimizi şekillendirme irademizin en güçlü tezahürüdür.” ifadeleriyle başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlar boyunca farklı coğrafyalarda, nice imtihanlardan geçen kardeş halklarımızı birbirine bağlayan gönül köprüleri, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında siyasi, beşeri, ekonomik ve kültürel dayanışmamızın sağlam temellerini oluşturuyor. Türk dünyasının sahip olduğu büyük potansiyeli ortak hedefler doğrultusunda harekete geçirmek, birliğimizi somut kazanımlarla tahkim etmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türk dünyası bırakmak hepimizin tarihi mesuliyetidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Zirvesi’nin önemine ve Türkiye’nin devralacağı dönem başkanlığına da dikkati çeken Erdoğan “Ankara’da ‘Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ temasıyla gerçekleştireceğimiz Türk Devletleri Teşkilatının 13’üncü Zirvesini, bu müşterek iradenin daha da pekişeceği önemli bir buluşma olarak görüyorum. Zirveyle birlikte, Can Azerbaycan’dan devralacağımız dönem başkanlığını, Türk dünyasının ortak hedeflerine ulaşması ve Teşkilatımızın kurumsal gücünün artırılması bakımından tarihi bir sorumluluk olarak değerlendiriyorum.” ifadelerini kullandı.

İsmail Gaspıralı’nın miras bıraktığı birlik ülküsünün bugün Türk Devletleri Teşkilatının faaliyetlerine istikamet çizen bir ilham kaynağı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nahçıvan’da atılan temeller üzerinde yükselen Teşkilatın ortak tarih ve kültürden aldığı güçle her geçen gün daha etkili bir yapıya kavuştuğunu kaydetti.

Erdoğan, kardeşliği gelecek nesillere taşıyacak güçlü kurumlarla tahkim etmenin ve ortak iradeyi projelerle kalıcı kazanımlara dönüştürmenin zamanının geldiğinin altını çizdi.

“Türk devletlerinin dayanışması stratejik bir zaruret haline gelmiştir”

Dünya siyasetinde yaşanan değişime ve Türk devletleri arasındaki dayanışmanın önemine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Dünya siyaseti köklü bir değişimden geçiyor. Uluslararası sistemin adalet ve güveni tesis etmekte zorlandığı, savaşların ve krizlerin geniş coğrafyaları etkilediği bir dönemde Türk devletlerinin dayanışması stratejik bir zaruret haline gelmiştir. Ortak irade etrafında kenetlenen Türk devletleri, en çetin sınamaları aşacak ve kendi istikballerini tayin edecek kudrete sahiptir. Türk dünyasının birliğinin temeli, her bir kardeş ülkemizin egemenliğine, bağımsızlığına ve milli iradesine duyulan saygıdır. Bu birlik, ortak değerler kadar karşılıklı güven ve menfaatler üzerinde yükselecektir.”

“Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesi önceliklerin başında geliyor”

Makalesinde Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun sunduğu fırsatlara işaret ederek, şöyle devam etti:

“Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesi, Teşkilatımızın önümüzdeki dönemde üzerinde hassasiyetle durması gereken önceliklerin başında geliyor. Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru, bu bakımdan tarihi bir fırsat sunuyor. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin yeniden şekillendiği günümüzde Türk coğrafyası, küresel ulaştırma ve lojistik ağlarının önemli merkezlerinden biri olma imkanına sahiptir. Demir yollarımızı, limanlarımızı, kara yolu bağlantılarımızı ve gümrük sistemlerimizi birbirini tamamlayan bir bütün olarak geliştirmekteyiz. Hazar’ın iki yakasını birbirine bağlayan her yatırım, kardeş ülkelerimiz arasındaki ticareti büyütecek ve ortak refahımıza katkı sağlayacaktır.

Bu amaçla Türk Yatırım Fonunu daha etkin kullanacak, ülkelerimiz arasındaki ticaretin önündeki engelleri el birliğiyle aşacak, üretim ve yatırımda birbirimizin gücüne güç katacağız. Enerji kaynaklarımızı, yenilenebilir enerji potansiyelimizi ve iletişim altyapımızı müşterek hedefler doğrultusunda en etkin şekilde değerlendireceğiz. Türk dünyasının dört bir yanındaki imkanları aynı istikamette harekete geçirerek üretimde, ticarette ve teknolojide elde ettiğimiz kazanımları hep birlikte büyüteceğiz.”

