İsrail seçimi belirsizlikle bitti, Amerikan seçiminin sonucu ne olursa olsun İran yöneticileri kendileri açısından sonucun değişmeyeceğini düşünüyor ve savaşa hazırlanıyor. Son dakika barış çabalarında ise fazla bir gelişme yok şimdiye kadar. The New York Times taraflarla konuştu ve yazdı.
Hem İsrail hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen kritik seçimlerin ardından önümüzdeki aylarda bu iki ülkeyi yönetecek güç dinamiklerine dair belirsizlik sürüyor.
Ancak analistlere göre İranlı liderler bu seçim yarışlarını yakından takip ediyor ve sonuç ne olursa olsun yeni bir çatışma dalgasına karşı hazırlık yapıyor.
İsrail’de bu hafta yapılan genel seçimler, ne Başbakan Binyamin Netanyahu’nun aşırı sağcı ittifakının ne de ülkenin eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki ana muhalefet blokunun hükümet kurmaya yetecek oya ulaşamadığını gösterdi. Bu durum haftalar sürecek bir belirsizlik sürecinin kapısını araladı.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ise Demokratlar, önümüzdeki hafta yapılacak ara seçimlerde en azından Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçirme konusunda güçlü bir konumda görünüyor. Ancak elde edecekleri zaferin net boyutu ve Senato’da çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacakları, Başkan Trump’ın İran ile savaş da dahil olmak üzere izlediği politikalara fren basıp basamayacaklarını belirleyecek.
The New York Times’ın haberine göre, Tahran yönetimi, İsrail’de ya da ABD Kongresi’nde kontrolü kim elinde tutarsa tutsun yeni saldırılar bekliyor ve Trump yönetiminin bir barış anlaşması imzalamak için öne sürdüğü taviz şartlarını kabul etmeye pek yanaşmıyor.
Cumartesi günü İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin üst düzey liderleriyle bir araya geldiğini ve “maksimum caydırıcılık” sağlamak amacıyla her türlü veya seviyedeki tehdide derhal karşılık verilmesi talimatını ilettiğini belirtti. Hamaney ayrıca komutanlara, ABD ve İsrail’e ait her türlü unsuru hedef almaya hazır olmaları yönünde talimat verdi.
Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli İran Analisti Hamidreza Azizi, İran hükümetine ilişkin değerlendirmesinde, “Zaten birkaç haftadır yeni bir savaş dalgası bekliyorlardı ve hazırlıklarını da buna göre yapıyorlar,” ifadelerini kullandı.
Tahran’daki Arap İran Araştırmaları Merkezi Direktörü Muhammed Saleh Sedghian, İran’ın İsrail’de Netanyahu’nun iktidardan düşmesinden memnuniyet duyacağını belirtti. İsrailli lider, bu yıl Trump’ı İran’a saldırmaya ikna etmede rol oynamış ve seçim öncesinde İran’a yönelik yeni hava saldırıları düzenlemeyi hedeflemişti. Ancak Sedghian’a göre İranlı liderler, başbakan değişiminin İsrail politikasında temel bir kaymadan ziyade yalnızca kısa vadeli bir etki yaratacağına inanıyor.
Sedghian, “İran ve İsrail’in birbirlerine yönelik politikaları, 1980’lerden bu yana İsrail’de hangi hükümet iş başında olursa olsun çizgisini korudu,” diyerek ekledi: “Olası değişiklikler stratejik olmaktan ziyade geçici olacaktır.”
Analist Azizi ise İsrail’deki seçim sonuçlarının nasıl şekilleneceğine dair çeşitli senaryolar bulunduğunu ancak “İsrail ile İran arasındaki düşmanlıkta temel bir değişim beklenmemesi gerektiğini” ifade etti.
Eisenkot veya başka bir muhalefet lideri iktidara gelip İsrail’i topyekün bir savaş yerine yeniden örtülü operasyonlar yürütmeye yöneltse bile, İran’ın yanıtı yine de gerilimi tırmandırıcı nitelikte olabilir.
Azizi, “İslam Cumhuriyeti’nin stratejik düşüncesinde önemli bir kırılma yaşandı. Bu kırılma, her şeyden önce daha fazla risk alma arzusunu ve uzun süredir uygulanan ‘stratejik sabır’ politikasından uzaklaşmayı içeriyor,” değerlendirmesinde bulundu. “Sonuç olarak İran, İsrail’in dolaylı operasyonlarına doğrudan askeri eylemlerle yanıt vermeye devam edebilir.”
Söz konusu ABD olduğunda İranlı liderler, artan benzin fiyatları da dahil olmak üzere savaşın getirdiği maliyetlerin Trump’ın popülaritesini ve Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerdeki şansını nasıl etkilediğinin gayet farkında. Tahran’ın değerlendirmesine göre, İran ile yapılacak bir anlaşma Trump’a siyasi avantaj sağlayacak ve bu durum savaşı sonlandırmaya yönelik her türlü müzakerede Tahran’a koz kazandıracak. Diğer taraftan İran, kötüleşen enflasyon da dahil olmak üzere ağır maliyetler ödemiş olsa da liderleri duruşlarını değiştirmiş değil.