“Birliğimizin en kıymetli dayanağı ortak medeniyet şuurumuzdur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik alanda tesis edilen dayanışmanın güvenlik sahasında da kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, terörizm, sınır aşan suçlar, siber tehditler ve doğal afetler karşısında imkanların birleştirilerek birlikte hareket etme kabiliyetinin geliştirileceğini bildirdi.​​​​​​​

Erdoğan, savunma sanayisinde tecrübelerin buluşturulacağını, yerli ve milli teknolojilerin geliştirilerek müşterek üretim kapasitesinin artırılacağını vurguladı.

Türk dünyasının ortak tarihi ve kültürel mirasının önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Birliğimizin en kıymetli dayanağı ise ortak medeniyet şuurumuzdur. Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmeti, Ali Şir Nevai’nin kelamı, Nizami Gencevi’nin irfanı, Mahtumkulu Firaki’nin mısraları, Yunus Emre’nin gönül dili ve Cengiz Aytmatov’un kalemi aynı büyük medeniyetin coğrafyaları aşan zenginliğinin geleceğine ışık tutan nişaneleridir.” ifadelerini kullandı.

“Ortak Türk alfabesi konusunda ortaya konulan irade, kültürel yakınlaşmamız bakımından tarihi bir adımdır.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu adımı eğitim, bilim, yayıncılık ve dijital teknolojiler alanındaki işbirliklerimizle daha da ileriye taşıyacağız. Gençlerimizin kardeş ülkelerde eğitim almasını teşvik edecek, üniversitelerimizi ve bilim insanlarımızı buluşturacak ve Türk dillerinin yapay zeka çağında hak ettiği yeri almasını sağlayacağız. Bilgimizi, birikimimizi ve imkanlarımızı bir araya getirerek Türk dünyasının geleceğini el birliğiyle şekillendireceğiz.”

“Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı sürdürüyoruz”

umhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde Kıbrıs Türk halkının haklarının korunmasına ve Türk Devletleri Teşkilatıyla ilişkilerinin güçlendirilmesine ilişkin şunları kaydetti:

“Bu köklü medeniyetin bizlere yüklediği sorumluluk, kardeşliğimize her şart altında sahip çıkarak birbirimizin hak ve hukukunu korumaktır. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da bu anlayışla sürdürüyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Teşkilatımızdaki gözlemci statüsünün sağladığı imkanların geliştirilmesine ve kardeş ülkelerle bağlarının güçlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı haksız izolasyonların sona erdirilmesi, egemen eşitliklerinin ve eşit uluslararası statülerinin kabulü yönündeki kararlı duruşumuzu muhafaza edeceğiz.

Türk Devletleri Teşkilatının güçlenmesi, ortak coğrafyamızda barışın ve karşılıklı güvenin pekişmesine de hizmet edecektir. Teşkilatımız, işbirliği ve dayanışmayı esas alan yaklaşımıyla bölgesel ve küresel istikrara katkı sunmayı sürdürecektir. Türk Devletleri Teşkilatının önündeki asıl vazife, ortak irademizi ekonomik, siyasi, kültürel ve teknolojik alanlarda kalıcı başarılara dönüştürmektir. Gücümüz, ortaya koyduğumuz büyük hedeflerin kardeş halklarımızın huzuruna, refahına ve kalkınmasına somut kazanımlar olarak yansımasıyla daha da pekişecektir.”

“21’inci yüzyılın ‘Türk Dünyası Yüzyılı’ olacağına yürekten inanıyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesini şu ifadelerle tamamladı:

“21’inci yüzyılın ‘Türk Dünyası Yüzyılı’ olacağına yürekten inanıyorum. Ankara Zirvesi bu hedef doğrultusunda yeni ufuklar açacak, Teşkilatımızın uluslararası alandaki etkinliğini artıracak ve kardeş ülkelerimiz arasındaki dayanışmayı daha da perçinleyecektir. Asırlardır gönüllerimizde yaşattığımız birlik ülküsünü kalıcı eserlerle taçlandırmak ve gelecek nesillere her bakımdan daha kudretli bir Türk dünyası mirası bırakmak en büyük vazifemizdir.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.