Üst düzey Ulusal Güvenlik Danışmanı Muhsin Rızai’ye yakın olduğu belirtilen analist Mustafa Nejefi, Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, Cumhuriyetçilerin Kongre kontrolünü elinde tutmak için zorlu bir mücadele verdiği ara seçimler öncesinde Trump yönetiminin İran ile anlaşma arayışında olduğunu yazdı.
Nejefi, “Anlaşmayı seçimler için bir koz olarak kullanmak istiyorlar ve nükleer tavizlerin de seçim öncesi anlaşmanın parçası olması konusunda ısrar ediyorlar; Tahran ise bunu kabul etmiyor,” diye yazdı. “Önümüzdeki iki gün içinde bir anlaşmaya varılamazsa, seçimlerin ilk haftasında atmosfer muhtemelen çatışmaya doğru kayacaktır.”
Geçtiğimiz hafta, konuya yakın kıdemli bir ABD’li ve İranlı yetkilinin aktardığına göre, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yeni bir kapsamlı barış görüşmesi turu önermek üzere üst düzey bir İranlı yetkiliye mektup gönderdi. Vance,İran’ın seçilmiş hükümetini ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ı bypass ederek mektubu doğrudan Güçlü Devrim Muhafızları Ordusu’nun uzun süreli eski komutanı Rızai’ye iletti. Rızai ile temas kurulması, Trump yönetiminin anlaşmaya karşı çıkan şahinler üzerinde nüfuzu olan bir İranlı yetkiliyle doğrudan muhatap olma ihtiyacını yansıtıyor.
İran devlet yayın organının bildirdiğine göre Cuma günü bir Katar heyeti temaslarda bulunmak üzere Tahran’a ulaştı. Katar, İran ile ABD arasındaki görüşmelerde arabuluculuk yürütüyor. Aynı gün Mekke Paktı’na üye üç ülkenin, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın en üst düzey temsilcileri de Tahran’a gelip Rızai ile görüştü. Bu görüşmelerin ardından da Rızai ülkenin dini lideri Mücteba Hamaney’le görüşme yaptı. Hamaney, iki ucu da açık, tam ne anlama geldiği kestirilemeyen bir açıklama yaptı bu görüşmenin ardından.
Al Jazeera’nin haberine göre Cumartesi günü İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İranlı diplomatların Katar’ın Doha kentinde arabulucularla bir araya geldiğini doğruladı. Haberde Arakçi’nin İran’ın nükleer programa ilişkin teklifleri incelediğini belirttiği ve Vance’ten gelen mektubu “olumlu bir adım” olarak nitelendirdiği kaydedildi.
Son dönemde hız kazanan diplomasi trafiği kritik bir momentte gerçekleşiyor. ABD’li yetkililerin ve istişareler hakkında bilgilendirilen kaynakların aktardığına göre, Trump muhtemelen ara seçimlerin ardından İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatıp başlatmamayı değerlendiriyor ve ABD ile İsrail yeni saldırılar için somut planlar hazırlamış durumda. Ancak ABD ile İran’ın nihai bir anlaşmaya varabilmesi için aşılması gereken büyük engeller bulunuyor.
Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden İran uzmanı Mehrzad Boroujerdi, “İki taraf; Hürmüz Boğazı, yaptırımların kaldırılması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi ve İran’ın nükleer taahhütlerinin kapsamı da dahil olmak üzere birçok kritik konuda birbirinden oldukça uzak noktada,” dedi. “Benim izlenimim, Tahran’ın bir yandan aralıklı diplomatik müzakereleri sürdürürken diğer yandan elinden gelen en iyi şekilde olası bir çatışma sürecine hazırlık yapacağı ikili bir strateji izleyeceği yönünde.”
Nejefi, Çarşamba günkü paylaşımında İran’ın herhangi bir geçici anlaşmayı kabul etmeden önce “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrarcı olduğunu” belirtti. İranlı yetkililer son bir ayda bu şartlara sıkça değinmekle birlikte bunların ne olduğunu tam olarak açıklamadı; ancak bunları yeni görüşmelerin veya İran’ın güney kıyısındaki kritik sevkiyat yolu olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının ön koşulu olarak sundular.
Nejefi, The New York Times’a gönderdiği sesli mesajda şartların şunları içerdiğini belirtti: ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını ve İran petrol satışlarındaki yaptırımları kaldırması; İsrail’in Hizbullah ile savaştığı Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşı sona erdirmesi; dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim hakkının kabul edilmesi.
Nejefi, “İran bunları Amerikan tarafına Hürmüz Boğazı’nın açılması için ön koşul olarak sundu,” dedi. “Amerikan tarafı önce bu ön koşulları yerine getirmeli, ardından müzakereler ana aşamaya geçecektir.”
İki taraf arasında kalıcı bir anlaşma olasılığı konusunda derin bir karamsarlık dile getiren Nejefi, İranlı yetkililerin Amerikan niyetlerine veya vaatlerine hiç güvenmediğini de sözlerine ekledi:
“Burada ABD ile teatisi yapılan mesajlara derin bir şüpheyle bakılıyor. İran-ABD ilişkileri konusu o kadar karmaşık bir hal aldı ki, İran nükleer müzakereleri kabul edip tavizler verse bile, iki ülke arasındaki bu kördüğümün anlamlı bir çözüme ulaşması veya kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanması son derece düşük bir ihtimal.”